"Ayşe Baykal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Baykal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Baykal

Beyler bu kadar zor mu anlamak?

Ülkemizde açılan ve tepkiler üzerine kapatılan  “İkinci eş bulma sitesi” ile ilgili kaleme aldığım yazıya istinaden bir okurumuzun mailini paylaşmak istiyorum.

Okur şöyle diyor; Yazınızla ilgili iki konuya değinmek istiyorum müsaadenizle: Birincisi, siteyi kuran adam, kadının talebinden bahsederek bir çözüm bulmaya çalışmış gelen talebe. 45 yaşındaki kadın eş bulamamaktan şikâyet etmiş çünkü dikkat ederseniz. Orada konu bekâret vs değil. Evlenmek isteyen ama uygun eş bulamayan kadınların bekâr ölmesi mi daha iyi yoksa ikinci eş olarak, bu sayede çocuk sahibi olarak hayatlarını devam ettirmeleri mi? Allah'a sorsaydınız size ne cevap verirdi? İkinci olarak, bir arkadaşınızın patronundan bahsetmişsiniz ve tehlikeye dikkat çekmişsiniz. Dürüstçe olmalı demişsiniz, katılıyorum. Bu patronun ve çocuklarının durumu için çözüm öneriniz nedir, ne yapılırsa sorun olmaktan çıkar?”

Öncelikle belirteyim; İkinci eş bulmak için kurulan sitenin mantığına karşı olmakla birlikte kapatılmasını da doğru buluyorum.

 

İlgili yazımda şikâyetçi olduğum hususu sanırım anlatamadım. Kaç yaşında olursa olsun bir kadının evliliği sevgi ve aşk üzerine yapması gerekliliğini savunuyorum. Belli bir yaşa gelmiş kadının bekârlığının bir acziyet olarak sunulmasına karşıyım.

 

Kadınlar için “ideal evlilik yaşı” tespit edip bu yaşı geçenler için oluşturulan ikinci eş olma gibi bir formülü reddediyorum ve reddedeceğim.

 

Bugüne kadar köşemde Murat Başoğlu dışında kamuoyuna mal olmuş kişilerin ilişkileriyle ilgili yorumda bulunmamaya özen gösterdim. Her ilişki kendi içinde çözümlenebilir…

 

Evli bir erkekle birlikte olan bir kadın dindarsa ikinci eş, değilse metres olarak etiketlenmesine ve anılmasına karşıyım. Erkeğin konumu değişmiyor da kadının konumu neden değişiyor?

 

Bir kadının ikinci eş olup çocuk sahibi olmasının bekâr ölmesinden daha iyi olduğunu iddia eden ve bunu Allah’a sormamı isteyen okurum bir erkek.

 

Nedense kendi mahallemin erkekleriyle KADIN konusunda yıldızlarımız bir türlü uyuşmuyor. Buna babamın oğlu da dâhil…

 

Kadın onurunun yok sayılmasına itiraz ediyorum,  itirazıma yine kadın onurunu yok sayan bir yorum alıyorum. Okurumuzun itirazında bir art niyet aramıyorum, genel eğilimin bu şekilde olduğuna şahidim. Bu eğilime maalesef kadınlar da dâhil.

 

Kadına geleneksel bakış açısıyla baktığımız sürece değişmeyecek bu. Din eksenli demiyorum çünkü Allah’ın kadını sadece evlenip çocuk sahibi olmak gibi bir misyonla yarattığını düşünmüyorum. Evliliğe veya çocuk büyütmenin kutsiyetine itirazım yok lâkin kadının insan olarak dünyaya katacağı değeri bunlarla sınırlamaya itirazım var.

 

“Çocuk doğuran kadın kutsaldır.” mantığının çocuk sahibi olamayan kadınlar üzerindeki baskısını görmezden gelmemiz mümkün mü? Evli olup çocuğu olmayan veya bekâr olan bir kadın, istiyorsa pekâlâ bir çocuğu evlat edinerek de annelik duygusunu tatmin edebilir.

 

Kadının toplumda değerli görülmesini sağlayıp kadını değerli kılan şeyin ne onun doğurganlık özelliğinin olması ne de bir erkek tarafından kabul görmesi olmalıdır.

 

Okurumuzun “Allah’a sorsanız ne cevap verirdi?” sorusuna gelince... Allah katında bir kadın veya erkeğin; dünyadaki haksızlık ve yolsuzluklar için ne yaptığının veya yapmadığının, insanlığa katkısının ne olduğunun çok daha önemli olduğuna inanıyorum.

 

Dürüstlük mevzusuna gelecek olursak; ben, gizli saklı kıyılan nikâhlarla ilgili bizi bekleyen tehlikeye dikkat çekmek istedim. Bu tarz birlikteliklerden olan çocuklarla ilgili çözümü ben bilemem.

 

Bundan bir iki ay önce gençlerin kendi arasında ailelerden gizli nikâh kıydığını ve özellikle genç kızların mağdur olduğunu yazmıştım.

 

Olay karşısında millet olarak tutumumuz ne oldu biliyor musunuz? Muhafazakâr mahalle böyle bir olay yokmuş gibi davrandı, diğer mahalle ise “Nasılsa benim sorunum değil.” diyerek bunu bir magazin haberi olarak gördü.

Yani sorunu ayrıştırarak susmayı ve yok saymayı tercih ettik.  Sanki gençler başka ülkenin başka okullarında eğitim görecekler.

 

Lütfen 2015 tarihinde bir üniversite öğrencisiyle yaptığım  “Dindar gençlik ve Flört” konulu söyleyişi okuyunuz.

 

http://www.hurriyet.com.tr/dindar-genclik-ve-flort-36542520

 

KANUN ÇIKMASI İÇİN HAYVANLARIN OY HAKKI MI OLMASI GEREKİYOR?

Son zamanlarda hayvanlara yapılan akıl almaz işkenceler hepimizin sabrını taşırıyor artık. En acısı da vicdan yoksunu insanların yaptıkları bu olay için karşısında eften püften bir gerekçe sunup elini kolunu sallayarak toplum içinde dolaşmaları. Kanunlarımızdaki yetersizlik nedeniyle bu insanlara ceza verilemiyor. Hayvanlara yönelik işlenen suçların Kabahatler Kanunu’na göre değil de Ceza Kanunu’na göre değerlendirilmesi için ne kadar beklememiz gerekiyor?

Her yıl bu tarz olaylar karşısında bu değişikliğin yapılacağı söylense de maalesef bir şekilde arka planda kalıyor.

Hayvanlara karşı işlenen suçların sahipli veya sahipsiz olarak ayrıştırılmaması ve bir an önce kamuoyu vicdanını rahatsız eden bu soruna çözüm bulunması gerekiyor. 

Hayvanlara karşı yapılan zulümle, dünyanın herhangi bir yerinde insana yapılan zulüm arasında bir fark olabilir mi? “CAN”a zarar veren ZALİM’dir. Ve vicdanlı insanların görevi zalimi cezalandırmaktır.

Haklarının olması için öncelikle oy haklarının mı olması gerekiyor? Lütfen, artık ertelemeyin ve bir şeyler yapın.

X