"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

İzmir bu coğrafyanın bilim toprağı olur

KISALTILMIŞ adı İBG...
Açılımı şöyle...
İzmir Uluslararası Biyotıp ve Genom Enstitüsü, Uygulama ve Araştırma Merkezi...
9 Eylül’de açılacak bu merkezi, fikren doğduğu 2006’dan bu yana takip ettiğim için açılış öncesinde gidip görmek istedim.
Şunu söylemeliyim...
Eğer hayaller gerçeğe dönerse İzmir bu coğrafyanın en önemli bilim toprağı haline gelir.
Çünkü inovasyon için üç şeyin olması gerekir.
Bilişim, biyoteknoloji ve nanoteknoloji...
Anlattılar, gözlerimle gördüm ve anladım ki, bu merkezde üçü de olacak, hem de en yeni teknolojilerle, en deneyimli kadrolarla...
Dokuz Eylül Üniversitesi’nin Rektörü Prof. Mehmet Füzün’ün bu proje için ne kadar çok çaba sarf ettiğini biliyorum.
Gelecek yıl bitecek 8 yıllık görev süresinin bence en önemli projesi bu oldu. Kalkınma Bakanlığı ilk defa bir projeye bu kadar büyük destek verdi. 150 milyon liralık bir kaynakla merkez bir uzay üssü haline getirildi.
Açıldıktan sonra asla giremeyeceğim odalara girdim.
Gerçekten de gurur duydum.

İzmir bu coğrafyanın bilim toprağı olur


Hedef tedavisi olmayan hastalıklara çare üretmek

9 Eylül’de İzmir’de açılacak Türkiye’nin ilk ve tek Uluslararası Biyotıp ve Genom Enstitüsü’nün başında dünyanın sayılı genetik uzmanlarından Prof. Dr. Mehmet Öztürk var. Öztürk’ün Türkiye’ye dönmesinde Rektör Prof. Dr. Mehmet Füzün’ün büyük etkisi olmuş. Dokuz Eylül Teknoloji Geliştirme A.Ş. DEPARK da bu adımlardan biri... DEPARK’ın Başkanlığı’nı çalışmalarını, enerjisini çok beğendiğim Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Özgören yapıyor. Elbette bu ekip bir araya gelince ortaya harika işler de çıkıyor. Örnek mi?
Bu merkez sayesinde hücre veya kök hücre tedavisiyle diyabetten, körlüğe, kalp krizinden, parkinson hastalığına pek çok hastalığa çare aranacak.
Türkiye’de ilk kez kornea lezyonlarına bağlı körlük tedavisinde limbal kök hücrelerin kullanımı ve 3 boyutlu hücre graftlarının kullanımı gibi yeni yöntemler denenecek.
Merkezde, çocuk yaşta ölüme neden olan ve şu anki bilgilerle tedavi edilemeyen, üre metabolizma hastalığı Sitrulinemi tedavisinde de kök hücre tedavisi uygulanacak. Önce farelerde denenecek bu yöntem başarılı olursa tedavi insanlarda da uygulanabilecek.
Prof. Mehmet Öztürk’e “Bu merkez yurt dışında olan bilim insanlarımızın Türkiye’ye geri dönüşlerini hızlandırır mı?” diye sordum.
Öztürk, “Halen yedisi yabancı uyruklu, toplam 25 dolayında akademisyen ve 10 kadar doktoralı uzman çalışıyor. Merkez tam faaliyete geçtiğinde yaklaşık 50 araştırmacının liderliğinde 100 uzman araştırmacı, 150 doktora öğrencisi, 100 yüksek lisans öğrencisi, 50 teknik personel olmak üzere, yaklaşık 500 kişi çalışacak. Ve inanıyorum ki, bildiğimiz, tanıdığımız önemli Türk bilim adamları bu merkez sayesinde İzmir’e yerleşecek” dedi.
Ben de buna yürekten inanıyorum.

Keşke EXPO yarışından önce bitmiş olsaydı

BU merkez açıldığı gün bazı odalara girmek imkansız olacak. O yüzden merkezi gezerken aklım işte bu akıllı odalardaydı. Filmlerde gördüğümüz uzay üsleri gibiydi. Özel kapılar, özel odalar, özel elbiseler... Genetiği değiştirilmiş, deneyler için bekleyen drosophila, zebra balığı, fare gibi hayvanlar... Hepsini gezdim. İnanın, Dokuz Eylül Üniversitesi’yle, İzmir adına gurur duydum. Ve içimden dedim ki...
Keşke bu merkez daha önce bitseydi de teması ‘sağlık’ olan EXPO yarışında elimiz daha kuvvetli olsaydı. Fırsat kaçtı, ama İzmir muhteşem ve gurur duyabileceğimiz bir araştırma merkezine kavuştu. Söylüyorum... Türkiye’de bir başka örneği yok...


Akıllı ilaçlar yapacaklar

İzmir bu coğrafyanın bilim toprağı olur

Prof. Dr. Mehmet Öztürk şöyle diyor...
“İnovasyon sadece dünyada olmayan bir teknoloji ya da ürünün geliştirilmesi değil. Türkiye’de olmayan, ancak kritik öneme sahip teknolojileri ve ürünleri de geliştirmemiz gerekir. En önemli amacımız Türkiye’de yerli olanaklarla biyoteknolojik ilaçların üretiminde sanayicimize ve girişimcilerimize her türlü desteği verebilmektir. Ülkeye maliyeti 3 milyar TL olan bu biyoteknolojik ilaçları Türkiye’de üretebilmeliyiz. Hücre ve gen tedavileri yavaş yavaş ABD gibi ülkelerde tedavi yöntemleri arasında girmeye başladı. Bu tür tedavileri ülkemizde gerçekleştirebilen merkezlerden birisi olacağız.”
Bir sır vereyim. Bazı ilaçlar konusunda ilerlemeler olmuş, bağlantılar da kurulmuş, yakında bu merkezden önemli açıklamalar gelebilir.


Birkaç yılda her şey değişecek

İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Esra Erdal ise şöyle konuşuyor:
“Çocuk yaşta ölüme neden olan üre metabolizma hastalığı Sitrulinemi tedavisi için yöntem geliştiriyoruz. Deriden elde edilen hücreler, laboratuvar koşullarında kendi kök hücresine geri programlanıyor. Sonrasında kök hücrelerde hastalığa neden olan gen bozukluğunu düzeltiyor ve laboratuvarda bu sefer karaciğer hücresine dönüştürüyoruz. Hücreler karaciğer hasarı oluşturulmuş fareye transplante ediliyor ve karaciğerin bu şekilde sağlığına kavuşması bekleniyor. Bu proje başarılı olursa, en çok 10 yıl içerisinde bu yaklaşımın insanda uygulanabilir olması kaçınılmazdır...”


Hücreleri İzmir yenileyecek
Merkezi gezdikten sonra sohbetin sonunda en güzel özeti Rektör Prof. Dr. Mehmet Füzün yaptı. Ve dedi ki... “Biyomedikal konuda Ankara beyin, İstanbul akciğer, İzmir ise karaciğer... Hücreleri yenileyen İzmir olacak...”

X