"Anlatanadam" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Anlatanadam" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Anlatanadam

Korkma! Asla sönmez!

Allah analı babalı büyütsün, nur topu gibi bir gündemimiz daha oldu bu hafta. ‘İstiklal Marşı’mız değişmeli mi?’

*

 

Gerçi anayasa ‘değişemez, değişmesi bile teklif edilemez’ diyor ama...

 

‘Yahu biz İstiklal Marşı’nı değiştirmiyoruz ki, bestesini değiştiriyoruz’ diye katakulli yapılabilir belki. Anayasa profesörlerine sormak lazım.

 

*

 

Aslında ben de İstiklal Marşı’nın bu halinin çok büyük bir fanatiği değilim. Bende oluşturduğu milli duygular, yürek kabarması, göz dolması, Mehmet Akif Ersoy’un muazzam şiirinden kaynaklanır. Müzik de tek başına dinlediğimde tüylerimi diken diken eder.

 

Ama ikisi bir arada; söylenmesi zor, anlaşılması daha zor bir marş oluşturur, kabul.

 

*

 

Fakat bu marşı değiştirmek? İşte o çok zor dostum!

 

*

 

Bence de marşta heceler bölününce duygu kayboluyor. ‘larda yüzen al sancak’ veya ‘sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak o be!’ istenilen hissiyatı veremiyor.

 

İstiklal Marşı tartışmasının argümanı da sempatik. Kötü bir niyet hissettirmeden İstiklal Marşını masaya yatırabilirsin. Yemin etsen başın ağrımaz! ‘Çok anlamlı bir güfteyi; heceleri bölen, zor anlaşılır hale getiren bir beste bu! Ne istediysem milletim için istedim!’ der vücut çalımıyla sıyırırsın.

 

*

 

Ama bu zor marş bizim marşımızdır. Boşu boşuna anayasanın değiştirilemez hükümlerinden biri değildir.

 

Bugün bunu değiştiren, yarın bayrakta da oynama yapabilir. Yerine gelen, hepsini bir daha değiştirir. Değiştirebilir! Bir sonraki de hepsini bir tur daha değiştirebilir! Sonra bir bakarsın ki, muz cumhuriyetindeyiz. Ay yıldız yerine muz resmi dalgalanıyor bayrakta! Marş olarak da ‘çiki çiki çikitaaa!’ diye ağlaşıyoruz!

 

*

 

Resmi olarak ‘yeni milli marşımızı seçelim!’ dendiği anda, millet ‘cesedimi çiğnersiniz’ ile ‘biz milletiz, istersek değiştiririz’ şeklinde ikiye bölünür. Ne gerek var bu kamplaşmaya?

 

*

 

Haydi değiştiriyoruz ya! Tamam!

 

Müzik gibi son derece kişisel beğeniye bağlı bir konuda, toplumun tamamının onayı alınacak mıdır? Alınmalı mıdır? Şüphesiz. Doğru bir karar çıkar mı? Belirsiz!

 

Toplumun kaçta kaçı, belki aday besteyi bile doğru düzgün dinlemeden, sadece Reis hangisini desteklerse ona oyunu verecektir?

 

*

 

Bir yarışma açıldığını düşünün. Binlerce beste katılacaktır. İstiklal Marşı bestecisi olabilmek için ben de bir çalışma yapabilirim. Düşünsene tarihin bir parçası oluyorsun!

 

Neden? Beni beğenmediniz mi? Yoksa konservatuvar mezunu olma zorunluluğu mu olmalı? O zaman direk Yavuz Bingöl ve Uğur Işılak’ın da yarışma dışı kalması demek oluyor. Onlar varsa, ben de varım!

 

Peki Selda Bağcan bestesi olabilir mi? Bir Fazıl Say bestesi finale yürür mü? Zülfü Livaneli bestesini halk seçerse, Reis’in içine siner mi? Haluk Levent kazanırsa, seçimler tekrarlanır mı?

 

Fazıl Say ve Uğur Işılak besteleri kafa kafaya referandumda ikinci tura kalırsa, millet karpuz gibi ikiye bölünmez mi? İş, her zamanki gibi siz – biz ayrımcılığına dönüşmez mi?

 

*

 

Sokak isimlerinin politik rüzgarlara göre yaz boz tahtasına döndüğü bir ülkede, gelecekte başa geçen başka yöneticiler, İstiklal Marşı’nı bir daha değiştirebilecekler midir? Yoksa anayasaya ‘bu sefer kesin değiştirilemez ve teklif dahi edilemez, duymamış olayım!’ şeklinde daha net bir madde mi konacaktır?

 

Çok içten bir soru: Halkın tamamının onayını almış, çok muhteşem bir Fazıl Say bestesini çılgınca savunabilecek bir Recep Tayyip Erdoğan’ı gözünüzün önüne getirebiliyor musunuz?

 

*

 

Diyelim ki başka hiç bir derdimiz kalmadı. Ekonomi cillop, devlet her ay iki milyar dolar açık vereceğine parayı koyacak yer bulamıyor, komşularla ilişkilerimiz can ciğer, Suriyeli misafirler güvenli evlerine dönmüş, terör bitmiş, yiğitler analarının kucaklarındalar. Toplumda genel bir huzur hakim. ‘Erkekoğluerkekler’ kadınları katletmeyi akıllarına bile getiremiyor, insanlar el ele tutuşmuş, birlik olmuş, hayat bayram...

 

Meclisimiz, aynı geçen hafta İsviçre Parlamentosu’nun yaptığı gibi, ‘tartışacak gündem bulamadığı için’ tatil olmuş.

 

Haydi şimdi bu koşullar altında İstiklal Marşı’nın bestesini tartışmaya açalım!

 

Sayın Cumhurbaşkanı seçim yaklaşımlarında olduğu gibi, bu konuda da yüzde elli nokta bir (%50.1) peşinde koşmazsa; toplum vicdanını rahatlatabilecek bir rakamda, mesela yüzde seksen - doksan (%80-90) gibi bir genel kabul oranı belirlerse, referandumdan çıkacak o marşı bağrıma basarım. Derim ki, ‘millet demek gerçekten bu marşı söyleyemiyormuş, anlayamıyormuş!’

 

O gün bile değişimi gereksiz bulsam da, demokrasiyi gerekli bulduğum için susarım.

 

Ama ekonomimiz aşağı doğru yuvarlanırken, dört bir yanımız düşmanla çevriliyken, memlekete geleceği belirsiz milyonlarca Suriyeli yerleşmişken, savaştaki evlatları evde anaları bekleşirken; sadece politik gerekçelerle, elli nokta sıfır birlerle, koltuk derdinde olanlarla ittifaklarla, masa başı taktikleriyle İstiklal Marşını değiştirmeye çalışırsanız, beni de ‘cesedimi çiğnersiniz’ tarafına yazın. Şimdiden söyleyeyim.

 

*

 

Bana Twitter, Facebook ve Instagram’dan ulaşabilirsiniz: @anlatanadam

 

anlatanadam@gmail.com

X