Uzun süre kullanılabilecek kıyafetleri seçiyorum

Aynur Tattersall, Türkiye’de uzun yıllar sürdürdüğü meslek hayatını Londra’da devam ettiren başarılı bir serbest gazeteci. Dünyanın dört bir tarafında liderlik üzerine eğitimler, yaşam koçluğu, iletişim danışmanlığı yapıyor. Yeni yerleri keşfetmeyi isteyen, bu sebeple dünyayı gezen, izlenimlerini güçlü kalemiyle, okuyucularına hissederek, yaşayarak, hissettirerek ve yaşatarak ulaştırıyor. İnsanların hayatına dokunmayı seven, hakikate inanan ve Sait Faik Abasıyanık’ın “Dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak her şey” sözünü hayat düsturu edinmiş bir yazar. Özellikleri saymakla bitmeyen Aynur Tattersall için ‘on parmağında on marifet’ dersek tam yeridir. Aynı zaman da stiliyle de dikkat çeken sevgili Aynur ile yaşamını, modayı ve insanlar arasındaki iletişimi konuştuk.

Haberin Devamı

Uzun süre kullanılabilecek kıyafetleri seçiyorum
AYNUR TATTERSALL İLE 5 SORU 5 CEVAP

 1-Sizi tanıyabilir miyiz?
Londra’dan hem dünya hem de Türkiye basını için serbest gazeteci olarak çalışıyorum. Hem Türkiye’de sürekli basın kartı sahibiyim hem de İngiltere’de Ulusal Gazeteciler Birliği üyesiyim. Yerel ile küresel bağdaştırmaya çalışmak, ikisi arasında gidip gelmek, mesajlar yaratmak, renkler, kokular, tatlar keşfetmek, daha fazlasını yapmak en büyük tutkum. Liderlik üzerine özel eğitimler veriyor, UNESCO’nun dünya mirası projelerine stratejik danışmanlık sağlıyorum. Bugüne kadar Boris Johnson’dan Nicolas Sarkozy’ye, Tayyip Erdoğan’dan Angela Merkel’e, Roger Federer’den İlham Aliyev, Melinda Gates’den Jens Stoltenberg’e uzanan menzilde liderlerle özel mülakatlar gerçekleştirdim. Şimdi bu konularda bir kitap üzerinde çalışıyorum, son revizyonları yapıyorum. Seyahat ettiğim ülkeleri, gördüklerimi, tecrübelerimi kaleme alıyorum. İzlenimlerimi okuyuculara içimden yaşayarak, hissederek kendi penceremden anlatmayı seviyorum. İnsanların hayatına dokunmayı seviyorum. Sevgi her şeyde ve onu her zaman her şeyde görebilirsek büyük yol almış olacağız diye düşünüyorum. Londra ve Urla’da kendi yarattığım doğal, dingin ve yaratıcı ortamda yaşamımı seyahatler yaparak sürdürüyorum.

Haberin Devamı

2-Alışveriş alışkanlıklarınızda neler değişti? Artık “yavaş moda” diyoruz, siz bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?

Hep kendim gibi olmayı ve kendime yakışanı giymeyi tercih ettim. Modayı takip etmiyorum ve hiçbir zaman bir kıyafeti moda olduğu için aldığımı hatırlamıyorum. Sadece ihtiyacım olduğunda alışveriş yapıyorum ve çok az sayıda giysim, ayakkabım, çantam var. Sanırım alışveriş alışkanlığım bundan 15 yıl önce değişti. Kendim hakkımda farkındalığım arttığında ve bilinç düzeyim değiştiğinde başka bir yaşam tarzım oldu. Giydiklerim ve yaşadığım yer de yaşam tarzıma göre şekillendi. Çok seyahat ettiğim için kıyafetlerimi ona göre seçiyorum. 15 yıldır bulunduğum bir yerde 10 günden fazla kalmadığımı fark ettim. Bunu bilinçli olarak yapmıyorum ama yaptığım iş ve kendi iç dinamiklerim böyle çalışıyor. Bu sebeple fonksiyonel, basit, uzun süre kullanılabilecek kalitede ve bana yakışan kıyafetleri seçiyorum. Alışveriş yaparken de buna dikkat ediyorum. Ayrıca evdeki gardıroplarımın da kapakları yok. Tüm eşyalarımı askıda görmek istiyorum. Bir çorabım koyduğum yerde olmasa farkına varırım. Tüm eşyalarımın tek tek yerini biliyorum ve seyahat için hazırlanırken en fazla 15 dakika içinde bavulumu hazırlayıp evden çıkabilirim.

Haberin Devamı

3-Londra ve Urla iki farklı yaşam ortamı, sizin için ne ifade ediyorlar?

Londra’yı “sevgilim” gibi seviyorum. Beni heyecanlandıran, gelişmem yenilenmem için fırsatlar sunan hiç vazgeçemeyeceğim bir tutkum. Urla’yı ise “annem” gibi seviyorum. Beni her halimle kabul edeceğini bildiğim, huzur bulduğum, köklerim. Londra; kalabalıklar içinde yalnız kalabileceğiniz, gerçekten ne istediğinizi biliyor ve hedef koymuşsanız iyi para kazanabileceğiniz hem madden hem de manen doyum içinde yaşayabileceğiniz bir yer. Londra’dan değişik şekillerde besleniyorum. Kendimi entelektüel ve spritüal anlamda geliştirebildiğim bir şehir Londra. Urla’da önce hayalini kurduğum, sonra yavaş yavaş gerçekleştirdiğim bir yaşam tarzım var. Bundan yıllar önce annem için aldığım zeytinliğim ve pandemi döneminde içinde tamamlayarak yaşama fırsatı bulduğum bir taş evim var. Burada organik zeytinyağı üretiyorum. Dünyanın geri kalanını bir kenara bırakıp bir çiftçi hayatı yaşayabiliyorum. Kendi tereyağımı, yoğurdumu yapıyorum. Domatesimi, biberimi, patlıcanımı mümkün olan mevsimindeki her türlü sebzeyi yetiştiriyorum. Ben yokken benim için bakan yardımcım var.

Haberin Devamı

Uzun süre kullanılabilecek kıyafetleri seçiyorum
4-İletişim konusunda nerede hata yapıyoruz?

İletişim konusunda yaptığımız en büyük hata iletişememiz ve gerçekten iletişimin ne olduğunu bilmememiz. Duyuyoruz ama dinlemiyoruz, konuşuyoruz ama söylemiyoruz. Ön yargılarla yaşıyoruz çoğu zaman. Bunlardan kurtulamaz, bilinç düzeyimizi artırmaz isek her zaman problem yaşarız. İletişimin püf noktası kendimizi doğru ifade edebilmektir. Karşımızdaki kişinin bizi anlamasını beklemek çok romantik bir davranış olur. İletişimimizde önemli olan karşımızdakine ne düşündüğümüzü ne hissettiğimizi cesurca ve içtenlikle söyleyebilmek. Çok kırılganlık ve alınganlık gösterdiğimiz için birbirimizle konuşurken gerçek duygularımızı, hislerimizi nazikçe ifade etmekten çok uzakta kalıyoruz. Bu durumda bazı insanlar çok konuşuyor bazı insanlar tamamen suskun bir tavır içinde iletişim halinde kalıyor. Sessiz kalmanın bazen çok konuşmaktan daha iyi olduğu düşünülür ama ikisi de aynı derecede tehlikelidir. Bizi iletişimde başarılı kılacak olan şey; dinleme, konuşma ve karşımızdakini anlamaya çalışma yeteneklerimizi geliştirmektir. Kalpten samimi, duygularımızın da ne olduğu konusunda yaptığımız bir konuşma bize gerçek iletişimin kapılarını açar.

Haberin Devamı

5-Sizi siz yapan bir yasam mottonuz var mı?

Birkaç tane var ama en çok kullandığım, “İnsan ne kadar uzağa giderse kendine o kadar yaklaşır.” Uzaklara gitmek bavullar hazırlayıp yollara düşmek bir tutkudur. Hareket bereket getirir. Hareket halinde ve insanlarla iletişim halinde olduğumuz zaman kendimizi daha iyi tanırız ve kendimizi ne kadar iyi tanırsak dünyayı o kadar iyi tanır diğer insanlarla ilişkilerimiz de doğal ve samimi olur. Kendimiz olmayı başarırız. Kendimiz olduğumuzda da giyimimiz de yememiz, içmemiz ve dış dünya ile ilişkilerimiz de hakiki olur. Hakikate daha çok yaklaşmış oluruz. Bu bazen bizi bizim gibi olmayanlar karşısında zor durumda bıraksa, incitse de sonunda hakikat bizi biz yapar, kazandırır.

Yazarın Tüm Yazıları