"Deniz Gürel" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Gürel" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Gürel

Kentleri koruyamadık

Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki, önceki günkü sohbetimizde, Cumhuriyet döneminden sonra kentlerin korunamadığını açık yüreklilikle dile getirdi.

“15-20 yıl önce yaptıklarımızı bugün yıkmaya çalışıyoruz. Aynı hataları tekrarlamamalıyız” uyarısında bulunan Tiryaki’nin, ifadeleri şöyle:
“Gelişmiş dünyada yerel yönetimler güçleniyor. Devletlerin önemini kaybettiğini, şehirlerin ön plana çıktığını görüyoruz. İnsanlar artık yurt dışında bir ülkeye giderken, ‘Fransa’ya gittim’ demek yerine, ‘Paris’e gittim’ diyor. Türkiye’de yeni yeni bu durumun farkına varılıyor. Önümüzdeki yıllarda Türkiye’de de hangi şehir daha iyi yönetilirse insanların o şehirde oturmak istediği süreçleri yaşacağız.
Ankara’nın biraz gelişmişlikle ilgili, biraz da yöneticilerimizin vasıflarıyla sıkıntıları var. Bugüne kadar maalesef şehirler canlı objeler olarak görülmedi, ikinci plana itildi. Günün sorunundan bahsetmiyorum. 15-20 yıl önce yapılanları bugün yıkmakla meşgulüz. Londra’da, Paris’te 200 yıl önce öleni kaldırın, evini bulur. 200 yıldır değişmeyen caddeler sokaklar var.

* * *

Cumhuriyet’in ilk yıllarında Alman plancılar tarafından yapılan planlarda özellikle Altındağ ilçe sınırındaki bölgelerin korunması gerektiği ifade edilmiş. Aradan geçen 80 yılda taş üstüne taş konulmamış. Hükümetler, merkezi idareler, yerel yönetimler hepimiz sorumluyuz.
1957 yılındaki planların hepsinde ‘yeni imar verilmesin’ deniyor. Ama Talatpaşa da, Anafartalar da, Ulucanlar da yüksek katları görüyoruz. O bölgede kültür varlığınız varsa sizin yanınızdaki yapı birden 20 kata dönüşürse vatandaşın aklına, ‘Acaba benim evim nasıl 20 kata dönüşür’ düşüncesi geliyor. Böyle olunca da kültür varlığı korunamıyor. Ama geçici bir rant bu. Bugün 10 dairelik bir apartman bir eski konak etmiyor.

* * *

Sadece Ankara değil, Türkiye’de de korumacılık anlamında atılan adım yok. Bu sadece yerel yönetimle olacak bir şey değil. Merkezi Hükümet’le de bu olmadı. Ne Kültür Bakanlığı’yla ne Bayındırlık’la. Bence koruma politikalarımızı yeniden gözden geçirmeliyiz.
Koruma politikaları şehirden şehre değişmeli. Bir koruma politikası belirleniyor. Kars’ta da aynısı uygulanıyor Ankara’da da. Çok acıklı bir durumumuz var. Yıllarca Kars’ta Ruslar’dan kalan mimari doku var ama oradaki devlet dairelerine bakıldığında Ege’de yapılanla Kars’ta yapılan aynı. Bugün TOKİ binaları zaman zaman eleştiriliyor ya ‘her yere aynı binalar’ diye. Aynı olay. Oysa Anadolu onlarca medeniyet görmüş bir coğrafya. Kendi mimarimizi korumalıyız.”

ESKİNİN AYAĞA KALDIRILMASI ŞART

Tiryaki’nin sözlerine katılmamak elde değil. Genel tespitlerinin ardından “Ankara’nın tarihi özelliklerinin ön plana çıkarılması için ne yapılmalı?” diye sordum. İşte yanıtı:
“Ankara’daki bütün kültür varlıklarının en ince detaylarına kadar yeniden restore edilmesi, orijinallerine sadık kalarak eskinin ayağa kaldırılması lazım. Ankara’nın kurtuluşu böyle olur. Ankara’ya yabancı insan gelmiyor, gelen aynı gün gidiyor. Bu şehirdeki insanların refah seviyesinin artması için turizm canlanmalı. Finans desteğiyle birlikte; Büyükşehir, ilçe belediyeleri, ticaret ve sanayi odası ile sivil toplum kuruluşları tüm gücünü bu kente vermeli.”

DOĞRU MUHALEFET SONUÇ GETİRDİ

Başkent’te ‘doğru muhalefet’in sonuç getirdiği, son yaşanan asfalt parası sürecinde bir kez daha kanıtlanmış oldu.
İktidarından muhalefetine kimsenin içine sinmeyen asfalt parası bir daha alınmayacak.
Her ne kadar ödeyenlerin zararlı çıktığı bir sürece dönüşmüş olsa da Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun da alınmasını istemediği asfalt parasının unutturulmaması gerekiyor. Çünkü TBMM’de yapılacak bir düzenlemeyle bu bedeli ödeyenlere geri ödeme yapılması mümkün olabilecek.
Asfalt parasının kent gündeminde kalmasıyla ilgili en çok çabayı gösterenlerden MHP İl Başkanı Fatih Çetinkaya’nın hakkını teslim etmek lazım.
Çetinkaya 4 yıldır il başkanı. Bu sürede partisinin Ankara’yla ilgili hassasiyetini sıcak tutmayı başardı.
Çelik kafes, AOÇ, Eymir, İmrahor meselelerinde olduğu gibi asfalt katılım bedeli konusunda da muhalefetini ‘rijit siyaset’ klişesine düşmeden sergiledi.
Hangi partide olursa olsun zor ve yıpratıcı bir görev olan il başkanlığının dar imkanlara rağmen nasıl yapılması gerektiğini de göstermiş oldu.

ÖRGÜT RAHAT BIRAKACAK MI

SÖZ il başkanlarından açılmışken CHP’de neler olduğuna bir bakalım...
Son dört yılda dördüncü kez değişti Ankara İl Başkanı.
Necati Yılmaz’ın milletvekili olmak için istifa ettiği il başkanlığına Adnan Keskin atandı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun son dönemlerde iş çevrelerine yönelik çalışmaları Keskin’le vücut buldu.
OSTİM Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı olan Keskin, Ankara’nın sevilen simalarından.
CHP’ye mesafeli kesimlere ulaşabilecek profilde olan Keskin’in başarılı olup olamayacağı ‘rahat bırakılıp bırakılmayacağıyla’ doğru orantılı.
Özellikle CHP örgütünün iç çekişmeleri 4 yıldır bu koltukta oturan dört başkana da rahat çalışma imkanı tanımadı.
‘Örgütten gelmeyen’ Keskin’e ‘yabancı’ muamelesi yapılıp yapılmayacağını zaman gösterecek.

İLK KEZ BU KADAR ŞANSLILAR

AK Parti cephesinde yerel siyaset yapan isimler milletvekilliği listelerine girebilmek için kulis çalışmalarına başladı.
Geçtiğimiz haftalarda yapılan il kongresinde yönetimde olan pek çok kişi yönetime girmek için aday olmadı. İl yönetimindeki Murat Köse, Ayhan yılmaz, Selim Cerrah, Hayri Çağır, Ülker Mavral Bulut ve Bilal Temel aday olmayan isimler arasındaydı.
Tamamının genel seçimlerde milletvekili olabilmek için başvuruda bulunması bekleniyor. AK Parti’deki 3 dönem kuralı yüzünden aday olamayacak isimler düşünüldüğünde yerel siyaset yapan isimlerin ilk kez bu dönemki kadar şanslı olduğunu söylemek mümkün.

X