"Cansel Oruç" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cansel Oruç" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cansel Oruç

Hedefim, kalıcı bir iz bırakmak

En büyük idealinin toplu iğnenin başı kadar bile olsa kalıcı bir şeyler bırakmak olduğunun altını çizen Gökçelik Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Aras, “Bir iz bırakmak, insanlara faydası olabilecek bir iş yapabilmektir. İşte benim için hayat budur” dedi. 

Hedefim, kalıcı bir iz bırakmak
Başarılı iş kariyeri, dünyada 50 ülkeye yaptığı ihracatlar kadar, yazdığı kitaplar, yaptığı resimler ve spor ile de tanınan Gökçelik Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Aras ile hayatı konuştuk. Hiperaktif bir kişiliğe sahip olan Aras, bu özelliğini de hobileri ile bağdaştırmış. Ticaret hayatı kadar hobilerinde de başarılı bir iş insanı olan Yalçın Aras, her insanın mesleğini severek yapması gerektiğine olan inancını belirtirken, sevginin içinde barışı barındırdığını bizlerle paylaştı. Eğlenceli, öğretici, hayata dair bu röportajda sizin de kendinizden bir şeyler bulmanız ümidiyle

KÜÇÜK NOTLARIM YOL GÖSTERİYOR

İş yaşamınız dışında sizi kitaplarınız ile tanıyoruz. Bu serüven nasıl başladı?

Eskiden beri hayatımdaki önemli olayları not almak, fotoğrafları, gazete kupürlerini saklamak benim için bir alışkanlıktır. Bizim yaşımızda olanlar hatırlar, bankaların dağıtmış olduğu küçük defterler vardı. İşte benim de not almak için onlardan kullanmışlığım çoktur. Aslında bir gün kitap yazarım diye not almaya başlamamıştım, bu benim için doğal bir refleksti. Yıllar sonra sakladığınız fotoğrafların, tutmuş olduğunuz o küçük notların zihninizi nasıl çarçabuk tazelediğini, aslında anılarınız hiç kaybolmadığını ve sadece siz hatırlayana kadar tozlu bir rafta sizi beklediğine şahit oluyorsunuz. Tüm yaşamım boyunca biriktirdiğim ve küçük notlar sayesinde tüm detaylarını hatırladığım anılarım, bugünkü kitaplarımın ana omurgasını oluşturdu.

KİTAPLARIMLA ÖĞRENCİ OKUTUYORUM

Hedefim, kalıcı bir iz bırakmakİlk kitabınızı yazmaya nasıl karar verdiniz?

İlk göz ağrımın adı ‘Perakende Düşünceler’dir. Bir gün iş için gittiğim Antalya’dan Bursa’ya dönerken uçak rötar yapmış, ben de vakit geçirmek için hava alanında gezinmeye başlamıştım. o esnasında küçük, büfe tarzı bir dükkandaki bir adamın kara kara düşündüğünü fark ettim. Nasılsa vaktim de var, maksat sohbet olsun düşüncesiyle dükkandaki adama ‘Ne düşünüyorsun arkadaş?’ diye sordum. Adam kendini toparladıktan sonra ‘İşler çok kötü, kiram çok yüksek, batmak üzereyim’ dedi. ‘Bu bakkalı hava alanı içinde neden açtın?’ diye sordum. ‘Bakkal mı burası?’ diye soruma soruyla cevap verdi. Ortamı yumuşatmak için ‘bakkaldan farkı bir tek yoğurt eksik’ dedim. Adam tebessüm ettikten sonra ‘Gel abi sana bir çay ısmarlayayım, battı balık yan gider’ diyerek beni bir tabureye oturttu. Uçağın kalmasına kadar kalan sürede adama dükkanının bankosunun nasıl olması gerektiğinden, kılık kıyafetine ve ne tür ürünlerin olması gerektiğine kadar pek çok tavsiyede bulundum. Bursa’ya yolculuğum sırasında da düşündüm, insanlar ticarethane açıyorlar, işi biliyorlar ama perakende ayrı bir uzmanlık istiyor. Hatta perakende günümüzde ışıklandırmadan, çalınan müziğe kadar pek çok detayıyla neredeyse bir bilim dalı haline gelmiş durumda. E bu da bizim mesleğimiz. İşte bu seyahatin sonunda perakende, ticaret, ticaretin şekilleri konularındaki birikimimi Perakende Düşünceler kitabımda bir araya getirmeye karar verdim. Kitabım yayınlandıktan sonra eş, dost birçok insana gönderdim. Çok olumlu tepkiler aldım. Pek çok iş insanı, işletmelerinde çalışanlarına dağıtmak için o kitaptan daha fazla göndermemi istedi, ben de kimseyi kırmayarak gönderdim.

İkinci kitabınızın konusu birinci kitabınızdan biraz daha farklı. İkinci kitapta neler anlattınız?

İkinci kitabımın konusu NOSAB oldu. Bugün Bursa’nın en önemli sanayi bölgelerinden biri olan Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi’ni kurarken arkadaşlarımla birlikte çok zorlu bir çalışma dönemi geçirdik. Bu kitabımda kamu kurumlarıyla heyetimiz arasında yaşanan süreçler, belediye kurumlarıyla sanayici,,sanayici ile sanayicinin arasında geçen olayları aktardım. Devletin sanayiciye bakış açısını, sanayicinin nasıl bir azim ve mücadele ile bir yerlere geldiğini, devletin zihniyetiyle özel teşebbüsün zihniyetinin arasındaki farkları ortaya koymaya çalıştım. Mizahi bir dille olayları aktarmaya çalıştım. Bu kitabım OSB kurmaya çalışan iş insanları tarafından istenilen ve aranılan bir rehber kitap oldu.

SEVGİ İÇİNDE BARIŞI DA BARINDIRIR

Ve Barışa Mektuplar. Üçüncü kitap nasıl doğdu?

Rotary Kulübü Başkanlığım dönemimde arkadaşlarıma bir kitap çıkaracağımı söylemiş; ama aslında bu kitabı çok önceden planlamaya başlamıştım. Her meslekten, her yaştan ve sosyal statüden insanların mesleğini ve mesleğinin barışa katkısı ile ilgili duygularını anlatan mektubu bana göndermelerini istedim. Sağolsunlar beni kırmadılar, her kesimden çok sayıda geri dönüş oldu. Mektuplar arasından 103 tanesini seçerek kitap haline getirdim ve bu kitap da Barışa Mektuplar oldu. Sevgi içinde barışı da barındırır. Turistin bir ülkeye gittiği zaman karşılaştığı ilk insan hostestir, pasaporttaki polistir, bindiği taksideki şofördür, lokantadaki garsondur. İnsanı sevmeyen hasta bakıcı olmasın, sanayiyi sevmeyen mühendis olmasın, yüzü gülmeyen esnaf olmasın. Kimse sevmediği işi yapmasın. Hayatı boyunca kendisine de karşı tarafa da işkence yapar. Eğer insanı sevmiyorsan hemşirelik, hasta bakıcılık, garsonluk yapmayacaksın, hizmet sektöründe çalışmayacaksın. Herkesin mutlaka sevdiği bir mesleği vardır. 

KİTAP SERÜVENİ BİTMEZ

Yeni bir kitap hazırlığı var mı? Sizi takip eden okuyucular sizden müjdeli bir haber alabilecek mi?

Şimdi, daha önceki kitaplarımda yer vermediğim anılarımı yeni bir kitapta ya da kitaplarda toplamaya çalışıyorum, taslağını hazırladım bile. Bu hazırladığım anı serisiyle dört veya beş olabilir. Ayrıca gazete ve dergilere, haftalık yazdığım köşe yazılarını da bir kitapta toplamayı düşünüyorum ki etti mi size altı. Son olarak çok gezen biri olarak seyahat notlarımdan da bir kitap çıkacak diye düşünüyorum. Yazmayı, topluma mesaj vermek açısından önemli buluyorum. 

BİRBİRİMİZİN DÜŞÜNCESİNE SAYGI DUYMALIYIZ

Hedefim, kalıcı bir iz bırakmakKitap dedik, ama sizin kitap dışında da sosyal medyada paylaşımlarınız var. Siz oradan da yazılar paylaşıyorsunuz. Sosyal medyayı nasıl kullanıyorsunuz?

Facebook, Twitter ve Instagram olmak üzere bu sosyal mecraları takip etmeye ve zamanım ölçüsünde kullanmaya çalışıyorum. Zaman zaman da Facebook’ta yazılar yazıyorum. Bazen spor, bazen güncel sosyal olaylar ve hatta bazen de doğa ve hayvanlar hakkında yazılar yazdığım oluyor. Yazarken asla ve asla farklı düşünceden, farklı dünyadan olan insanlara karşı rencide edici olmam, kırıcı olmaktan kaçınırım. Herkesin görüşüne saygı duyuyorum. Ancak onların da bana saygı göstermesini beklerim. Zaten bunu gerçekleştirdiğimiz anda toplum olarak pek çok sorunun üstesinden kolaylıkla gelebiliriz diye düşünüyorum.

PERSPEKTİF ÇİZİM İLE BAŞLADIM

Kara kalem ile başlayan ve sonrasında yağlı boyaya uzanan bir resim serüveniniz de var. Resim merakınızın nasıl başladığını paylaşır mısınız?

Yazmanın yanı sıra eskiden beri kara kalem çizim yaparım. Hayatımda bana yol gösteren, iş hayatında para kazanmamı sağlayan şeylerden biri de kuşkusuz perspektif resim çizme yeteneğimdir. Bu yeteneğim sayesinde müşterilerimin marketlerinin, mağazalarının nasıl olacağını 3 boyutlu çizimlerle anlatabiliyordum. Şimdiki bilgisayar destekli çizim programları gibi düşünün. Hala ofisimde bir nüshası bulunan, 30-35 yıl önceki şirket kataloğumda, çini kalem ile çizmiş olduğum perspektif resimler yer almaktadır. Eskiden çizim yeteneği olanlar tıpkı benim gibi eliyle çizerek projesini sunardı. Bu çizime olan yatkınlığım zaman zaman da resim yapmamı sağlıyordu. Resimleri yaptıktan sonra yırtıp atardım. Bir gün yabancı bir müşterim ile konuşurken el alışkanlığı ile yine resim yaptım, tam yırtarken bana ‘dur, neden yırtıyorsun’ dedi. Buruşmuş kağıdı elimden aldı ve ‘çok güzel çizmişsiniz, neden resim yapmıyorsunuz’ diye sordu. Ben de ‘yapıyorum sonra da yırtıp atıyorum’ dedim. Müşterim ‘bunları saklayın, sizi ifade ediyor, bu sizsiniz’ dedi.

DÜŞÜNME KISMI DAHA UZUN SÜRÜYOR

Hedefim, kalıcı bir iz bırakmak
Resim yaparken nasıl bir teknik uyguluyorsunuz?

Kendime göre bir teknik geliştirdim. Önce kafamda tasarlıyorum resmi. Resim yaparken sadece fırça, boya değil, aklıma ne geliyorsa onu kullanıyorum. Buradaki amacım resmi hızlı bir şekilde bitirmek. Yani gün ışığı ile benim resmimin bitmiş olması lazım. Ertesi gün elimi bile sürmem. Ama resimden önceki hazırlık süreci, kafamı meşgul eden o boyalar, renkler, bana müthiş zevk veriyor. 

Sizin resimleriniz ile ilgili ileriye dönük hedefleriniz var. Bu hedefinizi okurlarımız ile paylaşır mısınız?

Resim insanın iç dünyasıdır diye düşünüyorum. Şahsen keyif alıyor ve her yaptığım resmimi özenle saklıyorum. İleride eğer Allah kısmet ederse, o resimleri satarak müzik ve resim üzerine bir sanat okulu yaptırmayı planlıyorum. Bir kitapçık yapacağım resimlerden, daha sonra da sergi açacağım. Bütün resimlerimi fırında pişirip, seramik haline getireceğim ve seramiklerin altına da satın alan kişilerin isimlerini yazdırıp, okulun duvarlarında kullanacağım. Bunu düşünmesi bile beni mutlu ediyor. 

EVDE KİTAP OKUYORUM, YAZIYORUM

İş yerinizdeki odanızda bir resim yapma alanınız var. Evde de resim yapar mısınız?

Evde resimle ilgili sadece hayal kuruyorum. Resmi hayata geçirme kısmı ise iş yerinde. Evde kitap okuyorum,yazı yazıyorum. Eşim de benim gibi kitaplara düşkün ve okumayı çok seven birisidir. 

HERKESE SPOR YAPMASINI ÖNERİYORUM

Hedefim, kalıcı bir iz bırakmakSosyal medyadan gördüğümüz kadarıyla spora da merakınız var. Hangi sporları yapıyorsunuz? Nasıl başladınız?

Hiperaktif bir yapıya sahibim, vaktimi boşa harcamayı sevmem. Bu enerjim yüzünden vücudumun çeşitli yerlerinde çocukluk yaşlarından kalma yara bere izleri halen durur. Biraz da kilom var. Ortaokuldan kalma bir basketbol merakım var. Eskiden futbol da oynardım ama artık zor geliyor. Onun yerine şimdi tenis oynuyorum. Vücudum ‘artık genç değilsin’ dese de ruhum onunla aynı fikirde değil. Eskiden kayak da yapardım ama bir seferinde Uludağ’da oğlumla kaybolup, çok sıkıntılı saatler geçirince kayak yapmaktan korkar oldum. Özetle herkese spor yapmasını ve en az bir hobisinin olmasını mutlaka tavsiye ediyorum.

HAYAT, İNSANI VE DOĞAYI SEVMEKTİR

Hayatınızla ilgili birçok noktaya dokunduk. Peki sizce hayat nedir?

Benim için hayat kolay bir şey değil. Doğduğunuz günden, hayatınızın sonuna kadar mücadele etmeniz gereken bir zaman dilimi. Geliyor ve gidiyorsunuz. Hepimiz eninde sonunda bu dünyadan bir gün gideceğiz, En büyük idealim toplu iğnenin başı kadar bile olsa kalıcı bir şey bırakmak. Bir iz bırakmak, insanlara faydası olabilecek bir iş yapabilmek, işte benim için hayat budur.  Bunları yaparken insanları ve doğayı sevebiliyorsanız zaten hayatı da otomatik olarak seviyorsunuz, hayatınız barış dolu oluyor. Ömrünüzü de iyi yaşanabilir bir hale getirmiş oluyorsunuz.

Sizinle küçük bir oyun oynasak. Size sorduğumuz kelimelerin ne ifade ettiğini aktarsınız.

Yazmak : Paylaşım Resim : Hayal İş : Mücadelem Aile : Sevgim Spor : Tutkum Eşiniz : Arkadaşım Çocuklar : Servetim


KİMDİR?

1955 yılında Ardahan’ın Göle ilçesinde dünyaya geldim. Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Edebiyat Bölümü’nü bitirdim. İş yaşamına 1976 yılında Gökçelik’i kurarak başladım. Bugün 42 yılın sonunda, dünyanın 50’ye yakın ülkesine ihracat gerçekleştiren, sektöründe lider bir kuruluş haline getirmeyi başardık. Türkiye Rafçılar Birliği kurucuları arasında yer aldım ve hala üyeliğim devam ediyor. 1998’de Nilüfer Sanayi ve İş Adamları Derneği (NİLSİAD) ile 2001’de Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi’nin (NOSAB) kuruluşunda kurucu başkan olarak aktif rol aldım. 2011 yılına kadar NOSAB’da başkanlık görevimi yürüttüm. Halen NOSAB Müteşebbis Heyeti Başkanlığı ve NİLSİAD Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerini sürdürüyorum. Bursaspor’un divan kurulu üyesiyim. bunun yanı sıra BUSİAD ve Tophane Rotary Kulübü’nün de üyesiyim. Evli ve üç çocuk babasıyım.

X