Kadının daha başarılı olması erkeklere tehdit gibi geliyor

Başrollerini son dönemin yıldızı parlayan oyuncularından Phoebe Dynevor ve Alden Ehrenreich’ın paylaştığı psikolojik gerilim filmi “Fair Play” dijital platformda izleyiciyle buluştu. Bir finans firmasında iktidar mücadelesine giren ve gözünü hırs bürümüş bir çiftin karmaşık ilişkisini konu alan filmi, yönetmen ve senarist Chloe Domont ile başrol oyuncuları Phoebe Dynevor ve Alden Ehrenreich anlattı. Chloe Domont “Gerçek şu ki, modern çağda, ileri görüşlü erkeklerin yaşadığı ortamlarda bile erkeğin daha başarılı olması ilişki için bir kazanç ama kadının erkekten daha başarılı olması erkeklere bir tehdit gibi geliyor. Fair Play’de anlatmak istediğim konu buydu” diyor.

Haberin Devamı

 Bu hikâyeyi anlatmaya nasıl karar verdiniz?

- Chloe Domont: Tekrar tekrar yaşadığım bir duygu vardı. Bazı iş fırsatları ve başarıları elde ederken ilk tepkim heyecan ve mutluluk değil korkuydu! Bu his içinde bulunduğum ilişkiden kaynaklanıyordu. Benim yaptığım işte iyi olmam, ilişkide olduğum kişiyi küçük hissettirdiğine dair dile getirilmemiş bir gerilim vardı. Ben de ilişkilerimi korumak için başarımı veya heyecanımı minimumda tutmaya çalışıyordum. Bu, tekrar tekrar fark ettiğim ve yaşadığım bir durumdu. Kökleşmiş güç dinamikleri bugün bile hâlâ üzerimizde etkili. Gerçek şu ki, modern çağda, ileri görüşlü erkeklerin yaşadığı ortamlarda bile erkeğin daha başarılı olması ilişki için bir kazanç ama kadının erkekten daha başarılı olması erkelere bir tehdit gibi geliyor. Fair Play’de anlatmak istediğim konu buydu.

Haberin Devamı

Kadının daha başarılı olması erkeklere tehdit gibi geliyor

Filmin oyuncularını seçerken nelere dikkat ettiniz?

- Chloe Domont: Emily karakteri için yükselen bir yıldız arıyordum. Aşırı başarılar elde etmemiş ama parlayan bir yıldız arıyordum. Çünkü karakter de öyle, seçtiğim oyuncuyla karakterin paralel olmasını istedim. Ama en önemlisi çok yönlü yetenekli bir oyuncu arıyordum.  Sıcaklık ve savunmasızlıktan korkusuzluk boyutuna geçen bir genç olmasını istedim. Phoebe istediğim çeşitliliğe uygun bir oyuncuydu. Bu biraz da içten gelen bir his galiba, bu rol için uygun olduğunu hissediyordum.Alden’in canlandırdığı rol ise sevecen bir adamdan kıskanç ve karanlık bir karaktere bürünüyordu. Geniş yelpazede bana istediğimi verebilen, karakterin içine girebilen ve bunları yaparken de karakteri çok fazla yargılamayan bir oyuncu arıyordum. Alden’in doğru bir tercih olduğuna inandım.

EŞİNDEN BAŞARILI KADINLARI KONUŞMAYI SEVMİYORUZ

Seyircinin filmden ne çıkartmasını bekliyorsunuz?

- Chloe Domont: Kabul etseler de etmeseler de herkes bu filmle bir bağ kuracak. Bu film kariyer ve kadın erkek ilişkileri üzerinde konuşulmayan konuları açıyor. Maalesef toplumda eşinden başarılı kadınları konuşmayı sevmiyoruz, filmimiz bu konuya mercek tutuyor.

Haberin Devamı

Phoebe, senaryo okuduktan sonra karakterin Emily’de ilk ilgini çeken şey ne oldu?

- Phoebe Dynevor: Karakterimi ilk okuduğumda, daha önce hiç aklımdan geçirmediğim şekilde bağ kurabildim. Biz kadınlar işteki ya da ilişkideki ufak tefek şeylerin üstesinden gelmeye alışkınız. Gergin hissetsek de bunu yansıtmadan kendimizi ifade edebiliyoruz. Toplumun bize nasıl davranmamız gerektiğini söylediği gibi davranıyoruz. Emily’nin yaşadıklarını yaşayan kadınları tanıyordum, kendim de yaşadım ve bu hikâyeyi gün ışığına çıkarmanın önemli olduğunu düşündüm.

- Alden Ehrenreich: Senaryoyu okuduğumda net olan şey karakterimin bir tür kasırgaya kapılmış insan olarak yazılmasıydı. Boğuluyormuş gibi ama o bunun farkında bile değil. Maalesef saygı ve kimlik, başarı ve kariyerle belirleniyor. Ben de bu şekilde büyüdüm. Yaşım ilerledikçe daha çok düşünüyorum. Teknoloji sayesinde iş ve kariyerimizin hayatımıza hizmet ettiği işlevi daha çok görüyoruz. Bu durumun bilincimizi ele geçirmemesi imkânsız. Sanki bir nevi ölümcül tehdit altında kalmış gibi hissediyorsunuz. Cinsiyet dinamikleri ilgili başka şeyler de okumuştum. Erkek karakterler bir nevi sembolik fikir olarak yaklaşıyordu. Eğer cinsiyet dinamiklerini temalandırıyorsan entelektüel ya da kavramsal olarak sadece düşüncede değil bir nevi farkında ve yaşamış olarak anlatmak gerekiyordu...

Haberin Devamı

Filmde Emily’nin başarısı nişanlısı Luke’u kaybetmesine sebep oluyor. İkiniz de genç ve başarılı oyuncularsınız... Siz başarınız yüzünden bedel ödemek zorunda kaldınız mı?

- Phoebe Dynevor: Kesinlikle... Akıl sağlığı... Yaşadığımız toplumda kariyerlerimizi, işimizi her şeyin önünde tutuyoruz. Bence bizim işimiz zaman zaman akıl ve fiziksel sağlığımıza zarar veriyor. Benim de ruhsal sağlığıma etkisi oldu diyebilirim.

- Alden Ehrenreich: Kesinlikle... Şöhretin getirdiği şeylerden biri, normal olmayacak derecede toplumsal yorumun hedefi oluyorsun. 15 yıl içinde bu durumu kademeli şekilde yaşadığımı düşünüyorum.

Kadının daha başarılı olması erkeklere tehdit gibi geliyor

UYARICI BİR HİKÂYE

 Canlandırdığınız karakterleri veya onların eylemlerini yargıladığınız oluyor mu?

Haberin Devamı

- Alden Ehrenreich: Kaçınılmaz olarak yargıladığım oluyor. “Fair Play”de Luke’un sonunda yaptığını yargılamamak çok zor. Fakat aktörün işi kendini yargıdan mümkün olduğunca uzaklaştırmak ve karakterin ruhuna kapılmak. Bir rolü okurken yaptığım hesaplamalar ‘bu kişiyle empati kurabilir miyim’ oluyor. Eğer yazarda hiç empati yoksa, oyuncunun kurması çok zor. Ya da eğer yazar karakterde insani duyguları hissetmiyorsa, karakterin kırılganlığını ortaya çıkarmak neredeyse imkânsız. Bu senaryoda en sevdiğim şey, hikâyenin insani düzeyde ele alınmasıydı. Ne olursa olsun, insani şekilde ele alınamayacak kadar korkunç bir sorun olmadığını düşünmüyorum.

- Chloe Domont: Yaptığı şeyden hoşlanmasanız bile karakterle empati kurabilirsiniz. Yapmaya çalıştığım şey de buydu. Filmin belli bir noktaları var. Luke’un davranışının kabul edilemez olduğunun söylediği anlar var. Her ne kadar filmin ilk yarısında Luke ile empati kurmamızı sağlayacak şekilde kurgulasam da acısını ve güvensizliğini Emily’ye karşı silah olarak kullanmaya başladığında, bunun doğru olmadığını anlatan uyarıcı bir hikâye olduğunu açık olarak göstermek istedim.

Haberin Devamı

Kadının daha başarılı olması erkeklere tehdit gibi geliyor

EMILY MODERN KADININ SİMGESİ

Emily’de en ilgi çekici bulduğunuz şey ve onu canlandırmanın en zor kısmı neydi?

- Phoebe Dynevor: Emily modern kadının simgesiydi. Günümüz dünyasında kalkacaksın, koşuşturacaksın, çabalayacaksın ve bunu her gün yapacaksın. Yaşadığımız dünyada toplumsal beklentiler o kadar körükleniyor ki herkes bu beklentileri normal karşılıyor.

Nasıl yani...

Emily’i işinde yükselse de ilk başta ilişkisini iyi durumda tutmaya çalışan bu yüzden bir bakıma mükemmel pasif davranmaya çalışan bir kadın. Luke’u mutlu etmek ve mükemmel nişanlı olarak görülmek için arzularını bir kenara itiyor. Ve filmin belli noktasından sonra artık bunu yapmıyor. Arzularına engel olamıyor.

Finans sektöründe çalışan kadınların dünyasına ilişkin özel bir araştırma yaptınız mı?

-Hazırlanmak için fazla vaktimiz yoktu. Sırbistan’a giderken uçakta teklif geldi, öğrenir öğrenmez hemen konuya girdik. Finans sektöründe çalışan birkaç adamla Zoom üzerinden görüşmeler yaptım ama finans sektöründen bir kadınla konuşamadım. Sanırım hepimiz erkek egemen bir dünyada ve ortamda çalıştı ve o ortamlarda bulundu.

 

 

Yazarın Tüm Yazıları