"Aygül Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aygül Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aygül Aydın

Yetenek sizi zirveye taşıyabilir; ancak zirvede kalabilmek için sağlam bir karakter gerekir

Günaydın yepyeni bir Ay’a giriş yaptık.

 

Hoş geldin Şubat ayı diyoruz ve günün değerlendirmesine başlıyoruz.

Bugün enerjinizi yüksek hissedeceğiniz için bunu doğru bir şekilde kontrol etmenizi tavsiye edebilirim. Pozitif yönde olan bu enerjiniz doğru kullanılmadığında abartılı ve aşırılık noktasına gelebilir. Bu da sizin hiç istemediğiniz gergin sonuçlara neden olabilir. Özellikle sabah saatleri bunu kontrol etmenizde fayda var.

Öğleden sonraki zaman diliminde işlerimizde oldukça uyum ve denge yakalamayı tercih etmeliyiz. İlişkilerimiz adına ise olumlu bir gün. Eğer yarım kalmış, kafanızı kurcalayan problemleriniz varsa bunları konuşmak için değerlendirebilirsiniz.

Geçmiş duygularımızın tekrar ortaya çıkması söz konusu olurken içimizdeki gücün uyandırılmasına bizde yardımcı olmalıyız. Bilgi aramaya veya belli konuları açıklığa kavuşturmayı düşünüyorsanız ciddi görüşmeler ve hayatlarımızı önemli bir şekilde yapılandırma kararlarınızı öğleden sonraya bırakmalısınız.

Geçmiş ilişkiler kapımızı çalabilirken bu noktada ilahi adaletin önemli bir parçasına şahitlik edebilirsiniz. Geçmişteki ilişkinizden kırıldıysanız veya haksızlığa uğradıysanız bugün bu durum sizi farklı bir bakış açısına götürecektir.

Gelelim günün Tavsiyesine;

Elvis Presley, yeteneğini sergilemek için ilk başvurduğu müzik stüdyosu patronundan şu sözleri işitmişti:

“Git ve kamyon şoförlüğüne devam et!”

Richard Bach, MARTI adlı kitabı tam 18 yayınevi tarafından reddedildikten sonra, 19. denemeyi göze aldı ve sonunda başarıp kitabını yayınlattı. 1970 yılında basıldığından günümüze dek büyük ilgi gördü, milyonlarca kişi tarafından okundu ve hala okunmaya devam ediyor.

Michael Jordan, lise ikinci sınıf öğrencisiyken okulun basket koçu onu takıma almadı. Onun bu konuda yetenekli olmadığını, boyunun kısa olduğunu, takımda yer alamaya cağını söyledi. Eve geldiğinde morali çok bozuktu, âdeta yıkılmıştı. He men odasına çıktı ve ağlamaya başladı. Hayalleri yıkılmıştı. Durumu fark eden annesi odaya girdi ve “Neler oluyor?” diye sordu.

“Beni okul takımına almadılar,” diye cevap verdi. “Bana sen yetersizsin, boyun kısa ve küçüksün,” dediler… Annesi bunun üzerine oğluna sarılıp, “Önemli olan senin o takımın içinde ne kadar küçük olduğun değil, senin için deki takımın ne kadar büyük olduğudur…” dedi.

Bu sözler genç basketbolcu Michael Jordan için yeni bir başlangıç oluşturdu. Artık ne istediğini çok daha iyi biliyordu. Bunun üzerine çalışmaya başladı. Her geçen gün tem posunu arttırdı. Bir dahaki seçmelerde okul takımına girdi. Bu onun basketbol yaşamının ilk basamağıydı. Önce amatör, ardından profesyonel lige transfer oldu. O şimdi yalnız ABD’nin değil, dünyanın yetiştirdiği “EN BÜYÜK BASKETBOL YILDIZI” unvanını taşıyor.

Sylvester Stallone, Rocky ve Rambo ismini nerdeyse bilmeyen yoktur. Sylvester Stallone artist olmak için film şirketlerine başvurduğunda

“Heytbe! Koçum benim! Sen tam bizim aradığımız adamsın, hemen yarın gel, sana bir filmde rol verelim, Rockyol, Rambo ol!” mu dediler sanıyorsunuz?

Hayır, Sylvester Stallone bugünkü bilinen ismine ve başarıya ulaşıncaya kadar aldığı tüm ret cevaplarına dayanma gücü gösterdi. Başkaları henüz ona inanmasa da, ondaki yetenekleri görmese de o kendine inanıyor ve yeteneklerini biliyordu.

 Amerika’da bulabildiği tüm artistlik bürolarına başvurdu ve hepsinden birer birer hayır cevabı aldı. Fakat yılmadı, pes etmedi, zorlamaya, denemeye devam etti ve sonunda senaryosunu kendi yazdığı “Rocky” filmini yaptı. S. Stallone, yüzlerce kez hayır cevabı almasına rağmen, yılmadan o kapıları ve başka kapıları çalma cesaretini gösterdi.

Mutlu günler dilerim.

X