"Barbaros Tapan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Barbaros Tapan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Barbaros Tapan

Hiçbir zaman araba tutkunu olmadım

Otomobil tasarımcısı Carroll Shelby ve efsane İngiliz yarışçı Ken Miles’ın liderlik ettiği grup, Ford Motor Company için dünyanın en hızlı otomobilini yaratmak üzere bir araya gelir. Ekibin amacı, 1966 Le Mans yarışlarında Ferrari’nin yıllar süren üstünlüğüne son vermektir. Bu gerçek hikayeden uyarlanan “Ford v Ferrari” filmi, Türkiye’de 15 Kasım’da “Asfaltın Kralları” adıyla vizyona girecek. Filmin setini ziyaret eden Barbaros Tapan, Carroll Shelby’yi canlandıran Matt Damon ile görüştü, ünlü yıldızla yapımın detaylarını ve canlandırdığı rolü konuştu.

◊ Sizi bu projeye çeken neydi? Ford, Ferrari, Le Mans yarışları... Bunlar oldukça heybetli isimler. Projenin merkezinde onların olması sizi ne ölçüde etkiledi?

- İşin aslını söylemem gerekirse hiçbir zaman araba tutkunu olmadım. Beni bu işe çeken, insanların bir araya gelip ortak bir amaç uğruna işbirliği yapmaları oldu. Egolarını, farklılıklarını bir kenara atıp ortak amacı her şeyin üstünde tutmak ve tüm enerjiyi o yönde harcamak beni etkiledi.

Çünkü ben de öyle bir insanım. Yarış arabaları, dönemin en hızlı arabasını yaratmak değildi yani beni etkileyen. İnsanların ortak bir tutkunun etrafında birleşip tüm egolarını ve farklılıklarını kontrol altında tutabilmeleriydi.

◊ Carroll Shelby, filmdeki ekibin yaratıcı beyni. Ford tarafından dünyanın en hızlı arabasını yapması için işe alınıyor. Filmde Shelby üzerindeki otorite sahipleri, çeşitli yollardan onu kontrol etmeye çalışıyor. Yaratıcı olarak sizin de içinde olduğunuz birçok proje var. Sizin de otorite sahiplerinin engelleriyle karşılaştığınız oldu mu?

- Filmde iki taraf da birbirlerinden beklentilerini iyi yönetmek zorundaydı. Ford, Shelby olmadan arabayı yapamıyordu, Shelby de Ford olmadan. Aynı filmlerdeki gibi. Tek başına bir sinema filmi yapman mümkün değil.

Otorite sahipleri yani stüdyolarla olan deneyimlerimde şanslıydım. İşlerimi etkileyecek büyüklükte anlaşmazlıklar yaşamadım. Sinema gibi işbirliği gerektiren işlerde birbirimizi anlamaya çalışmak ilk adım olmalı.

Hiçbir zaman araba tutkunu olmadım

◊ Ford, kendi çıkarları için Shelby’yi karar verici mekanizmadan çıkarıyor. Siz de yapımcı ve aktör olarak birçok projeye emek veriyorsunuz. Siz bu filmi Fox’un çatısı altında yaparken Disney, 20th Century Fox’u satın aldı. Nasıl bir ortam vardı o dönem?

- Filmi belirsizliklerin içinde yaptık. Açıkçası birleşmenin filmimizi nasıl etkileyeceğini bilmiyorduk. Birleşmenin kargaşasında kaybolmaktan korkuyorduk. Bizim filmimiz dışında birleşmenin Hollywood için anlamı neydi? Disney, Fox’tan önce de dev bir şirketti. Bir de şimdi düşün. Tüm Marvel onların, Pixar onların, neredeyse tüm müzikalleri aldılar, yeni versiyonu çekilecek (remake) filmleri aldılar. Endişelerimiz çok fazlaydı.

Ama tüm kaygılarımızın tersine filmimize tepkileri iyi oldu. Beğendiler. İyi vizyon tarihi verdiler.

BEN AFFLECK İLE SENARYOMUZU SATTIK SONRA GİTTİK AYNI ARABADAN ALDIK

◊ Hız yapar mısınız?

- Yapmam. Aklı başında ve dikkatli bir sürücüyüm. Hele şimdi çocuklarla daha da dikkatliyim.

◊ Çocuklar demişken, tüm çocuklarınızın adını dövme yaptırmışsınız...

- 42 yaşında ilk dövmemi yaptırdım.New York’taydık. Sıradan, normal bir pazar sabahı eşim durup dururken dövme yaptıracağını söyledi. Ben de üstüme alındım. “Olur, yaptıralım” dedim.New York’ta dövme sanatçısı bir arkadaşımız var. Onu aradık, eve geldi. Eşimin adını yazdırdım koluma.O ilk dövmeden sonra çocuklarımın adlarını da eklemek istedim, bir türlü denk gelmedi. Şimdi başka bir proje için Fransa’da çalışıyorum.Fransa’ya gitmeden önce de çocuklarımın isimlerini ekledim. 49 yaşında! (Gülüyor)

◊ Arabalara dönersek... Filmden sonra araba mekaniğiyle ilgili birçok şey öğrendiniz. Lastiğiniz patlarsa değiştirebilir misiniz?

- Hayır! Tesla kullanıyorum. Tesla, arabada yedek lastik tutmuyor. Lastiğim patladı, Tasla servisini aradım, gelip değiştirdiler.

◊ İlk arabanız neydi?

- Paramın yettiği ilk arabam, 9 bin dolara aldığım Acura Integra’ydı. İsteyerek aldığım ilk arabam başkaydı. Ben (Affleck) ile beraber aldık.

◊ Neydi?

- Jeep Grand Cherokee. Ben ile “Good Will Hunting”in senaryosunu sattıktan sonra gittik aynı arabadan aldık. İkimiz de aynı rengi istiyorduk.

Hem araba hem de rengi aynı olmasın diye yazı tura attık, ona siyah bana yeşil çıktı. İkimizin de rüya arabasıydı. Kazandığımız ilk büyük parayla da gittik aldık.

Hiçbir zaman araba tutkunu olmadım

BEN ÇEKİNGENİM O KARİZMATİK

◊ Ben Affleck ile dostluğunuz, Hollywood’da örnek gösterilmesi gereken türden. İki karizmatik adam, iki başarılı oyuncu, bunca yıl süren sağlam dostluk...

- Ben daha çekingen ve geride duran tarafım aslında.

Ben Affleck ise odaya girdiği an fark edilen, tüm odayı karizmasıyla doldurabilecek büyüklükte bir karaktere sahip. Benim karizmam daha çok yapımcı tarafımda. Fikirlerimi satabileceğim, ikna gücüne sahip olan bir karizma.

◊ Karizma demişken Shelby’nin karizmasından, özel hayatından bahsetmek istiyorum. 7 defa evlendiğini ve çok renkli bir özel hayatı olduğunu okudum.

Filmde Shelby’nin özel hayatına hiç yer verilmezken, Christian Bale’in hayat verdiği Ken Miles karakterinin özel hayatı filmin önemli bir parçası. Neden?

- Çünkü Shelby’nin özel hayatı başka bir sinema filmi olacak büyüklükte. Shelby, hayatında sürekli başka kadınlar olan bir adammış. Diğer taraftan Ken Miles’ın özel yaşamı daha dokunaklı ve tema olarak filme daha uygundu.

 BATMAN VE JASON BOURNE KAVGA EDERSE

Christian Bale ile kavga sahneniz çok komikti. O sahneyi kısaca anlatır mısınız?

- Sahneyi 1 günde çektik. En zor olanı, gülmeden tamamlayabilmek oldu. Christian da ben de bir sürü kavga sahneleri çektik. Ciddi kavgalar, aylarca koreografisini çalıştığımız sahneler. Bu filmdeki kavga, aslında kavga etmek istemeyen iki kardeşin kavgası gibiydi. Çektikten sonra sahneyi monitörden izlerken, sette çalışanlardan biri “Bu adamlardan birinin Batman, diğerinin Jason Bourne olduğuna inanamıyorum” dedi. (Gülüyor)

Hiçbir zaman araba tutkunu olmadım

CHRISTIAN ABARTIYI SEVMEZ ROL İÇİN YAPTIKLARINI ANLATMAZ

Peki Christian Bale ile çalışmak nasıldı?

- Christian sette role girdi mi o kişi olarak kalır ve o şekilde takılır. Karakterde kalır derken, karakter ile aynı ses tonu, aynı vücut hareketleri ve aksan ile devam eder. Sette konuşuyoruz diyelim, Ken Miles gibi konuşur ve hareket eder. Onun çalışma tarzı böyle. Kendi için en iyi yöntemin bu olduğunu söylüyor. Bu arada aynı ajansa bağlıyız, işlerimizle ilgilenen kişinin adı Patrick... Patrick, çekimlerin bitiminde saat 8 civarı aramış, Christian telefonu “Hey Patrick, yeniden Christian’ım, geri geldim” diyerek açmış. (Gülüyor) Dediğim gibi, onun yöntemi bu...

Ama beni Christian’da asıl etkileyen, çalışma disiplini ve iş etiği. Dick Cheney’i bitirdi, bu filme başladı. Cheney olmak için kilo aldı, hemen peşinden Ken Miles olmak için 31 kilo verdi. Çok kısa bir sürede bu değişimi yaşadı. Herkes gibi ben de merak ettim ve sordum. Ballandıra ballandıra “Düşük kalorili diyet, az karbonhidrat, özel eğitmen, günlük program” filan diyecek diye bekliyorum. Bana baktı, en umursamaz tavrıyla “Yemedim” dedi. “Ohh demek sadece yemedin” dedim. (Gülüyor)  Ondaki disiplin farklı bir seviye.

Bir diğer özelliği de abartıyı sevmemesi. Birçok genç oyuncu aksiyon filmlerine hazırlanırken ya da kilo verirken yaşadığı değişimi en ince detayına kadar anlatır.

Christian için bu sadece işinin bir parçası, oldukça sıradan ve basit bir şey. Özel tutar ve paylaşmaz, anlatmaz. Her gün sete en hazır haliyle gelir. Yüzüne baktığın an ne kadar emek verdiğini, nasıl zor bir işi başardığını anlarsın ama ondan bunları duymazsın. Olağanüstü bir insan ve aktör...

Hiçbir zaman araba tutkunu olmadım

 EN İYİ YÖNETMENLERİN ORTAK NOKTASI BAŞKALARININ FİKİRLERİNE AÇIK OLMALARI

  Son dönemde birçok film yeniden çekiliyor. Ne düşünüyorsunuz yeniden çevrimler hakkında?

- Ben de ikisinde yer aldım. Daha çok orijinal filmler görme taraftarıyım. Ama işin ticaret kısmından bakınca... Onlar, güvende oldukları projelere daha sıcak bakıyorlar. Seri filmler, gişede en başarılı olanlar. Eğer stüdyo patronuysan, başarılı bir seriyi bünyene katmak birçok sorunu çözüyor. O yüzden başarılı birçok filmin devamı çekiliyor ya da yeniden yapılıyor.

Çalışma ortamında en çok neye dikkat edersiniz?

- Saygı! Çalıştığım en iyi yönetmen ve yapımcıların ortak noktası, başkalarının fikirlerine açık olmaları. Projeyi bitirmek için işe aldıkları kişileri dinlemeleri. İnan bana çalışanların seslerinin duyulduğunu bilmek, ortamı daha huzurlu bir yer yapıyor.

X