Dr. Hüseyin H. Serdar
Dr. Hüseyin H. Serdar
Dr. Hüseyin H. SerdarYazarın Tüm Yazıları

Haziranda gözyaşı döktüren sel

SEL ve haziran kelimeleri yan yana gelir miydi?Gelmezdi ama geldi ve 6 kişi yaşamını yitirdi.

Haberin Devamı

 Sağanak yağış 21 Haziran günü Kestel, İznik, Orhangazi, Osmangazi ve Yenişehir ilçelerine bağlı Dudaklı, Aksu, Kayacık, Narlıdere, Seçköy, Yenisölöz, Bayırköy mahallelerinde etkili oldu.
*
Aşırı yağmur sel felaketine dönüşerek evleri yıktı, çatıları çökertti; eşyaları, traktörleri, otomobilleri, tarım aletlerini sürükledi, ağaçları, direkleri ve çitleri yerlerinden söktü. Her şeyi önüne kattı, yolları kapattı.
Yağmur, 15-20 dakika içerisinde hayatı felç etti.

YAZ GÜNÜ SEL

Yılın en uzun günü, yaz ‘gündönümü’ olarak bilinen 21 Haziran’da Bursa böylesi bir acı yaşadı.
Evinden çıkamayan engelli bir yurttaş ile dere yatağındaki evde yaşayan beş kişi yaşamını yitirdi.
*
Yollar dereye, tarlalar ve araziler göle dönüştü.
Evler, işyerleri, fabrika ve depolar sular altında kaldı.
Ekili alanlar, bağlar bahçeler büyük hasar gördü.
Can kayıpları yanında büyük bir ekonomik kayıp, zarar ve ziyan oluştu.
Birkaç gün önce Bursa, şehrin tam kalbinde ki Tahtakale üst mahallelerden gelen sel ile haber olmuştu. O gün suya kapılıp sürüklenen bir kadın güçlükle kurtarılmıştı.
*
‘Felaket’ medyada yeterince yer almadı, o yüzden hasarın çapı tam olarak anlaşılamadı.

ZOR ZAMANLAR

Haberin Devamı

AFAD, UMKE, Jandarma, Bursa Beyükşehir Belediyesi, Sivil Arama Kurtarma ekipleri, gönüllüler seferber oldu.
Felaketin ardından mahalleler ziyaretçi akınına uğradı.
*
Bakanlar gelip inceleme yaptılar; “Afet bu Allah’tan geldi diyerek, geçmiş olsun dileklerini ve üzüntülerini bildirdiler. Devlet, milletin yanındadır, yaralar sarılacaktır” diye konuşup gittiler.
Vali ve belediye başkanları gelip, çalışmalara nezaret ettiler; “Her türlü ihtiyaçlarınız karşılanacak, bir an önce etraf toparlanacak, devlet vatandaşının yanındadır” diyerek gittiler.
İktidar siyasetçileri gelip, yerinde gördüler; “Derinden üzüldük, Cumhurbaşkanımızın selamını getirdik, tüm sorunlarınızı çözeceğiz dediler” ve gittiler.
Muhalif siyasetçiler gelip, sorunları incelediler; üzüntü beyan ettiler, “Genel başkanların selamlarını ilettiler, hadisenin çapını gördüler, yanınızdayız, hükümet acilen bu bölgeleri afet bölgesi ilan etmeli” diye seslenip gittiler.
Halk çamura bulanmış bir halde; iş makinelerinin gürültüsü altında malı toplamaya, onarmaya, yıkılanı ayağa kaldırmaya, temizlenmeye, yeniden normal hayata dönmeye çabalıyordu.
Halkın zor zamanlarını ve yaşananları böyle anlatabiliriz.

Haberin Devamı

ANLAMLI BİR FOTOĞRAF

Vatandaşımızın tabutunu Bakanlarımız omuzlamış götürürken çekilen bir fotoğraf düştü internete.
Herkesin farklı anlamlar yükleyebileceği bu fotoğrafa bir süre bakakaldım.
Farklı anlamlar, farklı yorumlar yapılabilir ama afetin özeti budur.
*
Hayatını kaybedenlere Allah rahmet eylesin.
Bu olayı zararla, ziyanla atlatanlara da geçmiş olsun diyelim.
*
Ölen öldü, kalan sağlar bizimdir!
Yaşam devam ediyor; şimdi yaraların sarılma zamanı. Devletimiz her zaman milletin yanında olmuştur.
Nedense bizi ancak acı ve üzüntülerimiz yanyana getirebiliyor!..

SORUYU SORALIM

Sadede gelelim...
Bursa ve Bursalılar, 81 il, 922 ilçe, 32 bin 166 mahalle, 18 bin 292 köy, 23 bin 908 mezra ve minik yerleşim sakinleri, ey sevgili halkım!
Sahi bu felaketleri niçin yaşıyoruz?
*
Şimdi sıra Bursa’ya geldi ve plansızlık, denetimsizlik, ihmalkarlık, vurdumduymazlığa maddi ve manevi büyük bir bedel ödendi diyecekler...
Tabii ki sebepleri var!
Karadeniz kentleri başta olmak üzere tüm bölgelerimizde ve özellikle de son 10-15 yılda meydana gelen ‘doğa felaketleri’ neden artıyor?..
Soru budur!
İklim değişikliği mi, küresel ısınma mı?
Ormanların yakılması ve katledilmesi mi?
Ağaçların kesilip tarla, maden ve mermer ocağı açılması mı?
Plansız şehirleşme mi?
Derelerin yatağıyla oynamak mı?
Aşırı ve kontrolsüz göçler mi?
Betoncu anlayış mı?
Rantçı ve doymak bilmeyen hırs mı?
Çevre ve doğaya saygısızlık mı?
*
Neyse ne..!
Doğru cevabı verip, gerekenleri de aklın ve bilimin ışığında yaparsak, insanımızı ‘değerli’ görürsek bir daha benzeri felaketleri yaşamayız.
Kent ve yaşam için önlemleri alıp, gerisini Allah’a bırakalım!..
Yoksa haziranda gözyaşı döktüren selleri yaşamaya, tabutları omuzlamaya devam ederiz.

Yazarın Tüm Yazıları