"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Çağan’a da Mahsun’a da teşekkürler

BUGÜN, 87 yılında başladığım üniversite maceramın sonuna gelmiş bulunuyorum.

Mezun olmak için tek dersim kaldı, birazdan onun finaline gireceğim.
Dersin adı “Film Yönetmenliği”.
Hocamız, yardımcı doçent Yavuz Alptekin.

28 YIL ÖNCE BAŞLAMIŞTIM

İnşallah geçerim ve 28 yıl önce başladığım işi bitiririm!
Demek ki, olabiliyormuş.
Bunca yıl sonra bile yarım bırakılan işler tamamlanabiliyormuş.
Ama kolay olmadı.
Kimse bana iltimas filan da geçmedi.
Aksine Yavuz Hoca bitirme ödevi için, “Sen bu isimlere daha kolay ulaşabilirsin. Bir değil, iki yönetmenin bütün filmlerini izle, yönetmenlik anlayışlarını incele, rapor halinde sun, sonra bir de onlarla röportaj yap!” dedi.
Vay ki vay!
Bu projeye, okuldan sınıf arkadaşım Şeyma Yamandağ ile giriştik.
Hocamız kurayla yönetmen ismi çektirdi.
Kimler çıktı dersiniz?
Mahsun Kırmızıgül.
Ve Çağan Irmak.
İkisi de çok sevdiğim insanlar ve sinemacılar.

İÇİMDEKİ GAZETECİ TIRMALAYIP DURUYOR

Ama Mahsun röportaj filan vermiyor.
Böyle bir prensibi var.
Bir de o aralar, son filmi Mucize vizyona girmek üzereydi, adamın işi başından aşkındı, yine de beni kırmadı, sırf mezun olabileyim diye, sinema macerasını anlattı.
Ama gazetede yayınlanmaması kaydıyla...
O kadar da güzel oldu ki...
Fakat ıh-ıh.
İstemiyor yayınlanmasını.
İçimdeki gazeteci de beni tırmalayıp duruyor, “Orada güzel bir iş var!”, “Orada güzel bir iş var!” diye.
Ben o çalışmadan sıkı bir pazar röportajı çıkarabilirim.
Bir gün fikrini değiştirirse, onun ağzından “Mahsun sineması”nı okuyabilirsiniz.
Ama söz verdim bir kere, maalesef yayınlayamıyorum.
Teşekkür ederim Mahsun’a.

‘UNUTURSAM FISILDA’ BENİ BENDEN ALDI!

Aynı şekilde Çağan’a...
Ben ciddi bir Çağan Irmak hayranıyım, hatta hastasıyım.
Hele “Unutursam Fısılda” beni benden aldı.
Çağan da Avustralya’daydı. “Lafı mı olur, gelince buluşur, yaparız!” dedi.
Galata’da Santral Dükkân’da buluştuk.
İnsana çok iyi gelen biri Çağan.
Kalbi güzel.
Gözü güzel.
Ve en şahanesi de, öyle bir olgunluğa gelmiş ki, “Sinemadan büyük hayat var!” diyebiliyor.
Bence Çağan’ın röportajı da bu alanda iş yapmak isteyen öğrencilerin mutlaka okuması gereken bir iş oldu.
Neyse, ben de kendimi övüyor gibi oldum.
Ama öyle değil aslında, iki adam da gerçekten sıkı.
Ve sıkı şeyler anlattılar.
Hadi ben şimdi yola koyuluyorum.
Öğrenci Ayşe yolcu!
N’olur şans dileyin.

Karlı günler için size bir öneri

Gidin ‘Mucize’yi izleyin!

Bu arada...
Mahsun’un “Mucize”si tam bir başarı hikâyesi...
Açılış rakamı 642 bin 187...
İlk üç günde bu kadar kişi izlemiş.
Neredeyse hepsi de ayağa kalkıp alkışlamış.
Bu karlı günlerde yapılacak en iyi şey.
Siz de gidin izleyin.
Beğeneceksiniz.
Etkileneceksiniz.
Sarsılacaksınız.
Hikâye sağlam.
İçeriden anlatılıyor, Güneydoğu’yu, Güneydoğu gerçeklerini çok iyi bilen biri tarafından anlatılıyor.
Ve görüntüler şahane.
Görsel şölen diyorlar ya, işte öyle.
Talat Bulut çok iyi.
Erdem Yener, Meral Çetinkaya da.
Fakat köyün bir delisi var ki Mert Turak’ın canlandırdığı...
Yok böyle oyunculuk!
Gerçekten ayakta alkışlanır.
Zaten bu genç adam iki kere Afife Jale’yi aldı.
Başarısı tescilli bir oyuncu yani!

MAHSUN SİNEMASI TARTIŞILACAK

Önümüzdeki günlerde “Mahsun sineması” çok tartışılacak, görün bakın.
Her kafadan bir ses çıkacak.
Kimi, “Hakkını teslim edin çok iyi filmler çekiyor işte. Şarkıcıydı, harika bir yönetmen oldu!” diyecek.
Kimi de, “Sürekli Türkiye meselelerini sokuşturuyor filmlerine. Hem Güneydoğu hem Kürtler. Basbayağı ajitasyon yapıyor!” diyecek.
Mahsun, “teknolojik” ve “estetik” açıdan evrensel standartların gerisinde kalmamaya çalışıyor.
Ama anlattığı hikâyeler ve anlatış biçimiyle de yerellikten vazgeçmiyor.
Biçim olarak evrenselliği yakalamaya çalışırken, öz olarak da yerellikten vazgeçmiyor.
Kendi deyimiyle, ülkesinin “sahici insanları”nı ve “sahici sorunlarını” merkeze oturtan, hem teknolojik ve estetik boyutuyla alabildiğine “Batılı” hem de “yerel bir sinema dili” kurma mücedelesinde.
Kötü ışığa, kötü kamera hareketlerine, kötü müziklere, kötü oyunculuğa, kötü kurguya ve bunların “üçüncü dünya sineması” etiketi altında olağanlaştırılmasına karşı...
O yüzden ‘Mucize’yi etkilenerek izliyorsunuz.
Resim gibi kareler.
O yüzden gidin görün filmi.

GÜNEYDOĞU’DA KAPANAN SİNEMALAR YENİDEN AÇILIYOR

Çok fazla salonda vizyona girdi.
Bu da sinema sahiplerinin “Mahsun’un sineması”na ne kadar güvendiğini gösteriyor.
‘Beyaz Melek’, ‘Güneşi Gördüm’, ‘New York’ta 5 Minare’ ve şimdi de ‘Mucize’...
Mahsun
sineması uğruna Güneydoğu’da bir sürü kapanan sinema salonu yeniden açılmaya başlamış.
Bu da çok sevindirici bir haber.

X