Dr. Gülseren Budayıcıoğlu
Dr. Gülseren Budayıcıoğlu
Dr. Gülseren BudayıcıoğluYazarın Tüm Yazıları

Dünyanın tek harikası: Annem

Sevgili okuyucularım... Bugün sizlere çok çileli bir hayatı omuzlarında taşımak zorunda kalan bir kızımızın hayat hikâyesini anlatacağım. Bakalım okurken sizler ne düşünecek, neler hissedeceksiniz.

Haberin Devamı

MERHABA Gülseren Hanım...

Hayattaki tek lüksüm kitap okumaktı, iyi ki sizin kitaplarınızı okumuş, kendimi tanıma fırsatı bulmuşum.

Söze nereden başlasam bilemiyorum. Ama bildiğim bir şey var ki o da yaşamak çok zor. Hayat dikenli bir yol ve ben bu yolda dikenlere basa basa yürürken çok canım acıyor.

TÜM YÜK ÜZERİNDEYDİ

Rahmetli babam devlete ait bir kurumda hayvan bakıcısıydı. İyi bir maaşı vardı, aldığı parayı eve getirse gül gibi geçinir giderdik ama kumar bağımlısıydı. Eve haftada sadece bir gün gelirdi. O zaman da geç gelir, hava ağarmadan çıkıp giderdi. Buna rağmen kumar oynamayı nasıl başarırdı bilmem. Bizi sefalet içinde yaşattı. Evin tüm yükü annemin üzerindeydi. O bizim aynı zamanda babamızdı. Hani dünyanın yedi harikası var ya benim için dünyada bir tane harika var, o da annem. Kimse annem gibi kayıtsız şartsız, hiçbir beklentisi olmadan bu kadar çalışıp bu kadar sevemez.

Dünyanın tek harikası: Annem

KALBİM YERİNDEN ÇIKARDI 

Haberin Devamı

Gençliğinde yaşadığı bir olaydan dolayı hastalanmış annem. Doktorlar sinir hastalığı demiş. Günümüzde olsa belki depresyon derlerdi, bilemiyorum. Ama her şeye rağmen hastalık falan dinlemez, bizim için var gücüyle mücadele ederdi. 7 veya 8 yaşlarındaydım. Babamla para yüzünden ettikleri kavgayı dün gibi hatırlıyorum. Ne zaman kavga etseler o küçücük kalbim sanki yerinden çıkacakmış gibi atardı. Nereye saklanacağımı bilemez, duymamak için yere ne kadar yastık yorgan varsa atar, ben de altlarına girerdim. Çocukluk işte... Hayat zamanla bana ne kadar çabalarsan çabala bazı şeylerden kulağını kapayarak, yorganın altına saklanarak kaçılmayacağını öğretti maalesef.

Kavga, gürültü çok korkuturdu beni, evet, ama ondan da çok korktuğum, anneme bir şey olmasıydı. Çünkü her kavgadan sonra annemin hastalığı yeniden ortaya çıkardı. Ne yazık ki sonrasında bu korkular bende kalıcı oldu. Bu yaşıma geldim, nerede bir kavga, gürültü olsa kalbim hâlâ aynı şekilde çarpar. Ve ben en küçük bir tartışmadan bile hâlâ kıyı bucak kaçarım.

Haberin Devamı

Çocukken elektrikler kesildiğinde nefes alamaz, boğulacak gibi olur, bir odadan diğerine geçerken evin bütün ışıklarını yakar, karanlıkta uyuyamazdım. Şimdi de ancak televizyon açıksa uyuyabiliyorum, çünkü o sessizliğin, o karanlığın içinde adeta boğuluyorum.

DERT OLMAK İSTEMEDİM

Ben liseye kadar okuyabildim, üniversiteye gidemedim. O zamanlar yokluk vardı. Sınavlara bile giremedim çünkü başvuru ücretini verecek parayı bulamadım. Lise zamanımı hatırlıyorum da, bir çizgisiz dosya alamadığımdan okula gidemediğim günler olurdu. Dert etmemeye çalışıyordum kendime, annem bu denli kendini paralarken benim bunları sorun etmem nankörlükmüş gibi geliyordu. Evde sadece annem çalışıyor, bir işyerinde temizlikçilik yapıyor, oradan koşturarak eve gelip bu sefer de bizimle uğraşıyordu. Bir de ona ben dert olmak istemedim.

Haberin Devamı

TATİLLERDE HEP ÇALIŞTIM

Ben de annem gibi kendimi bildim bileli hep çalıştım. İlkokulu bitirdikten sonra yaz tatillerimin hepsi çalışarak geçti, bundan hiç gocunmadım. Anneme destek oluyordum, ötesi var mı? Sonra lise bitti, hemen iş hayatına atıldım. Annemi o ara işten çıkarmışlardı. Evin tüm maddi yükü bendeydi artık. Ne var ki aldığım para evi geçindirmeye yetmiyordu. Annem ise sık sık depresyon nöbetleri geçiriyor, başını yataktan kaldıramıyordu. Ben de çareyi, aç kalmamak için, geceleri de çalışmakta buldum.

GÜNÜN 20 SAATİ AĞLADIM

Bir süre sonra evlendim, üzerimde bir dünya borç vardı. Annem bana kıyamaz, sanki benim çalışanım gibi saat 8’de gelir, temizlik, bulaşık, çamaşır, yemek ne varsa yapar, öyle dönerdi evine.

Haberin Devamı

Eşim çok sinirliydi, olur olmaz her şeye bağırır, sonra hiçbir şey olmamış gibi davranır, gönlümü almaya çalışırdı ama neye yarar ki... Bu halleri beni çok yıpratırdı. Gün 24 saatse, ben 20 saatini ağlayarak geçirirdim. Bir seferinde ne olduysa artık, ona karşılık vermeye kalktım. O gün az kalsın kafama sandalyeyle vuracaktı. O günden sonra sustum ben, hiç karşılık vermedim. Alkol aldığı zaman hepten çılgın gibi olur, içinde ne varsa adeta kusardı. O alkol almaya başlayınca ben korkudan hemen gidip yatardım.

EŞYAYMIŞIM GİBİ HİSSETTİM 

O sıralar her zamankinden daha çok çalışıyordum. Tüm hırsımı işten alıyor, yürümüyor, adeta koşuyordum. Elde yok, avuçta yok, çok çalışsam da hayatım hep sefalet içinde geçti. Hiç konuşmazdım, sadece çalışırdım. Sürekli bir çözüm arayışındaydım. Her şeyden soğumuştum, cinsellik benim için işkenceydi. Önce ağla, sonra hiçbir şey yokmuş gibi davran... İşte bunu beceremiyordum. Üstüne bir de seyrettiği porno filmlerde gördüklerini benimle uygulamak istiyordu. İyi de ben porno yıldızı değilim ki, hem öyle gururumu incitiyordu ki bu yaptıkları, kendimi sanki bir eşya gibi hissediyordum. Velhasıl her yolu denedim ama olmadı hocam, evlilik bitti.

Haberin Devamı

BEN DE DEPRESYONA GİRDİM

Ama bu memlekette kadınların derdi biter mi? Bu sefer de “dul kadın” oldum. Ülkemizde dul olmak çok zor Gülseren Hanım. Herkes sadece bedenen senden faydalanma peşinde. Kimse ruhuna dokunmak istemiyor. Kaç kaç, nereye kadar, kaçmayı bıraktığımda da istediklerini alıp arkalarına bile bakmadan çekip gittiler. Ve ben bu sefer inanamayacağınız kadar kötü hissettim kendimi. Sonunda ben de annem gibi depresyona girdim. Yemiyor, içmiyordum, sürekli midem bulanıyordu, hep yatmak istiyordum. 46 kiloya düşmüştüm ve o halde bile sürünerek de olsa işe gidiyordum. Neyse ki sizin kitaplarınızı okuyunca psikiyatriye gitmek beni korkutmadı. İyi ki de gitmişim, bir süre sonra düzeldim.

EŞİM ÇEKİLECEK BİRİ DEĞİL

Sonra tekrar evlendim. O ara anneme böbrek kanseri teşhisi kondu, böbreğinin birini aldılar. O sırada eşimden ayrılmayı düşünüyordum, hiç mutlu değildim ama annem hastayken bize maddi manevi öyle destek oldu ki... Çok etkilendim ve ayrılmaktan vazgeçtim. Aslında eşim hiç çekilecek biri değil, çenesi hiç durmuyor ama o merhameti beni çok etkiledi. Demek halden anlayan bir yardım eline, destek görmeye hasret kalmışım.

AH FEDÂKAR ANAM BENİM

Annem artık bizimle yaşıyor. Kapısında 40 yıl köle olsam annemin hakkını ödeyemem. İyi günde, kötü günde, hastalıkta, sağlıkta hep yanımda oldu annem. Allah razı olsun. Depresyonlar hiç peşimi bırakmıyor, sürekli ilaç kullanıyorum. Yıllardır çalışmaktan sırtımda skolyoz oluşmuş, bir de fibromiyalji var. Yani hafif kambur oldum.

Tüm bunlara rağmen güzel olan bir şey var, 5 ay önce bir kızım oldu. Ah anam, fedakâr anam benim. Şu an kızımla annem ilgileniyor ve ben yine çalışıyorum. Annem torununa âşık. Geçmek bilmeyen ağrılarına rağmen hiç şikâyet etmiyor. Bense akşama kadar çalışıyor, akşam eve tam bir enkaz yığını gibi geliyorum.

Ne dersiniz, bu sefer de bu depresyonu atlatır, eskisi gibi olabilir miyim? O çocuğa annelik yapabilir, ihtiyacı olduğunda anneme destek verebilir miyim acaba? Bunları yapamamaktan çok korkuyorum. Sizin yazacağınız tek bir cümlenin bile bana ilaç gibi geleceğinden hiç şüpheniz olmasın. Teşekkür ederim Gülseren hocam.

Minenur.

KOCAMAN BİR 'AFERİN' SANA

DOĞRUSU ben okurken çok etkilendim senin hikâyenden Minenur. Nasıl da erken başlamışsın hayatla mücadeleye, sırtına her zaman taşıyabildiğinden daha çok yük yüklenmiş. Zaten bu yüzden de ne sırt ağrıları bırakıyor peşini ne de depresyonlar, ama sen pes etmemişsin. Sırtındaki yükler azalacağına artmış ve sen durmadan, dinlenmeden çalışmaya ve hayatla mücadele etmeye devam ediyorsun.

O SINAVLARI GEÇMİŞSİN 

Önce kocaman bir “AFERİN” diyelim sana. Gerçekten güçlü bir kızsın. Korkuyorum demişsin ama artık hayattan en son korkacak kişi sensin. Hayat seni korkutmaya, yarı yolda bırakmaya çok uğraşsa da seni yolundan çevirememiş. Bundan sonra olsa olsa sana destek verir. Sen o sınavları geçmişsin. Elde yok, avuçta yok diyorsun ama sen varsın ya... Senin varlığın her şeyden daha önemli. Ne aileni aç, açık bırakmışsın ne de çocuğunu. Sen zoru başarmışsın. Annen gibi sen de dünyanın yedi harikasından birisin. Kendinle ne kadar gurur duysan az bence.

KORKACAK ŞEY KALMAMIŞ

Gelelim önerilerime; yineleyen depresyonun var. Tedavini sakın aksatma, doktoruna düzenli git ve ilaçlarını düzenli al. Bir zaman sonra depresyonların bile bırakacak seni, göreceksin. Sırtındaki sorunlarla da ilgilen, önem ver kendine. Karanlık ve kavga etme korkularına gelince; o korkuların altında, her zaman hayatın içinde yaşadığımız gerçek korkular yatar. Artık senin korkacak bir şeyin kalmamış. Onlar altı boş, alışkanlık haline gelmiş korkular. Hemen yok et, at onları hayatından. Ne kadar kolay olduğunu görünce sen de hayret edeceksin.

Sevgiler...

SEVGİYLE KALIN 

Sizler de bana drgbudayicioglu@madalyonklinik.com adresinden ulaşabilirsiniz. Haftaya yepyeni bir hikâyede yeniden görüşmek üzere. Hoşça kalın...

Yazarın Tüm Yazıları