"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Tarihi mekânları sanata kazandırmak

Festivaller başladığında tarihi mekânları hatırlarız ve kullanmaya başlarız.

Şu anda İstanbul Müzik Festivali dolayısıyla Aya İrini ve Samatya’daki kutsal mekânlarda konser dinleyeceğiz.

İstanbul gibi kozmopolit bir kentte başka mekânlarda da konserler verilmeli.

Hiç kuşkusuz program o yerle de uyumlu olmalı.

Aya İrini sadece festivallerde değil, özellikle orkestra, koro konserleri için de ideal bir mekân.

Konserlerin yan unsurlarını da geliştirmeliyiz. O gün, o gece kimin konseri varsa gerek açık gerek kapalı yerlerde, o sanatçının CD’lerini de bulundurmalıyız. Orkestrayı ya da solisti beğenen dinleyici bu CD’leri satın almak ister.

Topkapı Sarayı Müzesi’nde yıllarca Mozart’ın ‘Saraydan Kız Kaçırma’ operası sahnelendi.

Gerçekten de görüntü müziğe seyirciyi daha da yaklaştırıyor. Ayrı bir etkileyicilik taşıyor.

Bu tür icraların yabancı turistler için de çekici bir yan taşıdığını yerinde gözlemledim.

Bizet’nin ‘Carmen’i de aynı anlayışla sahnelenmişti, birçok yabancı seyre gelmişti.

Bir kongreye gittiğimde, Kahire’de Verdi’nin ‘Aida’ operasını seyretmiştim. Piramitlerde askerlerin dönüşünün görkemi bütün seyircileri etkilemişti.

Yedikule Zindanları’nda gerçek topun kullanıldığı Çaykovski’nin ‘1812 Uvertürü’ de aynı ilgiyi çekmişti.

Kahire’deki kongrede rahmetli Sevgi Gönül, Ekmeleddin İhsanoğlu, Nevzad Atlığ da vardı.

O dönemde de Murat Bardakçı, Hürriyet’in Kahire temsilcisiydi.

Kahire’de Kavalalı Mehmet Ali Paşa Camisi’nin avlusunda Nevzad Atlığ’ın yönettiği Kültür Bakanlığı korosunun konserini dinlemiştik.

Yıllar önce festival düzenleyen bir arkadaşımız, Sultanahmet Camisi’nin avlusunda da dini eserlerden oluşan bir konser için müracaat etmiş ama müsaade çıkmamıştı.

Bazı binalar var ki yıkıma bırakılmış.

Sahil yolundaki Gazhane pekâlâ bir kültür mekânına dönüştürülebilir.

O civarda da başka müsait bir bina yok.

Tekfur Sarayı’nın onarılacağını okudum, sevindim.

Hâlâ Tepebaşı’nda Dram Tiyatrosu ile Komedi Tiyatrosu binalarının yıkılıp yerine başka bir bina yapılmasına üzülürüm.

En belirgin örnek Venedik’te yanan opera binasının rölövesine bakarak yeniden yapılmasıdır.

*

KAYBETTİKLERİMİZE yakınmayı bırakıp yapacaklarımızı düşünerek hayal edelim.

Muammer Karaca Tiyatrosu’nun da onarılacağı söyleniyor. Yeniden tiyatro temsillerine kazandırılmalı, tiyatro gruplarına kiralanmalı.

Kentin birçok yerine topluluklara kiralanacak tiyatro binaları yapılmalı.

Özel tiyatrolar bunlardan yararlanmalı. Ne var ki belediyeler de bu tür yatırımları yapmalı. Ben beledi hizmetler kadar bunları da yapmalarını istiyorum.

Hangi partiden olursa olsun, hangi ideolojiyi benimserse benimsesin, eşitlik, özgürlük anlayışı içinde bu dağıtım sağlamalı. Kendi belediyelerinin propaganda mekânı olmamalı.

Kültür, sanat alanında tarihi mekânları koruyamadığımız için o sanatların tarihini de yansıtamıyoruz.

Bırakın bizi, bir yabancı geldiğinde modern resim tarihimizi göreceği bir yer yok.

Bir saatte gezeceği, çıkarken de en fazla dört formalık (64 sayfa) alacağı bir kitap yok.

Böylesine bir çalışma için umudum Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Müzesi’nin açılması.

Tarihi mekân, bina aramaları için sadece bir yerde, bir semtte odaklanma davranışından da uzak durmalı.

Megakent İstanbul’da bir yerden bir yere gitmenin zorluğunu söylemeye gerek var mı?

Her semtte bu işlevleri taşıyacak tarihi mekânları bulmalı.

Bu konuda Vakıflar’ın çalışması yeterli olacaktır.

Onların elindeki yerlerin sanata tahsis edilmesi gerekir.

Yalnız İstanbul’da değil, bütün Türkiye’de tarihi yerlerin envanteri çıkarılmalı, oralar da kullanılmalı.

*

KÜLTÜR turizminin gelişmesinde bu anlayışın etkili olacağı kanısındayım.

 

X