"Ayşe Aral - Kelebek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Aral - Kelebek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Aral - Kelebek

Ebru Gündeş evi terk et

Acilen evini terk etmelisin Ebru. Bu sessizliğe bir son vermelisin. Sana yakışanı yapma zamanı geldi, hatta geçiyor, baksana herkesler yazıp çiziyor.

Tüm yazılan eden senin iyiliğin için, çıkmalısın evinden, açmalısın davanı, boşanmalısın.
Bu defteri de kapamalısın, daha da ileriye gitmeden.
Yahu inanamıyorum!
Daha cuma günü yazdım sevgi diye. Bağırdım içimden yazarken kendimce.
Nasıl bir baskıdır bu?
Bir kadını, erkeğini, kocasını seven bir kadını, kocasının işiyle, yapıp yapmadıklarıyla bütünleştirip; “Nasıl yaşarsın onunla”, “Nasıl sesin çıkmaz adama”, “Sana yakışanı yap, boşan” falan filan diye nasıl yazılır orada burada, Twitter’dan tut köşe yazılarında?
Günah ya!
Kime ne kardeşim? Herkes baksın kendi hayatına. Kadın ortalıklara çıkıp çıkıp gözünüze bir şeyler mi sokuyor devamlı, şımarıkça?
Kendi halinde biri.
Seviyor belli. Size ne elalemin evliliğinden? İnsanların kapalı kapılar arkasında ne yaşadığını biliyor musunuz ki ayrıca?
Böyle bir baskı ne demek, taciz bu resmen.
Ebru’yla bir kez tanıştım, ortak bir arkadaşımız sebebiyle. Yarım saat sohbet ettik. Karşımda çok olgun, her şeyi sindirmiş, hayatın gerçeklerinin çok farkında, kalbi belli ki yorgun ama dimdik duran bir kadın vardı. Pek sevdim.
Rahat bırakın, valla günah...


Ali İsmailimiz

Ah be Alimiz.
Senin canavarlar, gözü dönmüşler, insanlıktan nasiplerini almamışlar, dava sonucuna göre dört yıl gibi kısa bir süre sonra sokaklara salınacaklar.
Hepimiz tepki gösterdik haliyle.
Ama ben zaten farklı bir şey beklemiyordum, azı bile olabilir diyordum.
Şimdi aslında olaya şöyle bakıyorum; salıverilsin bunlar dört sene sonra, bence de.
Çünkü hapiste olduklarında öyle serilecekler orada, kendilerine bir düzen kuracaklar yine.
Hâlbuki esas dışarıda yaşamaları daha felaket olacak.
Adlarını, suratlarını bir bellesek milletçe, iş yok, saygı yok, aramıza almayacağız, insandan saymayacağız, yaşadıkları sürece hayatları geçecek dışarıda kâbus ve eziklik içinde.
Ha adalet deyince de ilahi adaletten kaçış yok elbette.
Eh bu ilahi adalet ayaklarına hiç mi takılmayacak?
Öyle bir takılır ki, şaşakalırlar... Kalacaklar da, takılmayanını görmedim hiç, yeminle.
Zaten bu kadar toplu dua yeter, tövbe tövbe.
Sen rahat uyu, her ne halt olursa olsun biz buradayız, merak etme.


Turkcell’e dikkat edin, aman derim


Sabah bir mesaj. 6662- “Sfilm aboneliğiniz yenilenmiştir. Hattınızdan mobil ödemeyle 4 TL ödeme alınmıştır.”
6662’yı görünce sahte sandım. Arkadan aynı mesaj Turkcell’den geldi.
Tabii beni hemen sinir bastı.
Neden? Sfilm’i ömrümde duymadım.
Aradım, “Evet kesildi” dediler.
Eeeee? Ben böyle bir şeye üye değilim.
“Geri öderiz.”
Ya bana ne geri ödemenden, nasıl böyle bir şey olur?
Neyse, dedim ki çok yetkili biri lütfen...
O sırada Cengiz’i (Semercioğlu) aradım, dedim ki “Sen yazıyordun galiba çatır çatır firma adı, yazabiliyor muyuz?”
“Elbette” dedi, olayı sordu, anlattım.
“Aaa” dedi, “bu Sfilm Samsung’un olmalı. Aynısı bana da oldu geçen gün, mesajda gördüm benden de 4 yıl ödeme almışlar.”
Hayret Cengiz boş bulunmuş atlamış, yoksa yazardı.
Sonra beni yetkili aradı.
Ben de bu arada iPhone kullanıyorum, bir Samsung almıştım, sattım.
Dediler ki “Sfilm Samsung’da bir sene bedava, bir sene sonra otomatik olarak her ay 4 lira”...
Eee dedim, bana sordunuz mu?
“Mesaj yolladık.”
Bana gelmedi mesaj, Cengiz Semercioğlu’na da gitmemiş.
Biz platinium üyeyiz üstelik, bir kampanya için yüz bin kere aramayı biliyorsunuz.
Yani ben şimdi bu mesajı görmesem her ay 4 lira.
Kim bilir ben daha farkında olmadan (mesajlar gelmediğinden) nelere üyeyim ve aylık neler ödüyorum?
Yani sevgili dostlar sizler de aynı durumdasınız.
Ben pazartesi bir Turkcell bayiine gidip döküm çıkartacağım. Sizler de kontrol edin. Üç yere habersiz üye olsanız dörder TL’den ayda 12 iki TL, çarp bir yılla...
Ya onu da bırak, alnımızda ne yazıyor, esas ona bakmak lazım.

X