"Duygu Sedefoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Duygu Sedefoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Duygu Sedefoğlu

“Kız çocuğu pembe, erkek çocuğu mavi giyer”

Bu haftaki röportaj konuğum Şükran Isınlık Veziroğlu… Çocuk kıyafetleri üzerine “Le Petitos” markasını kurup, farklı tasarımlarıyla da 3-5 ay içinde ciddi yol almış genç bir girişimci.

“Kız çocuğu pembe, erkek çocuğu mavi giyer”

Fotoğraf: Ali GÜLERYÜZ

 

 

 

 

Bu haftaki röportaj konuğum Şükran Isınlık Veziroğlu… Çocuk kıyafetleri üzerine “Le Petitos” markasını kurup, farklı tasarımlarıyla da 3-5 ay içinde ciddi yol almış genç bir girişimci.

 

Her şey çocuğuna “pembe” giydirmek istememesiyle başlıyor. Yani girişimcilik ruhu o evrede devreye giriyor. İkinci doğumundan sonra da markasını kuruyor, instagram üzerinden de satış yapıyor. İnanılmaz çalışkan, mütevazı ve de enerjisi yüksek bir kadın… Buyurun başarı hikâyesini beraber okuyalım.

 

 

Şükran Isınlık Veziroğlu kimdir?

1985 Mersin doğumluyum. İlköğretimimi Mersin’de tamamladım. Sonra da Ankara’da Bilkent Üniversitesi, Güzel Sanatlar ve Mimarlık Fakültesi’nden mezun oldum.

 

Yaptınız mı mesleğinizi?

Bir süre Ankara’da mimarlık ofislerinde çalıştıktan sonra Mersin’e dönüp aile şirketimizde çalışmaya başladım. Hem mimarı projeleri yapıp hem de mobilya tasarımı yaptım.

 

Sonra?

Sonra evlendim, bir kızım oldu Eylül, 2 buçuk yaşında. Sonra oğlum Deniz doğdu, o da 5 aylık şuanda. Çocuklarım için bir süre ara verdim iş hayatına. Şimdi yeniden döndüm. (Gülüyor)

 

Şimdi kendi markanızı kurmuşsunuz. “Le Petitos” anlamı ne?

Küçük şeyler demek.

 

Neler yapıyorsunuz?

Çocuk giyim üzerine üretim yapıyorum.

 

Mimarlık okumuşsunuz ama şuanda tekstil sektöründesiniz, neden?

Mezuniyet sonrası zaten mesleğimi yapmıştım, şimdi de zaten tamamen bu alanla beraber bırakmış değilim. Mesela kızım doğana kadar da mimar, projeler çizip, uyguladım. Aslına bakarsanız tasarım hayatımızın her alanında var zaten. Yine aynı noktadayım.

 

Nasıl bir insansınız?

Hiçbir zaman “Aynılık”tan olan bir insan olmadığım kesin. Her insanın kendine has ve özgün olmasından, kendisi olmasından yanayım. Gerek düşünce yapısında gerek dış görünüşünde. Yani giyiminde, kuşamında, evinin tarzında. Ben her zaman öyle oldum. Benim şuanda yaptığım her şey de o yüzden mesleki durum.

 

Tasarım bir tutku mu?

Kesinlikle! O yüzden bu işte de bunun çok dışına çıkmayıp, eğitim hayatımda, iş hayatımda edindiğim tecrübe ve bilgileri aynı şekilde çocuk kıyafetlerine taşımaya çalışıyorum.

 

Birçok kadın doğumdan sonra iş kuruyor. Genel olarak da aynı alan. Sizce neden? “İstediğimi bulamazsam ben üretirim o zaman!” mantığı mı?
Kesinlikle öyle olduğunu düşünüyorum, en azından benim için bu geçerli. Aslında bu işi 3 sene önce düşünmüştüm ama bir türlü hayata geçirememiştim. Kızım olduktan sonra bazı toplumsal dayatmalara karşı çıkmamla başladı. Hepimizin bildiği gibi toplumda “Kız çocuğu pembe, erkek çocuğu mavi giyer” algısı var. Hiçbir zaman bu zihniyette olmadım. Asıl amacım bu cinsiyet algısını değiştirmek ve tek düze zihniyetini yok etmekti. Bunun için de kızıma hiç pembe giydirmedim.

“Kız çocuğu pembe, erkek çocuğu mavi giyer”

Belki seviyordur?
Pek sevmiyor. (Gülüyor)

Ne renk giydirdin peki?
Hep siyah, gri giydirdim. Çok da tepki aldım. “Kız çocuğu hiç siyah giyer mi! El kadar çocuk siyah giyer mi!” dediler. Giydirdim. “Kız çocuğu siyah giyer, çok da güzel olur” dedim Biraz benden de kaynaklanıyor sanırım, siyahtan başka renk yok hayatımda. (Gülüyor)

Tamamen renk algısı size iş mi kurdurdu yani?
Biraz öyle oldu. Pembe renklerin dışında, süslü püslü olmayan kıyafet bulmakta zorlandım. Kendim çizip diktirmeye başladım. Bu kez de yolda durdurup “Nereden aldığım” sorulmaya başlandı. (Gülüyor)  O zaman dedim ki, “Tamam benim gibi düşünenler de var ve bu işe başlamak lazım.” Şimdi “Le Petitos” markamı kurdum. Her şey çok güzel başladı ve öyle de devam ediyor.

Yalnız işiniz hakikaten enteresan, sadece online satış yapıyorsunuz. İnsanlar gelip görmek ister ama!?
Evet yola çıkarken online satış demiştim ama inanılmaz bir talep var. O yüzden mağaza açmaya zorlanıldım. Şimdi yer bakıyoruz. Atölyemizi en başta kurmuştuk zaten.

Hep kız çocuğu dedik, erkek çocuklarına da var mı bir şeyler?
Evet, unisex üretim yapıyorum.

Gayet de mantıklı, çok rahat birinci çocuktan ikinci çocuğa kıyafet kalır sanki?
(Gülüyor) Aynen!

Doğumdan sonra sadece tekstil değil bebek eşyası alanında da bir şeyler yapan kadınlar. Bunlar da mı eksiklikten?
Evet. Bir kadın annelik içgüdüsüyle çocuğunu korur, büyütmeye çalışır. Haliyle en iyisi, en doğrusu olsun der, aynı zamanda da ev ekonomisini de hesap eder. Dolayısıyla bir kadın her şeye teşvik edilebilir. Eksiklikleri biz daha net görürüz. Yaşadığımız zorlukları tecrübeye çevirme potansiyelimiz var. Dolayısıyla eksiklikleri kapatmak adına farklı alanlarda ş kurulabiliyor. Mesela çocuğun alerjisi varsa mama, ek gıda üzerine sektör, tekstil, kozmetik gibi alanlar doğuyor. Bence çok da iyi oluyor. (Gülüyor)

Ankara ve Samsun’da BİKAP’ a katıldınız (Başarılı İşkadınları Platformu) nasıl geçti?
Çok güzeldi. Zaten çok üst düzey satış vs vs beklemiyorduk. Daha şirketi kuralı birkaç ay oldu arkasına Ankara’ya gittik, oradan da Samsun’a. Ama genel olarak çok güzeldi ve bizim içinde ilk tecrübemiz çok güzel geçti.

Mesela kızınız gelip de, incikli boncuklu simli şeyler giymek istese kalp krizi sebebi olur mu?
(Gülüyor) Olur galiba. Şakası bir yana şuan öyle bir sevdası ve isteği yok çok şükür ama zaman neyi gösterir bilemem.

Ne kadar sermaye ile başladınız?
İlk kumaş alarak başladım. 1800 TL tuttu, uçak biletini de dahil edersek toplam 2500 TL ile girişimciliğim başladı. (Gülüyor)

Kumaşlardan anlıyor musunuz?
Anlıyorum tabii. En dikkat ettiğim şey de alerjen olmayan, pamuklu ya da organik ürünler seçmek. Bunlara özellikle dikkat ediyorum. Her üretilen ürünü kendi çocuklarım giyecekmiş gibi düşünüp, tasarlayıp, malzemeleri seçiyorum.

Evine katkı sağlamak isteyen her kadının mutlaka yapacağı bir iş var mıdır?
Kesinlikle! Ne iş olduğunu bilmiyorum ama her kadının kendisi için bir şeyler yapması gerektiğini düşünüyorum. Maddi ve manevi ve de ruhsal olarak ayakta güçlü kalması şart.

Son olarak eklemek istedikleriniz neler?
Yeni bir yıla girdik ve bundan sonraki bütün yıllarda herkese çocuklarıyla birlikle, sağlıklı, huzurlu, mutlu yıllar diliyorum. Hiçbir çocuğun zulüm görmediği, çocukluklarını doyasıya yaşadığı güzel yıllar temenni ediyorum. Bunun için de “LE PETİTOS” olarak üzerimize düşen neyse yapacağımın sözünü veriyorum.

X