"Bülent Katarcı" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Bülent Katarcı" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Bülent Katarcı

En büyük dostumuz düşman olmasın

Ülkemiz bir güneş ülkesi olmasına rağmen ‘raşitizm’ denilen D vitamini eksikliği çocuklarımızda önemli bir sağlık sorunu olarak güncelliğini koruyor.

Anne sütü dahil, ağızdan alınan hiçbir besin D vitamini eksikliğini gideremez. Bu vitamini mutlaka deri yolu ile güneşten almak gerekir. Çocukların yeterli D vitamini depoları ile doğması için anne adayları çocukluğundan itibaren güneşten yeterince yararlanmalı, özellikle hamilelik döneminde açık havada, güneşli ortamda dışarıda dolaşmalı, sık sık ve uzun yürüyüşler, açık hava gezintileri yapmalıdır. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Yılmaz Bay, bu konuda şu bilgileri veriyor;

Cam arkasından olmaz
“Çocuklar doğumdan itibaren günün belirli saatlerinde, özellikle güneşin göründüğü ve dik olarak geldiği öğle saatlerinde dışarı çıkartılmalıdır. Hava yağmurlu ve rüzgarlı değilse, sıcaklık sıfır dereceye düşmemiş ise; çocuklar günün en az 1–2 saatini dışarıda geçirmelidir. Bu işlem onların günlük D vitamini gereksinimini karşılarken, iştahlarını artırır, soğuğa karşı daha dirençli kılarak sağlıklı büyümelerine ve gelişmelerine yardımcı olur. Pencere camı güneş ışınlarındaki D vitamini yapan Ultraviyola B (UVB) ışınları tuttuğundan, cam arkasından alınan güneşin D vitamini açısından hiçbir yararı yoktur.

Çocuklar nasıl giyinmeli
Çocuklara dışarı çıkartılırken; ince açık renkli pamuklu giysiler giydirilmeli, giysiler vücudu sıkmamalı, yakaları, kol ve bacakları açık olmalıdır. Yüzü direkt güneş ışınlarından korumak için siperlikli bir şapka kullanılmalı, gözleri için mutlaka ultraviyole koruyuculu bir güneş gözlüğü olmalıdır.

Hangi saatler uygun
Güneşten dünyamıza ultraviyole A (UVA) ve ultraviyole B (UVB) ışınları gelmektedir. UVA ışınları dalga boyları büyük olduğu için sabah ve akşamüstü saatlerinde daha yoğun olarak dünyamıza ulaşmaktadır. UVA ışınları derimizde, vücudumuzda kansere kadar giden zararlı etkilere neden olmakta ve derimizde D vitamini sentezini bozmaktadır. Güneşin UVA ışınlarına bağlı zararlı etkilerinden korunmak için vücudumuzun açıkta kalan kısımlarına; sabah ve akşamüstü saatlerinde mutlaka 30-50 faktörlü koruyucu güneş kremi sürmeliyiz. UVB ışınları ise vücudumuz için yararlıdır ve deriden D vitamini sentezlenmesini sağlarlar. UVB ışınlar kısa dalga boyuna sahip oldukları için güneşin dünyamıza dik geldiği öğlen saatlerinde yeryüzüne ulaşabilmektedirler. Bu zamanı kabaca gölgemizin boyumuzdan küçük olduğu saatler olarak tanımlayabiliriz. Bu bilgiler doğrultusunda çocuklar Ekim-Nisan ayları arasındaki kış dönemde güneşin göründüğü saatlerde güneşe çıkartılmalıdır. Güneşin kuzey yarım küreye dik geldiği yaz dönemde ise D vitamininden en çok yararlanabilmesi için güneşin bulunduğunuz bölgeye en dik geldiği öğle saatlerinde koruyucu krem kullanmadan güneşe çıkartılmalıdır. Çocukların öğlen saatlerinde kol ve bacakları açık bir şekilde yaşına ve cilt tipine göre 10-15-20-30 dakika güneşe çıkartılması yeterlidir.

 

GÜNEŞ KREMİ KULLANIMI
Sabah ve akşam üstü saatlerinde çocuklara güneşe çıkmadan yarım saat önce 30-50 faktör arası doktorun önerileri doğrultusunda deri tipine uygun güneş kremi uygulanmalı. Krem sürme işlemi 2- 3 saatte bir tekrarlanmalı. Eğer denize ya da havuza girecekse; ultraviyole ışınlarının büyük bir kısmı (yüzde 60 kadarı) sudan geçerek deriye ulaştığından suya dayanıklı bir güneş kremi güneşe çıkmadan yarım saat önce sürülmeli ve her 2–3 saat de bir bu sürme işlemini tekrarlanmalıdır. 3 yaşın altındaki çocuklarda organik ve kimyasal filtre içeren kremler kullanılmamalıdır.

NE KADAR KALMALI
1 yaşın altındaki çocuklar D vitamininden yararlanmak için güneşin dik geldiği öğle saatlerinde koruyucu güneş kremi kullanmadan ilk gün 2–3 dakikadan başlayarak ve her gün 2–3 dakika artırarak günde 15 -20 dakikaya kadar güneş altında kalabilirler. 1 yaşın üzerindekiler ise; öğle saatlerinde koruyucu güneş kremi kullanmadan ilk gün 5 – 6 dakikadan başlayarak ve her gün 5–6 dakika artırılarak günde 30–45 dakikaya kadar kalabilirler. Sabah ve akşam üstü saatlerinde güneşe çıkacaklarsa güneşe çıkmadan yarım saat önce koruyucu güneş kremi kullanılarak günde 2 kez 0,5- 1 saati geçmeyecek şekilde güneşe çıkartılabilirler.

DENİZ VE HAVUZ
* Çocuklar 6 ayın üzerinde denize, 1 yaşın üzerinde denize ve havuza girebilirler.
* Deniz ve havuz seçeneklerinin ikisi bir arada ise deniz tercih edilmeli. 
* Denizde ve havuzda kalma süresi 2–3 dakikadan başlayarak 15–20 dakikaya kadar çıkarılabilir.
* Deniz ve havuz suyunun berrak ve temiz olmasına dikkat edilmeli.
* Çocuklar denizde ve havuzda asla yalnız bırakılmamalı.
* Tok karnına deniz ve havuza girilmemeli.
* Çocuklar yavaş yavaş, alıştırılarak denize-havuza sokulmalı.
* Suya girmek istemiyorsa asla zorlanmamalı.
* Bir süre ara verilip tekrar girmesi özendirilmeli.
* Özellikle kız çocukları havuzdan çıktıktan sonra hemen duşa sokulmalı, mayo ya da bikinileri değiştirilmeli.


YANIĞA DİKKAT
Güneş yanığında ciltte kızarıklık, ağrı hatta yanığın derecesine göre su toplaması da olabilir. Bir kaç gün içerisinde soyulma da görülebilir. Güneş yanıklarında kızarmış bölgeye bol su dökülmeli. Çocuğun vücuduna ıslak bir bez uygulanmalı. Serinletici bir losyon ya da deriyi besleyici, nemlendirici bir merhem sürülmelidir.

GÜNEŞ ÇARPMASI
Güneşte aşırı kalınması sonucu beyinde vücut ısısını ayarlayan mekanizmalar bozulur. 37 – 37,8 °C arasında olması gereken vücut ısısı 40 – 41 °C ye kadar çıkabilir. Üşüme, titreme, vücutta su kaybına bağlı olarak halsizlik, bitkinlik İştahsızlık, baş ağrısı, baş dönmesi, kusma, bulantı, nabızda hızlanma, ciltte kuruma, bazen de algılama bozukluğu, görme bozukluğu olabilir. Bazen de bu tablo bilinç kaybına kadar gidebilir.
Güneş çarpmasında, çocuklar serin ve hava akımı olan bir yerde tutulmalı. Bol su ve sulu gıdalar verilmeli. Ateş varsa Parecetemol ya da İbuprofen cinsi basit bir ateş düşürücü kullanılmalı. Ilık bir duş aldırılmalı. Kusma ateş ısrarla devam ediyorsa ve bilinç değişikliği varsa acil olarak bir doktora başvurulmalıdır.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI