"Ayçe Dikmen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayçe Dikmen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayçe Dikmen

Kadınlarımızın üretmesi şart

Candan Çorbacıoğlu, çok iyi bir eğitimi ve kariyeri olmasına rağmen ülkemizde birçok kadın gibi yol ayrımını yaşayarak kızlarını büyütmek için çalışmaya ara vermiş.

“İşi bıraktığım gün geri döneceğimi biliyordum” diyen Candan Hanım, şu an Amway Avrupa Dış İlişkiler Bölge Müdürü olarak Letonya, Litvanya, Estonya, Polonya, Macaristan, Hırvatistan, Romanya, Bulgaristan, Yunanistan, Türkiye gibi 11 ülkeden sorumlu. 2007’den bu yana Hırvatistan Cumhuriyeti Fahri Konsolosu da olan başarılı işkadını, Amway’in sosyal sorumluluk kapsamında destek verdiği Voleybol Milli Takımı’yla maçtan maça koşuyor. Voleybol sporunun gelişmesine destek olurken, 100 bin çocuğa da ulaştıklarını anlatan Candan Çorbacıoğlu enerjisi ve vizyonuyla tüm genç kız ve kadınlara rol model olacak özel bir kadın.

- Nasıl bir eğitim aldınız?

 

- İzmirliyim. Gazi İlkokulu, İzmir Amerikan Koleji, Boğaziçi Üniversitesi İşletme. Arada bir sene de Amerika’da bulundum. Daha sonra Boğaziçi’nde Pazarlama alanında yüksek lisans yaptım.

 

- İstanbul’da mı başladınız çalışma hayatınıza?

 

- Hayır, ilginç ama o zamanlar Coca Cola’nın Genel Merkez’i İzmir’deydi. Bunu çok az insan bilir. O günün ithalat ihracat şartlarından dolayı Coca Cola’nın İzmir ve Manisa’da bir fabrikası vardı. Ona göre de burada Genel Merkez kurulmuştu. Orada çalıştım. Daha sonra evlendim. Hamileliklerim sıkıntılı geçtiği için ve özellikle ilk bebeğimi kaybettiğim için dostum da olan doktorum ‘karar ver. Çocuk yapmak mı, yoksa iş sahibi olmak mı istiyorsun, çünkü ikisini bir arada seninle yapmamız zor’ dedi. Anne olmak istiyorum diyerek işi bıraktım. Ama o hafta eşime söyledim. Ben uygun zaman ve tarihte tekrar işime dönmek istiyorum dedim. Ama bu süre 14 sene oldu. Az buz değil.

 

- Nasıl geçirdiniz o 14 seneyi?

 

- Ben evde oturduğum senelerde çok çalıştım. Aklınıza gelebilecek tüm koruma dernekleri, okul mezunları dernekleri, çocukların okullarında aktif programlar vs., dolayısıyla hiç evde oturdum diyemem o seneler için. Sivil toplum örgütlerinde aklınıza gelebilecek her türlü işi yaptım. Uygun bir zamanda hakikaten profesyonel olarak çalışmak hep aklımın bir köşesindeydi, ama uygun zamanın ne zaman geleceği tamamen kısmetti.

 Kadınlarımızın üretmesi şart

 

SEYAHAT İSTEMEM DERKEN 11 ÜLKEDEN SORUMLUYUM

 

- Normalde çalışan bir kadın bile ileriki yaşlarda iş değiştirmeye kalksa bulamazken, sizin o kadar ara verdikten sonra tekrar dönebilmeniz büyük başarı. Nasıl oldu bu?

 

- Kolay olmadı tabii ki. 40’lı yaşlarıma gelmiştim. İşe başlarken Amway ile ilk görüşmem sıradan bir görüşmeydi. Hatta size bazı testler yapabilir miyiz dediler. Tabii onlar benim iki çocuğu kolej sınavlarına hazırlayan bir anne olarak birçok testi hatmettiğimi bilmiyorlardı. Sonuçları görünce şaşırdılar. Beni hemen sorumlu kişiyle görüşmeye yolladılar. İlk görüşmem Türk bir beyefendi ile oldu. Şartları sayarken seyahat deyince ben durdum ve ‘tekrar iş hayatına dönmek istiyorum, ama 2 çocuğumun düzenini aksatmak istemiyorum’ dedim, ayrıldım. Meğer bu beyefendi bizim Kordon toplantısındaymış ve beni görmüş. Tekrar davet etti ve beni Amerikalı genel müdür ile tanıştırmak istedi. Amerikalı beyefendi bana ‘biz sizi çok istiyoruz. Neden ilk görüşme de bu iş olmadı?’ dedi. Söylediğimde ‘Seyahat yok’ dedi. Ama yine de kolay olmadı. İlk hafta gittim, ofiste herkes çok genç. Hala öyle, ofisin annesi modundayım diyebilirim. Çok genç insanlar ve bir çoğunun da ilk işi gibi. Ben kendi kendime dedim ki ‘Bir hafta burada mutluysam kalacağım yoksa kendimi strese sokmak gibi bir niyetim yok...’

 

- Evdekiler ne dedi bu arada yeniden iş hayatına dönmenize? En çok da eşiniz?

 

- O bir hafta bitti. Bir hafta sonu boyu bir an evvel hafta sonu geçsin ve ben işe gideyim modunda olduğumu hissettim, yani işi sevdim. Sonra kızlarımla yemeğe çıktım. Bakın kızlar dedim, ben artık işe başladım. Öyle eve gediğinizde artık anne olmayacak, teyze olacak. Ne dersiniz? Kızım bana ‘anne sen çok mutlu görünüyorsun, ne yapıyorsan onu yapmaya devam et’ dedi. Hiç unutmuyorum. Bu bana o kadar iyi geldi ki. Öyle başladık, Mayıs’ta 22 senem olacak. Çocuklarımız büyüdü bu arada. İkisi de dışarıya gittiler. Evdeki destek sistemlerini de oturttum bu kadar sene boyunca. Onun için aksayan bir şey yok, ama tabii bazı zamanlar çok yoğun oluyor. Eşimin bana desteği çok. Bizim evliliğimizde hala bir heyecan var, hala dertleşebiliyoruz. Geliyorum mesela bu hafta şurada bir davet var, buralarda mısın, gelir misin, yemeğe çıkar mıyız diyor. Bizim bu sene 36. evlilik yıl dönümümüz ve hala randevulaşıyoruz. Şu an ben 11 ülkeye bakıyorum. Dolayısıyla da eşimle dostumla olan etkileşimi kaybediyorum. Çünkü sosyal yaşam, arkadaşlar ilgi ister. Bir yoksunuz, iki yoksunuz, üçüncüde aramaz bile. Dolaysıyla eski okul arkadaşlarıma ‘bir gün gelecek en çok ben sizi arayacağım’ diyorum.

Kadınlarımızın üretmesi şart

 

DOĞRUDAN SATIŞ KADINLARIMIZ İÇİN AVANTAJ

 

- Doğrudan satış birçok kadın için avantajlı aslında. Çünkü evini, ailesini aksatmak istemeyen kadınlar için ideal. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

 

- Sektörümüz ağırlıklı olarak kadın. Kadınlar için bu sektörün cazibe noktası tam olarak bu. Esneklik ve aile yaşamını çok etkilemeden bir üretim yapabilmesi, kendiyle ilgili bir şeyler yapabilmesi. Birçok kadının bu sektöre giriş nedeni full time iş yapamayacağı için günün belli saatlerinde ailenin yaşantısını aksatmayacak şekilde çalışabilmesi. Altın gününde, komşusuyla sabah kahvesinde vakit geçirirken bunu bir karlılığa ve işe çevirmesi mümkün. Birçok kadın da ürünleri kendi denemek istediğinden iş kısmına geçiş yapıyor. Çünkü bu sektördeki ürünlerin hiç birini hiçbir satış noktasından temin edebilme imkânınız yok. Tabii ki biz onları sürekli eğitiyoruz. Donanımlarını veriyoruz. Yani bir cilt bakım ürünü satarken kadının biraz cilt tipine cilt bilgisi hakkında bilgisi olması açısından ve sürekli onlara verilen donanımlar var. Ve bu işi de keyifle yapabiliyorlar. Esnek iş fırsatı, kendinin patronu olmak yani bunlar tipik girişimciliğin beklentilerine de uyuyor.

 

- Siz bir kadın olarak iş hayatının her türlü zorluğunu yaşamanıza rağmen bunu aşabilmiş ve başarılı olmuşsunuz. Genç kızlarımıza neler söyleyebilirsiniz?

 

- Kızlarımız, özellikle kırsal kesimden gelip büyükşehirlerde eğitim alıp tekrar şehirlerine dönen kızlarımızın birçoğu otomatikman evlilik olayına giriyor. Evet, çalışmanın kolay yönleri yoksa bile insan, hayatında bir şeyi hedef olarak görürse o zorluklar zorluk olmaktan çıkıyor. Ben işe dönmeye daha işi bıraktığım günün ilk akşamında karar verdim. Bu benim kötü bir anne olmama sebep olmadı. Ki bunu yaptığım zamanlar şartların çok da kolay olmadığı zamanlardı. Şimdi çok daha kolay. Kreş düzenleri, okul sistemleri gibi destek sistemler çok iyi çalışıyor. Ailelerden de yardım geliyor muhakkak. Öncelikle etraftaki fırsatlarını değerlendirmelerini tavsiye ederim. Ben artık evlendim, çocuğum var, ben yapamam demesinler. Doğrudan satış sektörü sürekli çalışamayan, ama yine de bir şeyler yapmak, üretmek istiyorum diyen kadınlar için ideal bir iş fırsatı. En azından bunu değerlendirebilirler. Bunu yaparken de ciddi olarak kendilerine artı değer katabilirler. Çünkü verdiğimiz eğitimler çok önemli. Sektördeki tüm firmalar yapar bunu. Bu sektörde 18 yaş ve Türk vatandaşı olmaktan başka bir şart yok.

 

FAHRİ KONSOLOSLUĞU CUMHURBAŞKANI AÇTI

 

- Hırvatistan fahri konsolosluğu nasıl oldu?

 

- Tamamen işle ilgili. Hırvat pazarını 2001’de açtık. İlk bakışta çok sevdim ülkeyi. Çok sıcak insanlar, çok güzel bir ülke. Gitmediyseniz tavsiye ederim mutlaka gidin. Ben gidip gelmeye başladıktan sonra Ankara’daki bir davette o günkü Hırvat büyükelçisiyle tanıştım. Ben ülkenizi şöyle seviyorum, bu kadar beğendim diye anlatırken çok memnun oldu. Bundan bir-iki hafta sonra bir telefon geldi. ‘Ege Bölgesi bizim için çok önemli, Fahri Konsolosumuz olur musunuz?’ diye. Belki başka ülkelerden böyle bir teklif gelse düşünebilirdim ama, çok sevdiğim bir ülke olunca kabul ettim. İlginçtir bizim açılışımıza Hırvatistan Cumhurbaşkanı geldi. Öyle ki; Beni atadıktan sonra Hırvatistan’a gidersen biz seni Cumhurbaşkanıyla tanıştıralım dediler. Elim boş gitmeyeyim dedim. Büyükelçiye sorunca hobisi gemi maketi dedi. Soruşturdum en iyi usta Sinop’taymış. Sipariş verince dedi ki bizim Cumhurbaşkanı da yaptırıp götürmüştü kendisine. Hediyemi alıp gittim, 20 dakikanız var dediler. Ama hediyeyi görünce başkanın gözleri parladı. O 20 dakika oldu bir buçuk saat… Protokoldekiler bana bakıyorlar. Ben o arada diplomat olmamanın verdiği bir rahatlık ile ‘ben atandım ama açılış yapamıyorum çünkü bana bir bakan gelsin diyorlar. Siz yakında Türkiye’ye geleceksiniz. Gelmişken siz yasanız açılışı’ dedim. Bana dedi ki İzmir’i çok seviyorum, İzmir’de yediğim balığı hiçbir yerde yemedim dedi. Sonra bir baktım açılış için geldi İzmir’e. Bir ilki gerçekleştirdi bizim ofis yani. Ayrıca bana ülkesinin bir sivile verilecek en yüksek Nişan’larından birini verdi.Bu benim o ülkeye sevgim ve özverimin karşılığı niteliğinde oldu. Beklemediğim bir şeydi ama karşılıklı oldu. Hırvatistan’ın benim kalbimdeki yeri çok özel.

X