"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Toplumun aynası kuaför salonları

‘Aynanın Önünde Cımbızın Ucunda’, kuaför ekseninde, kadınların dünyasını, bu dünyanın değişik şehirlerdeki tezahürünü anlatan toplumsal tarihe yararlı bir kaynak.

Kuaföre gitmeyen biri var mı? Bilhassa kadınlar arasında? Benim çevremde tek tük örnekler var. Ama özel, geneli yok edemez. Çoğunluk kuaförlere gider. Hele kimileri var ki, her gün gider... Teyzelerim hemen hemen haftada bir kuaföre giderlerdi, annem ise yılda bir.

Hiç kuşkusuz o salonlarda sadece saç meselesi konuşulmaz...

Funda Şenol Cantek’in derlediği, İletişim Yayınları’ndan çıkan ‘Aynanın Önünde Cımbızın Ucunda - Kuaför Kitabı’nı hem bir meslek hakkında bilgi içerdiğinden hem de bir toplumsal gösterge olduğu için merakla ve zevkle okudum.

Özellikle anıların, bu alandaki birçok gerçeği ve insan portresini de açığa çıkardığını unutmayın.

Kuaförlerin önünden geçerken, içeride gördüğüm manzaralar beni hem üzmüş hem güldürmüştür. Kaç meslek aynı anda iki duyguyu beraber uyandırır?

Hangi meslekte çalışanla müşteri arasında sık sık ihtilaf doğar?

Funda Şenol Cantek, ‘Mizampli Makinesinin İçinden...’ başlıklı yazısında kitabın Tanıl Bora ile Adem Erkoçak’ın derledikleri ‘Bir Berber Bir Berbere’nin önsözünde, bu işin burada kalmayacağı, bir de kuaför kitabı kotarılacağı sözlerinden cesaretle hayata geçtiğini anlatıyor.

Bu yazıyı; ‘Kuaförlüğün Tarihçesi’ izliyor.

Bölüm başlıkları bile kitabın ilgiyle okunacağının sırrını veriyor:

 - Aynanın Önünde - Cımbızın Ucunda,

 - Bir Ortam Bir ‘Kurum’

 - Zanaat ve Endüstri

 - Merkezi, Taşrası

Her semtte, her mahalledeki modeller farklıdır. “Toplumsal yaşam içinde saç, farklı sınıfları, cinsiyetleri ya da statüleri işaret etmenin bir amacı olarak kullanılmış.”

Cumhuriyet’in kadın saçına yaklaşımı da, toplumsal değişikliğin salonlara yansıması da anlatılıyor.

Türkiye’de kadın kuaför salonlarının artışını, yayılışını da toplumsal bir veri olarak bu kitapta okuyacaksınız.

Emel Uzun’un ‘Taşra Öyledir Çünkü...’ yazısı, taşrada kuaförün yeriyle beraber, dünden bugüne oralarda hayatın estetik anlarını özetliyor.

Nurten Kara’nın ‘Gel de Kıl Olma’sında, evleninceye kadar kaşlarına bile dokundurtmayan kadınların, evlenecekleri zaman kuaförün bütün hizmetlerine boyun eğmesi anlatılıyor. Hakikaten şakalara bile konu olur, ‘gelinbaşı’ meselesi. ‘Kız tarafı’ bir güruh halinde gittikleri kuaför salonlarında bütün bir gün düğüne hazırlanırlar. Zavallı gelin adaylarının saçları ise, tarifede yer alan bütün model ve bakımların uygulandığı deneme alanına döner.

Gaye Boralıoğlu’nun “Ben Orospu Değilim Manikürcüyüm!” yazısı, Türk filmlerinden kesitlerle ve gerçek kişilerle yapılmış konuşmalarla, gerçekçi bir öykü hatta roman okuduğunuz hissini uyandırıyor.

Manikürcü ve manikür yaptıran birinin fotoğrafının altyazısı iletmeye değer: “Bedensel yakınlık, sınıfsal uzaklık.” Kitapta; Serra Akyüz Gönen, Burcu Şölen, Feyza Akınerdem, Funda Şenol Cantek, Şenay Yılmaz, Ayla Deniz, Aksu Bora, Levent Cantek, Ece Zeber gibi isimlerin yazıları var...

Kuaför ekseninde, kadınların dünyasını, bu dünyanın değişik şehirlerdeki tezahürünü anlatan toplumsal tarihe yararlı bir kaynak.

X