"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

Yazarlık bitmeyen bir serüvendir

Pürlen Kıyat Karakuş...



Tanıdığımda yedi yaşındaydım. İlkokul sıralarından bugünlere uzanan dostlarımdan biri...
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde okudu. Sonra uzun yıllar uluslararası dış ticaretle uğraşan firmalarda çalıştı. Ülke ülke dolaştı.
Hayatını değiştiren olay, oğlunun dünyaya gelmesiydi.
Biliyorum, dünyalar onların oldu.
Pürlen, oğlunu üç günlükken ameliyat masasına teslim eden annelerden...
Üç günlük, minicik oğlu açık kalp ameliyatına girdi, mucizeler devam edince, oğlu hayata tutununca da her şey değişti.
Hayata bakışı da...
Bu arada yalnız olmadığını da gördü.
Oğlunun yaşadıkları, ailesinin hissettiklerini yaşayan binlerce insan vardı.
Ve oturdu bilgisayarının başına yazmaya başladı.
“Benim Küçük Kalbim” müthiş bir kitaptı.
2013’te başlayan yazarlık macerası hız kesmeden devam etti.
Çocuk Kalp Vakfı gönüllüsü olan Pürlen, bu öyküyü herkesin öğrenmesini sağladı.
Sonra “Kırmızı Gece” geldi.
Bir gecede okuduğum kitaptı. 2016’da çıktı.
2017’de çıkan “Kahramanlar Sadece Masallarda Olmaz” ise “Benim Küçük Kalbim” denemesinin genişletilmiş haliyle okurla yeniden buluşmasıydı.
Ve “Mühürlü Zarf”, Pürlen’in ustalık dönemi romanı oldu.
Müthiş bir kurgu, müthiş bir dil...
Çok beğendim.
Eline sağlık Pürlen...

Yazarlık bitmeyen bir serüvendir


Bu kitapta acılar
umutlar, aşklar var

“Mühürlü Zarf”, üç kuşağın yaşamının izinden acıları, umutları ve aşkları anlatıyor. Pürlen, paralel kurgu tekniği kullanarak, romanda yarattığı kahramanları yakın tarihimizin gerçekleri içine ustaca serpiştirmiş.
Üç toplumun yollarını şaşırtıcı bir kurguyla birleştirmiş.
1963 yılının 20 Aralık günü Kıbrıs’ta polisin açtığı ateşle iki genç hayatını kaybediyor ve o tarihten itibaren Kıbrıs, tarihinin en belirsiz günlerini yaşamaya başlıyor. Yüzlerce köy saldırıya uğrayıp yüzlerce insan yaşamını yitiriyor. Oysa adada yüzyıllardır birlikte yaşayan Rumlar ve Türkler arasında kurulmuş dostluklar, yaşanmış ve yaşanmakta olan aşklar vardır.
Tarih 24 Aralık’ı gösterdiğinde silah sesleri bu kez Binbaşı Nihat İlhan’ın evinden geliyordur.
Anne Mürüvet İlhan, kendisini ve çocukları Murat, Kutsi ve Hakan’ı kurşunlara hedef olmaktan kurtaramaz. Böylece kanla anılan tarihlere Noel de eklenmiştir artık; Kanlı Noel...
Türkiye, Kıbrıs’a harekâta karar verdiğinde tarih bu kez 20 Temmuz 1974’tür. Bu harekâtta uçağı düşen Kartal Tan’ın kaybettiği hafızası bugün için yitirilen tarihsel ve toplumsal bir hafızadır aynı zamanda. Oysa harekâttan hemen önce savaş pilotu Kartal Tan’a Türk Silahlı Kuvvetleri’nce teslim edilen mühürlü zarf, tüm sır perdesini aralayacak nitelikte olsa da Yorgo Rouvas tarafından yıllarca gizlenir.
Devamını yazmayayım.
Kurgusu güzel, okunması rahat bir roman...


Roman biter, ama
karakterler etrafta
dolaşmaya devam eder

Aslında Pürlen, Kıbrıs’ı yakınındaki bir kişiden çok dinlemiş. Kayınpederi emekli Korgeneral Erdoğan Karakuş’tan... Fighter yani “Avcı” uçakları ile sayısız uçuşa katılmış bir pilot. Kıbrıs Harekâtı’na katılmış askerlerden...
Pürlen, romandaki Kanlı Noel bölümünü yazarken şunları hissetmiş...
“Yaşadığım ruh halini ancak Yunus Emre’nin bir sözüyle açıklayabilirim. ‘Bir ben var benden çılgın...’ Beynimin karıncalandığını, ellerimin ve ayaklarımın alev alev yandığı anlardı o anlar... Belki de çocukluğumda yaptığım gibi çevremdeki insanları hiç umursamadan ritm tutturup dans ettiğim anlardı. Bazen de karnımdan ağladığım anlardı. Her karakterin doğuşu ve hayata geçişi kalp çarpıntısıydı ve işin garibi her biri hala etrafımda... Roman bitti, ama benim dünyamda karakterlerim hala yaşıyor.”
Yazarlık böyledir işte...
O ruh halinden kurtulamazsın, kitap biter karakterler yaşar, etrafından ayrılmaz, ayrılamaz.
Yeni bir hikayenin içine de girsen, o karakterler seni bırakmaz.
“Mühürlü Zarf” bir sinema filmi olmayı hak ediyor.

X