Caz Festivali’nin kimya mezunu İtalyan danışmanı

Haberin Devamı

İZMİR Caz Festivali çok değerli sanatçılarla devam ediyor. Festivalin bir de danışmanı var ki, o da en az sanatçılar kadar özel biri. Caz tarihçisi, gazeteci- yazar Francesco Martinelli yıllardır İKSEV’e destek vererek, festival programının oluşmasına katkıda bulunuyor. Caz müziği kadar, Türk müziği konusunda da müthiş bilgili olan Martinelli hakkında bir öğrencisi, ekşi sözlüğe bakın ne yazmış: ‘Türk müziğini benden daha iyi bilip, zaman zaman yüzümü kızartmışlığı olan tatlı İtalyan insan. Elinde Unkapanı’ndan alınma bir torba kasetle gelmişliği vardır. Bizim kapaklarına bakıp güldüğümüz kasetlerden çılgın doğaçlamalar çıkınca, hafiften şok! olmuştuk.’

ASIL MESLEĞİM ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ
- İzmir Caz Festivali ile çalışmaya nasıl başladınız?
- 11-12 yıl önce Bilgi Üniversitesi’nde ders verdiğim dönemde İKSEV benimle bağlantıya geçti ve danışmanları olmamı teklif etti. Festivali incelediğimde Avrupa cazını kapsadığını gördüm ve bir parçası olmaktan memnuniyet duydum.
- Müzik eğitimi aldınız mı? Caza ilginiz nasıl başladı?
- Kimya mezunuyum ama üniversite hayatında cazla ilgilendim uzun süre. Toscana bölgesinde çevre mühendisi olarak yerel yönetimde çalıştım. Orada düzenlenen birçok festival için danışmanlık yaptım. Ayrıca İngilizce’den İtalyanca’ya, cazla ilgili kitapları çeviriyorum. Çocuklarım büyüdükten sonra sorumluluklarım azaldı ve daha rahat seyahat etmeye başladım. O zaman işimi bırakıp tamamen cazla ilgilenmeye başladım.

Haberin Devamı

Caz Festivali’nin kimya mezunu İtalyan danışmanı

ÜNİVERSİTEDE DERS VERİYORUM
- Bir enstrüman çalıyor musunuz? Müzik sizin için ne ifade ediyor?
- Üniversitede klarnet çaldım. Çalışırken vaktim olmadığı için bıraktım. Avrupa klasik müziğini dinleyerek büyüdüm. Caz benim için farklı müziklere kapı açtı. Sanatçılar bu müzikle kendilerini daha rahat ifade edebiliyor. Özgürlük hissi yaratıyor caz müziği.
- Şu anda ne yapıyorsunuz?
- Siena’da caz üniversitesi var. İtalya’nın ilk caz okulu, şimdi gerçek bir üniversite olduk. Diploma veriyoruz. Caz tarihi konusunda ders veriyorum. Kocaman bir caz arşivimiz var. Mesela 50 bin plak, 10 bin dergi, 5 bin kitap. Hepsi caz hakkında. Orada arşivde çalışıyorum. Katalog yapıyoruz.

Haberin Devamı

FESTİVAL DÜNYADA KABUL GÖRÜYOR
- İzmir Caz Festivali’ne baktığınız da 12 yılında en azından siz de varsınız. O günden bugüne geldiği noktayı nasıl yorumluyorsunuz?
- İzmir’deki festival, Avrupa Caz Ağı’nın üyesi. Bu 100 üyesi olan bir ağ. Aynı şekilde birbiriyle iletişim içinde bu festivaller. Çok önemli bir yerde artık. Dünyada kabul gören bir festival oldu. Festival başladığı zamandan beri oldukça gelişti, yelpazesi genişledi, panoraması büyüdü. Bu festival sayesinde İzmir halkının, Avrupa halkının neler dinlediği hakkında fikri oluyor.
- Programı nasıl oluşturuyorsunuz?
- İKSEV’deki yetkililerle her sene Bremen’de gerçekleşen festivale katılıyoruz ve çok sayıda grup, müzik dinliyoruz. Burada sanatçılar bir nevi kendilerini tanıtıyor. ‘Hangisi önemli, farklı, bu yıl neye yer verelim’ diyerek karar veriyoruz. Seçilen tüm gruplar birbirlerinden farklı. 21 Mart’taki The Who’nun perküsyoncusu Gerry Hemigway gibi bir perküsyon üstadı da geliyor, duyulmamış sanatçılar da. Workshoplar sayesinde İzmir’deki genç müzisyenler bu şekilde sanatçılarla tanışıp, onlarla beraber çalma fırsatı yakalıyorlar.

Haberin Devamı

İZMİRLİLER İYİ DİNLEYİCİ
- Bu sene ‘Cazı Sokağa Taşıyalım’ diye bir iddiası var festivalin. Ne düşünüyorsunuz, Caz biraz uzak mı kalıyor insanlardan?
- Genç dinleyici konsere gitmekten korkuyor, çekiniyor. Bu yüzden cazı, sokağa, barlara farklı mekanlara taşıdığımız zaman, daha fazla merak uyandıracak şekilde etkileşim yaratabiliyor insanlarla. Bunda bir yanlışlık olmadığını düşünüyorum. Çünkü sonuçta amaç müzik ve insan etkileşimi yaratabilmek. Sonuçta caz sokaklarda doğdu.
- İlgiyi nasıl buluyorsunuz? İzmirliler ilgi gösteriyor mu caz festivaline sizce?
- İzmir seyircisi başka şeylerden rahatsız olmadan, dikkatini dağıtmadan, konsantre bir şekilde konserleri çok rahat izliyor. Fakat İstanbul’da işler biraz daha karışık. İstanbul’da yarış daha fazla olduğu için küçük, ismi duyulmamış gruplar çok fazla yer bulamıyor. Daha büyük, ismi duyulmuş gruplar olması gerekiyor. O yüzden İzmir daha farklı müzisyenleri ağırlayabiliyor, önlerini açabiliyor. İzmir seyircisi buna müsait.

Haberin Devamı

Caz Festivali’nin kimya mezunu İtalyan danışmanı

DOĞAÇLAMA YAPTIĞINDAN BAŞARILI
- Caz tarihine baktığınızda hiçbir Türk caz sanatçısının adı geçiyor mu?
- Amerika ve Türkiye arasında bir caz bağlantısı var. Arif Mardin, Ahmet Ertegün çok önemli caz müziği yapımcılarıydı. İlhan Mimaroğlu, klasik müzik sanatçısı olmasına rağmen de caz müzisyenleri için harika besteler yaptı Amerika’da. Türkiye’ye cazın gelişi 1920’ler ki o yıllarda sanatçılar da Paris ve Moskova ile bağlantılı. Yurtdışından gelen orkestralar Maksim Gazinosu’nda çalıyordu. Sonrasında Muvaffak Falay, Avrupa genelinden topladığı müzisyenlerle büyük bir orkestra grubu kuruyor. Hala müzik yapıyorlar, hatta İstanbul’da festivalde çalmış. Okay Temiz ise Türk müziklerini Avrupa ile tanıştırıyor.
- Türk müziği ile caz birlikteliği nasıl oluyor peki?
- Müthiş oluyor çünkü Türk müzisyenleri doğaçlamada çok iyi. Oysa doğaçlama, Avrupa caz müziğinde öldü. İyi bir Türk müzisyeni doğaçlama yapamadan taksim yapamadığından klasik Türk müziğinde doğaçlama hala yaşıyor. O yüzden caz sanatçıları hala Türk müzisyenlerle ilgileniyor. Türkler caz müziğine kendi enstrümanlarıyla çok farklı şeyler katıyor, farklı boyut getiriyor. Erkan Oğur da “doğru makamı yakaladığınız taktirde çok güzel çalabilirsiniz” diye yorumluyor.

Haberin Devamı

DAVUL TÜRKLERDEN ETKİLENMİŞTİR
- Cazla gençler ya da belli bir kesim ilgileniyor gibi görünüyor ama kültürümüzde cazın varlığı eskilere dayanıyor...
- Cazda Türk etkisi, Türk kültüründe caz etkisi iç içe geçmiş durumda. 2. Viyana kuşatmasından sonra mehterle Avrupa müziğinde özellikle perküsyondan büyük bir etkilenme var. Hatta 20. yüzyılda orkestrada davula, perküsyona ayrılan bölüm Türk bölümü olarak tabir ediliyor. Bateri yani davul orkestradan ayrı bir yerde, ayrı bir önemdedir. O yüzden tek bir kişi tarafından kontrol edilir çünkü cazda ritmin önemi çok büyük. Yani caz da orkestra şefi davul ki, bu da Türklerden etkilenmiştir...
- Şu söylediğinizden sonra ben anlıyorum ki Whiplash filminde tempoya yapılan atıf doğru. Demek ki o tempo önemli...
- O bir Hollywood filmi, abartılı ama şu bir gerçek ki tempoya yapılan atıf cazda gerçekten o kadar önemli. Cazda davul işin motoru, yöneteni.

Yazarın Tüm Yazıları