"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Dilek Ağacı yazısından sonra

“DİLEK Ağacı’nda 10 yıl” yazımın yayınlandığı gün, huzursuzluk içinde yatakta kıvranıyorum.

Birazdan sevgilim uyanacak, eline telefonu alıp gazete okumaya başlayacak ve o yazıyı görecek.
Acaba kızar mı?
“Yine özel şeyler yazmışsın!” yapar mı?
Neredeyse 14 yıldır beraberiz...
Hâlâ tırsıyorum.
Gerçi, ben de buyum.
Her zaman böyle şeyler yazdım.
Yazmaya da devam edeceğim.
Değişmedim ki, aynı kadınım.


BAK NASIL ERKEKLER VAR!


Neyse onu yazdım.
Abartmadım, eklemedim, hatta eksik anlattım, şahane bir şey daha aldı, bak onu yazmadım.
Ama kızabilir, küser mi acaba? Bugün de birkaç günlüğüne bir arkadaşımızın teknesine gidiyoruz, suratını asar mı?
Burnumdan getirir mi?
Gözlerimi açmadan uyuyor numarası çekiyorum ama biliyorum ki telefonda yazıyı okuyor.
Tam o anda telefon çalıyor!
Sabahın körü... Kim arıyor?...
“Selam abi, çok iyiyim, sen nasılsın” diye açıyor.
Sesini ölçüyorum, yaşasın neşeli! Karşısındaki bir şeyler anlatıyor.
O da gülüyor, “Teşekkür ederim” diyor, “Evet, ben de şimdi okuyordum”...
Aman Allah’ım, arayan kimse, benim yazıdan söz ediyor.
Kulaklarım dikiliyor pikenin altından.
Kötü bir şey söyler, adamı sinir eder mi acaba?
Birden sevgilim kahkaha atmaya başlıyor!
Sonradan öğreniyorum ki, telefondaki ses, “Karım sabah sabah gazeteyi burnuma dayadı. Bak nasıl erkekler var dedi. Hayatımda bir kere bile böyle bir incelik yapmadın. Şimdi git, ağaç mı alacaksın, ne alacaksan al, öyle gel bu eve!” demiş...
O da sevgilimi arayıp, “Madem başıma bunları açtın, şimdi ne alacağımı söyle bakalım...” diyor.
Maalesef benim yazı, bilmeden onların da evlilik yıldönümüne denk gelmiş.


İYİ DİLEKLERE TEŞEKKÜRLER

Ben hâlâ pikenin altında kıpırdamadan duruyorum.
Hissediyorum, bana bakıyor.
Birden, “Sen uyanık mısın yoksa!” deyip, pikeyi tepemden çekip beni gıdıklamaya başlıyor.
Yazıyı sevdiğini söylüyor, ama yine de bana özel mektuptan bir bölüm koyduğum için azarı yiyorum!
Ama gülerek yataktan kalkıyoruz.
Sonra Laptop’ta bir sürü güzel dilek gördüm.
Teşekkür ederim hepinize.
Bütün iyi dileklerinizi ben de size geri üflüyorum.
Bir sürü de “hep aşkla kal mail”i vardı.
Bugün ve yarın paylaşacağım...

Sürprizler konusunda beceriksiz maalesef!

“DİLEK Ağacı’nda 10 yıl” yazınızı okuyunca bu mail’i yazmadan edemedim.
Çünkü biz eşimle bu sürpriz meselesi yüzünden epey yıprandık. Ben bir kadınım, ruhuma dokunacak incelikler bekliyorum. O da, böyle şeyleri beceremediğini, beklentilerimin onu stres altına soktuğunu söylüyor. Bu arada ikimizin de ikinci evliliği ve aramızda 22 yaş fark var. Aslında dünyanın en çekici adamı. Ama sürprizler konusunda çuvallıyor!

*

Ah, ah...
İlk doğum günümde, bana ne alacağını bir türlü bilemedi. Günlerce kıvrandı, ben de anlayıp, bir elbise beğenmiştim onu istedim. Gitti geldi, bulamadı, hediye yalan oldu!
Peki ben ne yaptım?
Onun ilk doğum gününde, istediği o klasik saati aldım.
İkinci doğum günümde, ona bir tüyo vermek istedim: Yeni bir çanta aldığımı, cüzdanımın da büyük geldiğini söyledim.
Mesajı almış ama yanlış almış. Aldığı cüzdan çantamdan büyük! Niyet iyi ama dersini çalışmamış!
Ben de onun ikinci doğum gününde, gece 12’de hediye olarak ona bir cüzdan verdim, içinde sabah uçağına Mardin bileti vardı. Çünkü o şehri merak ediyordu. Organizasyonu iki ay öncesinden yapmıştım.
Dersimi çalışmıştım.

*

Gelelim evlilik teklifine...
Bir haftalık Bangkok-Phuket gezisinde evlenme teklif edeceğini anlamıştım.
Bir sürü romantik anımız oldu, hepsini es geçti.
Yapamadı, beceremedi.
Tam döneceğimiz gün, bir de baktım ki, yastığımın üzerine bir küçük kutu bırakmış...
Açtım, bir tek taş.
Evliliği yüzük teklif etmiş oldu! Evliliğimizin ilk yıldönümünde bana acayip vaatlerde bulundu. Sürprizleri olduğunu, tüm “anti-romantik”liklerinin acısını çıkaracağını söyledi.
O gün yurtdışındaydık.
Ben önceden bir cast ajansıyla anlaştım. Amatör oyuncular Kadıköy sahilinde onu ne kadar çok sevdiğimi haykırdılar. Bu görüntü kameraya alındı, en sevdiğimiz fotoğraflar şarkılarla süslenmiş bir CD oldu. Benim armağanım buydu.
Laptop’tan izlettim.
İzlerken bile ağladım.
Peki ya o?
Bana yatırım yapmak için hazırlanan sertifikalı gram altınlardan almış, gururla, “Kendine istediğin bir şeyi al!” deyiverdi.
Yıkıldım!! İncindim!!
“Artık kutlama yapmayalım, aramız bozuluyor!” deyip duruyor, geçen haftaki doğum günümde de bir saksı orkide getirmiş...
Ağlayarak çıktım evden...
Ama şu da var: Eşim bana her sabah “prenses seansı” yapar, “Sen dünyanın en güzel prensesisin!” diyerek öper koklar, kahvaltımı hazırlar. Her duştan sonra banyoda beni bekler, bornozumu giydirir, beni kurular...
Ama ne var ki, sürpriz deyince adam kayıp!
O yüzden şunu söylemek istedim: Sevgilinizin kıymetini bilin, ruhunuza kattığı zenginliğe alışıp, ilgi körü olmayın ve bu incelikleri her yerde yazın, çıtayı yükseltin...
Çünkü kadınlar bunu hak ediyor! (Özge A.)



Harika yazmışsınız!

BENCE bu yazıyı götürün ona okutun. Sizi bu kadar seven bir adamın bu hassasiyete de özen göstereceğine inanıyorum. Ben de ilk fırsatta, sevgilimin duştan sonra beni kurulayıp, bornozumu giydirmesini bekliyorum...

X