"Cansu Çamlıbel" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cansu Çamlıbel" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cansu Çamlıbel

Dört gün sonra 5 Eylül

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Amerikalı muhatabı Mike Pompeo arasında 4 Haziran’da Washington’da gerçekleşen görüşmede PKK’nın Suriye kolu YPG’nin Menbiç’ten tamamen çekilmesine yönelik mutabakat onaylanmıştı. Siyasi literatüre ‘Menbiç Yol Haritası’ olarak geçen söz konusu mutabakatı izleyen günlerde Türk basınının geçtiği Ankara mahreçli haberlerde sıkça şu ifadelere rastladık:

‘5 Haziran’da uygulanmaya başlanacak olan yol haritası uyarınca Türk ve Amerikalı heyetler ilk 10 gün içinde ön hazırlıkları tamamlayacak. 11’inci günden 30’uncu güne kadarki süre içinde iki ülke yetkilileri YPG’nin çekilme süreci ve sonrasında atılacak ortak adımları belirlemek üzere toplanacaklar. 30’uncu günden itibaren YPG çekilmeye başlayacak ve tüm süreç 90’ıncı günde yani 5 Eylül’de sona erecek.’

 

Dahası ‘güvenilir kaynaklara’ dayandırılarak kaleme alınmış  bazı haberlerde Washington yönetiminin YPG’nin Menbiç’ten çekilmesi için 6 ay istediği ancak Ankara’nın 3 ayda ısrarcı olduğu ve kabul ettirdiği ileri sürülüyordu. Aynı kaynaklara göre ABD 3 aylık takvimi kabul etmesine rağmen olası bir kaç günlük sarkma durumunda basın enselerinde boza pişirmesin diye sürenin kamuoyuna açıklanmaması konusunda ricacı olmuştu. Ankara da yüce gönüllü olduğu için bu ricayı kabul etmişti.  

 

Nitekim Amerikan tarafı ilk günden itibaren net bir takvimden bahsetmekten imtina etti. Ne zaman sorsak uygulamanın Suriye’de sahadaki koşullara bağlı olacağını tekrarlayıp durdular.

 

Yol haritası metni kamuoyuna açıklanmadığı için detayları ancak iki taraftan kaynakların aksettirdiği kadarıyla biliyoruz. Ancak Amerikalı yetkililer de yol haritasının Türk yetkili ağızlar tarafından kamuoyuna açıklanan üç aşaması konusunda aşağı yukarı benzer şeyler söylediler.

 

Birinci aşamada YPG’lilerin tümü Fırat’ın doğusuna çekilecek. İkinci aşamada, Menbiç’in güvenliği Türk ve Amerikalı askerler tarafından ortak olarak sağlanacak. Üçüncü aşamada ise, Menbiç’in demografik yapısına uygun bir yerel meclis oluşturulacak ve şehir nihayetinde bu yapı tarafından yönetilecek. Menbiç’te ağırlıklı nüfus Araplar olsa da YPG/PYD ile bağlantılı olmayan Kürt gruplar da yerel mecliste temsil edilecek.

 

Kuşkusuz en kritik aşama sonuncusu; yol haritasına kadar YPG/PYD çizgisinin kuvvetli etkisinde olan Menbiç Askeri Konseyi’nin dönüştürülmesi. Türk tarafının yorumlarına bakarsanız bu yapı da, Menbiç Sivil Konseyi de, tamamen ortadan kaldırılarak yerine yenileri kurulacaktı. Amerikan tarafı adına konuşanlar ise üçüncü aşamaya hep nüanslı yaklaştı. Yol haritasının ilan edildiği günlerde basına bilgi veren üst düzey bir Amerikalı yetkili ‘Menbiç Askeri Konseyi’nin önemli çoğunluğu Arap. Dolayısıyla da doğal olarak bu yapıların kritik unsurlarının yeni süreçte de yerlerinde kalmasını bekliyoruz’ demişti.

 

Tüm bunlara ek olarak Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu o sıralarda yaptığı tüm açıklamalarda yol haritasının Menbiç’ten sonra YPG/PYD’den Türkiye’ye asıl tehdidin yöneldiği Fırat’ın doğusunda da uygulanacağını söylüyordu. Amerikalılara göre yol haritası bütün kuzeydoğu Suriye’yi kapsayan bir belge olmadığı gibi Ankara’ya YPG’lilerin Fırat’ın doğusundan da çekileceğine dair bir taahhüt verilmemişti.

 

Anlayacağınız iki taraf da yol haritasını kendi yorumuyla kamuoylarına pazarladı. Türkiye YPG’yi Menbiç’ten söküp atacaktı. ABD ise Türk-Amerikan askerlerinin çatışmasına kadar gidebilecek ve Suriye’deki planlarını temelden sarsabilecek bir durumu bertaraf etmişti. Türkiye’de 24 Haziran’da seçim eşiği atlatıldı. Tam o sıralarda Türk askerleri Menbiç sınırında devriyeye başladılar.

 

Temmuz ayından itibaren ise Menbiç’i unutup Türk-Amerikan ilişkilerinin orta yerine balyoz gibi inen Pastör Andrew Brunson etkisini konuşmaya başladık.

 

Dört gün sonra 5 Eylül. Türk tarafının yol haritasının uygulamasının tamamlanmış olacağını iddia ettiği tarih.

 

Sahadaki durum nedir?

Henüz Türk-Amerikan askerlerinin Menbiç içinde birlikte devriye gezdiği ve şehirdeki güvenliğin tamamen devralındığı ikinci aşamaya dahi geçilmiş değil. ABD Savunma Bakanı Mattis üç haftadır ‘Ortak devriye için Türk askerlerine verilecek eğitimde gerekli olan ekipman Türkiye’ye ulaştı. Çok mesuduz’ deyip duruyor. Daha bir de Türk askerleri ortak devriye için eğitilecek!

 

Yıllarca NATO’da ortak tatbikat/operasyon yapan iki ordunun Menbiç gibi ufak bir coğrafyada basit bir devriyenin teknik koordinasyonunu üç aydır halledememiş olduğuna inanmak güç. Hem sonra daha yol haritasının en can alıcı aşaması olan Menbiç’in yeni askeri ve sivil yönetimlerinin belirlenmesi var.

 

ABD Genelkurmay Başkanı Dunford geçen gün ‘Türkler de biz de sürecin hızından memnunuz’ dedi. Nitekim Ankara’dan da yol haritasının uygulanma şekline ya da takvimine dair bir eleştiri duymuş değiliz. İki tarafın da Suriye cephesinde sakinleyen Menbiç yerine son günlerde İdlib üzerinden yaşanan tehlikeli tırmanışa yoğunlaşmış olması son derece doğal. Ancak öte yandan Amerika çok da gürültü yapmadan Menbiç’te işlerin kendi kafasındaki takvimde ilerlemesine yönelik oyun planını işletiyor.

 

ABD tarafı yol haritasının uygulanmasını bir kaç ay daha öteleyebilirse zaten baştan beri söyledikleri 6 aylık süreye denk gelecek. Bu zamanlamanın ABD açısından Türkiye’nin taleplerini ancak karşılayabilecek olmalarının ötesinde bir anlamı var aslında. Pentagon yıl sonuna doğru Başkan Trump’ın Suriye’den çekilme talebini karşılamaya yönelik yeni bir strateji sunmak durumunda.

 

Belli oldu ki Amerikan güvenlik bürokrasisi ‘İran var, Rusya var, henüz değil’ diyerek çekilme takvimini de çaktırmadan öteleyecek. Eş zamanlı olarak Cenevre’deki siyasi çözüm arayışları canlandırılmaya çalışılacak. Bunlar olurken ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı CENTCOM, YPG’nin omurgası üzerine oturan 50 bin kişilik Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile çalışmaya devam edecek.

X