Dünya...Yalan dünya!

“Dünya, incelikten yoksun hikâyeler, alçak yalancılar tarafından kaba bir biçimde oynanan kötü bir komedidir.” (Stendhal)

Haberin Devamı

‘Gerçeği eğmek, gerçeği bükmek’, tam da günümüzün hastalığı niteliğinde deyimler. Başta, son zamanların revaçta mesleği sosyal medya influencer ve maymunlarının, kitlesel işler yapan iş insanları, politikacılar, popüler şarkıcı ve oyuncuların gerçeği kendi veya yaptıkları işin faydasına göre tasarlaması durumu, sanal yaşam tarzı, oyun bakış açısı ve hatta algı yaratma aymazlığı ile alışkanlığı olabilir diye düşünüyorum. Eskiden olsa ‘yalan’ nitelemesi ile biraz ağır kaçsa da ‘aldatmak’ fiili gayet yerinde bir benzetme olurdu. Bire bir örtüşmese bile, içeriğindeki hedef, niyet ve beklenen sonuç neredeyse tıpatıp aynı. Biz normal insanların bile dikkate alınmak için günlük hayattaki konuşma veya anlatımlarımızda mübalağa (abartma), teşbih (benzetme), teşhis (kişileştirme), intak (konuşturma) ve tezat (zıtlık) içeren edebi söz sanatlarını bilerek ya da bilmeyerek fazlasıyla kullandığımız gerçeğini göz ardı edemeyiz. ‘Ben gerçeği asla eğip bükmüyorum, her şeyi olduğu gibi görüyor ve yansıtıyorum...’ diyebilenimiz var mı acaba? Açık yüreklilikle?... Bir düşünün isterseniz... Bir durum veya düşünceyi anlatımda süsleme, kelime ve cümleleri söylerken sergilediğimiz performansı izlesek, hayranlıktan mı yoksa utançtan mı bilemedim... Bayılmamız kaçınılmaz olacaktır. Yeryüzünde yaşayan milyarlarca insanın 7’den 70’e her gün farklı gerçekleri az da olsa eğip bükerek evrene yayması genel olarak yaşadığımız gezegen için kullandığımız ‘Yalan dünya’ nitelemesini haklı kılmıyor mu? Bana göre ‘cuk’ oturdu.

Haberin Devamı

GERÇEĞİ BÜKMEK

Dünya...Yalan dünya

Yukarıdaki giriş yazıma da ilham olan ‘Gerçeği bükmek’ deyimi aslında 2-14 Haziran 2023 tarihleri arasında Farabi Sokak’taki ‘Tosca Sanat Galerisi’nde Küratör ‘Necla Rüzgar’ın hazırladığı ve 33 genç sanatçının (Ayça Buğlagil, Başak Bilgehan, Bengisu Aygüneş, Berfin Hazal Gündoğdu, Birben Sağer, Burak Zafer Kibar, Buse Alvur, Büşra Göçer, Elif Çorman, Ercan Kabadayı, Esin Arslan, Eylül Uçar, Ezgi Yılmaz, Fatmanur Bostancı, Feraye Doğan, Gülşah Sözbir, Halil İbrahim Karatepe, İlayda Azak, Meltem Mısır, Murat Yavuz, Muzaffer Şimşek, Nupelda Çelik, Özlem Akpınar, Simay Çelik, Sıla Akkaş, Sude Koçman, Sudenur Gürbüz, Umut Dağlan, Yusufcan Sadık, Yağmur Kara, Zekiye Elvin Sevil, Zeynep Baloğlu, Zeynep Salan) eserlerini sergilediği, gezerken çok etkilenip halen etkisinden çıkamadığım bir sergi adı. ‘Gerçeği bükmek’, sanatın her dalında var olan bir durum. İzleyiciye verdiği hislerin bir anlam veya anlamsızlığa dayanması sanata bakış açısı ile alakalı olsa da gerçekliğin bilinen ya da alışılagelmiş tarafından uzaklaşarak farklı boyutlarını açığa çıkarmasıyla bize kazandırdığı fikir ile değerleniyor... Gerçeğin bükülmesiyle açığa çıkan ruh hali ve sonuçlarının yansımasından etkileniyor ve belki de yeni bir vizyon kazanarak kültür ve gelişim anlamında zenginleşiyoruz. Sergiye gidip zenginleşmenizi öneririm.

Haberin Devamı

STÜDYO PİZZA

Dünya...Yalan dünya

‘Adam avuç içine yaydığı tabağı tutuşunu düzenlerken hemen karşısında telefon ekranında sabitlemeye çalıştığı enstantaneye gülümseyerek dikkat kesilen kadına da hayranlıkla bakmayı ihmal etmiyordu.’ Doğallığın aşkla yoğrulduğu bu görüntü, Kavaklıdere, Şili Meydanı’ndaki ‘Stüdyo Pizza’nın şefi Murat Artukmaç ile eşi Sera Sade arasında haziran ayı pizzasının çekimleri sırasında dikkatimi çekti. İşletme müdürü Sevgili Sahra’nın ikram ettiği kahveyi yudumlarken keyifle izledim. Stüdyo’da pişen pizzaların içeriğindeki aşka şahit olmak ayrı bir keyif verdi haliyle. Aşkın yanında başka şeyler de var tabii... Menüye baktığınızda en tepede yazan cümlede şöyle diyor; “Pizza ve ekmeklerimizi atalık buğday unları ve ekşi maya kullanarak hazırlıyoruz. Pizza hamurumuzu İtalya’dan gelen ‘Bianchi Rapida’ çift kollu mikserde yoğurup, ‘Gianni Acunto’ fırınımızda 450 derecede pişiriyoruz.” Biz de büyük bir keyifle yiyoruz... İştah açıcı bir cümle olduğu gayet açık... Gerçekle bire bir örtüşen bu ifadeye katıldığınızı pizzanızı yedikten sonra anlayacak, menüyü yeniden isteyip cümlenin altını çizmek isteyeceksiniz.

Haberin Devamı

SPAETZLE (ALMAN KÖY ERİŞTESİ)

İzlemekten kendimi alamadığım ‘Pizza Haziran’ın çekimleri sürerken, sevgili Sahra ‘spaetzle’ dedi? Çoğunlukla orta Avrupa’ya has bir erişte olan ‘spaetzle’i şefin yorumuyla menüye koymuşlar. Şef Murat Artukmaç’ın en takdir ettiğim tarafı pişirdiği yemeklerde Anadolu’nun geleneksel ürünlerini kullanmayı özellikle tercih etmesi. Speatzel içeriğinde, mantar, et suyu, pırasa, limon kabuğu, kırmızı tane biber, maydanoz ve geleneksel İzmir tulum peyniri var. Pizza önü veya arkası fark etmez, mutlaka tadılması gerek. Sevgili Sahra tadılması gereken yeni şeylerin şifresini de verdi. Mesela ‘Zeytin yağı keki’ dedi kulağa hoş geldi. Kendi üretimleri ‘Ham kakao, nane dondurma’ kesin efsaneleşir. Tadımı size bırakıyorum...

Haberin Devamı

Dünya...Yalan dünya

Yazarın Tüm Yazıları