"Aygül Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aygül Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aygül Aydın

Eğer gelmeyeceksen, seni o zaman sevmeyeceğim

Bugünün yazısına “ah kalbim” diyerek başlıyorum.

Şu sıralar yeni bir proje ile haşır neşir oluyorum.

Zeytinburnu belediyesine bağlı açılmış yeni bir proje “Kariyer Merkezi” projesi.

İş arayanla iş vereni buluşturan ve uygun meziyetlerine göre belli bir işe yönlendirmek adına düzenlenen bir merkez.

Topluma, vatandaşımıza hizmet amaçlı yapılan ve insan arketipleri üzerinde inanılmaz tecrübeler yakaladığım bir çalışma diyebilirim.

Bu deneyimlerimi zaman zaman sizlerle paylaşacağım. İnsan kaynaklarının ülkemizdeki durumu ve toplumsal olarak nasıl bir psikolojimiz var, sizlere hiç bilmediğiniz tahmin etmediğiniz yönlerini yansıtacağım. Zaman zaman birlikte şaşıracağız zaman zaman belki birlikte çözümler üreteceğiz. Birbirimizin elinde tutmak dışında hiçbir şansımız yok…

Dün çok sevdiğim bir dostum beni ziyarete geldi. Bu arada sizde ne zaman isterseniz gelebilirsiniz. Başımın üzerinde her zaman yeriniz, söylemeye gerek yok.

O da Sosyal hizmetler uzmanı ve bir takım sosyal hizmetlerde önemli çalışmalar yürütüyor. Dün koruyucu ailelerle ilgili bir toplantıya katılmış.

Biz birbirimizi bulduk mu kime ne faydamız olur diye kafa kafaya veririz hep.

Hiç aksi mümkün değildir.

Canım Serap’ın hakkı, benim tarafımdan ödenmez.

Onun bana verdiği huzur ve dostluk tarifsizdir.

İyi insan başka bir şeydir.

Başka bir dili vardır.

Koskoca karanlıklarda aynı dili konuştuğun birini buldun mu değme keyfinedir.

Lafı uzatmadan koruyucu ailelerle ilgili konuları anlatıyordu.

Aklımda kalanlarla şunları söyledi;

Aygül bu inanılmaz bir şey diye heyecanla söze girdi.

Koruyucu aileler zamanında sokağa atılmış ve sevgisiz kalan çocuklara sahip çıkıyormuş.

Bir sebepten kadın ya da erkek çocuk sahibi oluyor ve sonrasında istemiyor.

Sokağa bırakıyor ve çekip gidiyormuş.

Ya da annesi ölüyormuş ve babası çocuğu sokağa bırakabiliyormuş.

Bu çocuklarımız sevgi evleri adı altında bir kurumda büyüyüp yaşlarını doldurmayı bekliyorlarmış.

Bu hikâyede 3 çocuk sahibi bir koruyucu aile ile arasında geçen diyalogdan şöyle bahsetti.

Bu annemiz bu yola gönüllük anne olarak başlamış. Gün içinde bu kurumlarda çocukları ziyaret edip onlarla belli bağlar oluşturarak annelik hissini vermeye çalışıyormuş.

Bir gün küçük çocuklardan biri bu gönüllü annemize şunu sormuş: “Sürekli gelecek misin?” Gönüllü annemiz neden soruyorsun demiş.

“Eğer gelmeyeceksen seni o zaman sevmeyeceğim” demiş.

Gönüllü anne bu lafa inanılmaz içerlemiş ve uzun bir süre kendine gelememiş. Eve gitmiş eşine ve evdeki 3 tane çocuğuna bunu bahsetmiş. Aile hepsi bir akşam yemeği masasında karar almış. Koruyucu aile olalım ve bu çocuğu yanımıza alalım.

Gittiğinde bu hanımefendi 1 değil 2 çocuk için koruyucu aile olmuşlar.

Evde şu an 5 çocuğu varmış.

Serap öyle güzel anlatıyor ki, keşke ondan dinleseniz. Ben dünden beri bu cümleyi unutamıyorum.

Devlet bu çocukların tüm eğitim masraflarını karşılıyormuş. Sadece ailelerden istediği sevgi ve ilgi ortamında büyüyor olmalarıymış.

O çocuklar sevgiye, ilgiye aç.

Başlarında duran bakıcılarına anne diyorlarmış.

Genelde boşanmış anne ve babaların çocukları ölenlerden daha fazlaymış.

Bu sevgi evlerindeki çocuklarımıza sahip çıkmalıyız.

Ben ziyarete gideceğim. Ama öyle 2-3 kere gidip vazgeçme hakkım olmadığını bilerek gideceğim çocukları pencerelerde bekletemezsiniz.

Bugün de gelmedi diye ağlatamazsınız.

Onların bir kere sizin varlıklarınızın ve sıcaklığınızın farkında oldular mı sizle hemen bir bağ kurmak isteyecekler.

Bilinmeli ki sevgi Evleri’nin sık sık ziyaret edilerek gözlem yapılması, gerektiğinde eksikliklerini tespit edip yardım ediyor olmak zarar gören bir sürü çocuğu büyük oranda kurtarır. Bunun için de toplumun duyarlı olması gerekiyor. Çocuklar geleceğimizi oluşturuyor. Kimsenin dokunmadığı ellerinden tutmamız gerekiyor ki sağlıklı hayatlar kurabilsinler.

Sevin onları, ilgilenin.

Dünyanın en ilginç şeyini dinliyormuş gibi dinleyin onları.

Sohbet edin. 
Size hayatınızla ilgili soru soracaklar ve kendi hayatlarıyla kıyaslayacaklar.

Bir tarafları hep eksik bunu unutmayın.
Prosedürü bilmiyorum ama öğreneceğim izin alabilirseniz sinemaya, parka vs. götürün grup halinde.

Ne diyeyim bugün kelimeler düğüm düğüm,

Yaşantımızda birçok karanlık yerleri bilmiyoruz.

Hepimizin aradığı hazine sevgi.

Kime verdik ki kimden bekliyoruz…

Son söz de Mustafa kemal Atatürk’ten gelsin:
Çocuklar geleceğimizin güvencesi yaşama sevincimizdir, bugünün çocuğunu yarının büyüğü olarak yetiştirmek hepimizin insanlık görevidir.”

 

Mutlu günler dilerim…

X