"Deniz Zeyrek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Zeyrek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Zeyrek

'S-400' ne getirir, ne götürür?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “İmzalar atıldı” açıklamasından sonra “S400 tartışması” yeniden alevlendi.

Tartışmanın bir tarafında, ABD başta olmak üzere NATO müttefikleri var. Diğer tarafta ise, “Siz bize engel çıkarırsanız, biz de başımızın çaresine bakarız” mesajı veren Ankara...

Peki, ABD ve diğer NATO müttefikleri Türkiye’nin S400 füze sistemlerini almasına neden karşı çıkıyor?

Büyük ihtimalle birinci sıraya “Müşteri kaybetmeme” seçeneğini yazmışsınızdır.  Doğrudur.

Patriot, Toma Hawk gibi füze sistemlerini, hem de nazlanarak satıp, iyi para kazanmak varken, Türkiye’nin Rusya’dan füze almasına niye sıcak baksınlar ki?


“ORTAK DÜŞMAN” STRATEJİSİ
Ancak mesele sadece para meselesi değil.

NATO, her ne kadar eski demirperde ülkelerini saflarına katıp yeniden yapılansa da iki kutuplu dönemde oluşturulan güvenlik konseptinden vazgeçemedi. NATO Anlaşmasının “Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için” diye özetlenebilecek 5. Maddesi hala yürürlükte ve “ortak düşman” stratejisi hala bir hayalet gibi NATO Karargahının koridorlarında dolaşmakta.

Sovyetler Birliği sonrasında bu düşman bazen Rusya, bazen Kuzey Kore, bazen İran, genelde de konvansiyonel ya da nükleer başlık taşıyabilecek füze denemeleri yapan ülkeler olabiliyor.

Suriye’de iç savaş çıktığında ve Suriye topraklarından Türkiye topraklarına füze bataryaları çevrildiğinde, NATO Patriot sistemlerinin getirilmesi de bu stratejinin sonuçlarından biriydi. 


KARMAŞIK BİR VERİ AĞI
Türkiye NATO Anlaşmasını ve bugüne dek ittifakta üretilen bütün güvenlik mevzuatı kabul etmiş bir müttefikti ve haliyle de NATO’nun bütün güvenlik mekanizmalarında aktif rol alıyordu. 

NATO’nun çağın gereklerine göre şekillenen yeni yapılanması, karmaşık bir savunma sistemini de beraberinde getirmiş.

Bu sistemin en önemli taktik unsurlarından biri de “LINK 16” denilen sistem.

NATO müttefiklerinin ürettiği silah sistemlerinin, kara, deniz ve hava araçlarının dahil olduğu sistem, tehdit ortaya çıktığı andan, bertaraf edildiği ana dek aktif bir veri iletişimi gerektiren, özel kodların kullanıldığı bir sistem.


PKK BU SİSTEMİN SAĞLADIĞI İMKANLAR İLE VURULDU
Sistem son derece karmaşık:

- HAVA ARAÇLARI: ABD’nin F serisi şavaş uçakları, Avrupa’nın Eurofighter Typhoon, Mirage uçakları gibi 24 değişik uçak ve helikopter

- DENİZ ARAÇLARI: Türkiye’nin MİLGEM projesinin de bir “sınıf” olarak dahil edildiği, firkateynlerin, uçak gemilerinin dahil olduğu 8 değişik gemi türü

- FÜZE SİSTEMLERİ: Arrow ve Patriot dahil 6 füze sistemi

- İki ayrı silah ağı

- Ortak veri ağı(Malatya/Kürecik’teki radar da dahil çok sayıda radar ve dünyanın yörüngesinde dönen onlarca uydu)

Bu kadar çok unsurun oluşturduğu sistemin çalışma yöntemi şöyle özetlenebilir: “Ortak Düşman”ın ateşlediği bir füze, radarlar, erken uyarı sistemleri ve uydular ile tespit ediliyor, füze savunma sistemleri harekete geçiriliyor, tehdit yerden havaya gönderilen füzelerle havada imha ediliyor.

Bu ağ, sadece füze tehdidini bertaraf etmek için kullanılmıyor. NATO müttefiklerinin NATO dışı faaliyetlerinde de çok önemli hizmetler sunuyor. Somut bir örnek vermek gerekirse, 2007’deki “anlık istihbarat” mutabakatı çerçevesinde Kuzey Irak’taki PKK unsurlarını izleyen ABD’ye ait insansız hava araçlarının ABD’de bir üsten kontrol edilmesi, o uçaktan gelen verilerin İncirlik ve Batman’daki üste değerlendirilmesi, istihbarat kesinleştikten sonra hedefin vurulması, LINK 16 sisteminin sağladığı imkanlarla mümkün olabiliyor.

 

S400 BU SİSTEME DAHİL OLABİLİR Mİ?
Görüldüğü gibi, müttefiklerin silah sistemleri, kara, deniz ve hava araçları NATO’nun ortak sistemine dahil olabiliyor. Türkiye’nin MİLGEM Projesi daha tamamlanmadan LINK 16’nın “deniz araçları” bölümüne dahil olmuş bile..

Buna karşın, Çin’in ürettiği FD2000 füzeleri ya da S400’ler gibi ittifak dışı, hatta “tehdit” olarak görülen ülkelerde üretilen sistemler hep reddedilmiş. Çünkü, S400’ler için verilecek kodların doğrudan Rusya’ya verilmiş olacağı öngörülmüş.

NATO müttefiki Yunanistan’ın S300 sahibi olduğu söyleniyor ama söz konusu füzeler, Kıbrıs Rum Kesimi tarafından satın alınan, ancak Türkiye’nin diplomatik baskısıyla Ada’ya yerleştirilmesi engellenen S300 füzeleriydi. Yunanistan, söz konusu füzeleri bir adada tutuyor ve aktive edemedi. Etse bile LINK 16’ya dahil edemeyecek.

 

TÜRKİYE S400 ALAMAZ MI?
Türkiye elbette istediği kadar S400 alabilir.

Ancak, söz konusu füzeler Kürecik’teki radarın sağlayacağı verileri bile kullanamaz.

S400’lerin verimli bir şekilde kullanılabilmesi için Türkiye’de erken uyarı unsurlarını da içeren “Milli bir hava savunma sistemi” kurulmalı.

Söz konusu sistemde, Uydular, erken uyarı uçakları, kara radarlarının olması gerekiyor.

Bu da maliyetin sadece S400’lerin maliyetiyle sınırlı kalmayacağını gösteriyor.

Ayrıca, bir müttefik olarak her türlü Milli sistemini NATO sistemine entegre etme hakkı olan Türkiye, S400’lerin olduğu bir “milli sistem” ile NATO sistemine katılamayabilir.

 

NATO ŞEMSİYESİNDEN VAZ MI GEÇELİM?
S400 tek başına bir işe yaramayacaksa, Türkiye olağanüstü maliyeti göze alıp İsrail gibi kendi hava savunma sistemini kurabilir ve “NATO Şemsiyesi”nden vazgeçebilir.

Peki, Türkiye S400 için NATO şemsiyesinden vazgeçmeli mi?

İşte, sorulması gereken soru bu.

Bu topraklar, 1952’den beri Sovyetler (90’lardan sonra Rusya) başta olmak üzere, birçok ülkenin “nükleer silah tehdidi”nden NATO şemsiyesi ve NATO’nun caydırıcılığı sayesinde korundu. Bugünlerde Kuzey Kore, İran, Rusya birbiri ardına çok daha ileri teknolojili uzun menzilli füze denemeleri yapıyor.

Eski Demirperde ülkeleri NATO’ya girmek için neler neler yapmıştı. 

Fransa, bir “nükleer güç” olduğu halde, NATO’nun askeri kanadından ayrı kalmaya dayanamadı ve NATO’nun “nükleer caydırıcılık” şemsiyesinin altına yeniden girdi.

 

“RUSYA’YA BAĞIMLILIK” RİSKİ
ABD ve Avrupalı müttefiklerin yanlışlarına, çifte standartlarına kızıp S400 almak taktik açıdan çekici görünebilir.

Ancak, Türkiye savunma konusunda stratejik düşünmek zorunda. TSK’nın komuta kademesi de bunu biz sivillerden çok daha iyi biliyor.

Turizmde, enerjide, dış ticarette Rusya’ya bağımlılığın sonuçlarını uçak olayından sonra görmüştük.

Hava savunma sistemimiz de Rusya’ya bağımlı hale gelirse karşılaşabileceğimiz riskleri siz düşünün.

 

X