"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

Raflarda tozlanmayan dosyalar istiyoruz

YILLAR önce telefonum çaldı, arayan Nüvit Uyar’dı.


Nüvit mimardı ve bir yolculuğa çıkıyordu.
“Bizimle birlikte olur musun?” diye sordu.
“Olurum” dedim.
“Konu çocuklarımızsa, gençlerimizse her yerde olurum” diye cevap verdim.
Anadolu Otizm Vakfı’na girişim işte bu telefonla oldu.
Otizmle ilgili elbette bilgim vardı ama otizmli çocukları olan ailelere destek vermeyi kendime bir görev kabul ettim.
Yakın çevremde otizmli bireyler belki yoktu ama bu toplumsal bir gerçekti ve kamuoyunun daha fazla aydınlatılmasına ihtiyaç vardı. Aslında çok sayıda yazı yazdım, haberler yaptırdım.
Net söylemeliyim ki, geçmiş yıllara göre çok daha iyi gelişmeler oldu. Yanılmıyorsam; 83 dernek, 7 vakıf ve 5 federasyon olmak üzere tüm sivil toplum kuruluşlarının doğal üyesi olduğu Türkiye Otizm Meclisi kuruldu.
İlgili bakanlıklar bu konuya daha çok sahip çıkmaya başladı, özel vakıflar kuruldukça ailelerin yalnızlığı biraz olsun azaldı. Eğitim gören çocuklarımız toplumun içine karıştı.
Hep şöyle bakıyorum olaylara...
Bir çocuğun, bir gencin, bir yetişkinin bile hayatı değişse o bizim için kardır.
Dilerim Aksaray’daki olay bir daha yaşanmaz.
Toplum gerekli dersi çıkarır, ilgililer de zaman kaybetmeden benzer konulara somut çözümler üretirler.
Dosyalar raflarda tozlanmadan çözümler istiyoruz.


Her vakıf yeni bir umut

BENİ Anadolu Otizm Vakfı’na sokan, yönetim kurulunda görev veren Nüvit Uyar’a gelince... O isimsiz kahramanlardan biri... Bu konuda adını sayabileceğin yüzlerce insan var. Nüvit de onlardan biri. Onun öyküsünü bilmenizi isterim.
Uyar ailesinin 2005’te Ege isminde çocukları olur. Felsefe öğretmeni eşi Ayşe Yeşim Uyar’la çok mutludurlar. Ancak ters giden bir şeylerin olduğunu farkına vardıklarında yalnız olmadıklarını anlarlar. Otizm gerçeğiyle Ege 2 yaşındayken tanışırlar.
Nüvit Uyar, Anadolu oOizm Vakfı’nı şöyle anlatıyor:
“20 kadar otizmli aileyle vakfa dönüşen girişimi başlattık. Vakfımız 22 Şubat 2012’de İzmir’de toplumumuzun her kesiminden duyarlı, başarılı, hayırsever 77 insanın bir araya gelmesiyle kuruldu. Otizmle mücadelenin bilinen en iyi yolu yoğun eğitimdir. Okulları kurmak, erken müdahale rehabilitasyon programlarını geliştirmek, bir kampüs ve bir yaşam köyü oluşturmak amacıyla çalışıyoruz. Mütevelli sayımız 300’e yaklaştı. Büyük bağışçımız Rıfat Geydirici’nin adı vakfımıza eklendi. Türkiye’mizde mütevelli üye sayısının bu kadar çok olduğu ve toplumun her kesiminden hayırsever vatandaşlarını buluşturan, kimsenin ayrıcalığının olmadığı ilk vakıf örneğiyiz.”
Ben şahidim, iyi şeyler oluyor.
Daha da iyileri olmalı.


El Ele Cafe

ANADOLU Otizm Vakfı’nın ödül alan bir projesi var El Ele Cafe...
Rönesans Holding’in sahibi olduğu İzmir Optimum Gaziemir AVM’de bir kafe açıldı. Adına da El Ele Cafe dendi. Burada otizmli gençlerimiz çalışıyor, staj yapıyor. Bu proje 2018 yılı ACSC Solal Marketing Awards, Uluslararası Alışveriş Merkezleri Konseyi En İyi Sosyal Sorumluluk Projesi Altın Ödülü’nü kazandı. Bence örnek bir proje...
Aslında Türkiye genelindeki bütün AVM’lerde bu proje gerçekleştirilebilir.

Raflarda tozlanmayan dosyalar istiyoruz


Artık alarm veriyor

OTİZM alarm veriyor, artık her 59 doğumda 1 otizmli çocuk dünyaya geliyor. 1970’li yıllarda otizm 10 binde 1 görülürken bu sayı 1990’larda 2 bin 500’de 1’e yükseldi. Ben, Anadolu Otizm Vakfı’na destek vermeye şundan karar verdim. Bir kere otizmli çocuklar kadar ailelerin de yardıma ihtiyacı var. Bu çocuklarımızın yüzde 10’u gerçekten özel yeteneklere sahip, onları bulup eğitmek önemli. Ama ağır vakalarda inanın aileler çaresiz kalıyor. İşte onlara yardımcı olmak hepimizin sorumluluğunda olmalı.


Her 10 Kasım’da

ATATÜRK’ü her 10 Kasım’da olduğu gibi bu yıl da saygıyla, sevgiyle ve büyük bir özlemle anıyoruz. Dünyanın yaşadıklarını gördükçe Atatürk’e olan hayranlığım her geçen gün artıyor. Böyle bir lider tarafından kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin değerini bilelim. Ortadoğu yangın yerindeyken, Türkiye’nin bir istikrar adası olduğunu unutmayalım. Eksiklerimiz elbette çok. Ama her şeye rağmen çalışan ve her gün güçlenen bir demokrasiye sahibiz. Bize düşen bu çıtayı daha da yukarılara taşımak. Ben, Türkiye’nin geleceğine inananlardanım. Türkiye büyük bir ülkedir ve sorunlarının üzerinden gelebilecek kuvvete sahiptir. Atatürk’ü özlemle anıyorum.

X