Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sonu Hakan Fidan’la bitiyor

BAŞI ise ‘okyanus ötesi’nin güneyine yolculuk hakkında.

The Uçak’tan, Erdoğan’ın hafta boyu sürecek seyahatinin ilk seyrüsefer notlarını bildiriyorum.
Bilinçakışı tekniğiyle döküyorum ortaya, nasıl akıp geldiyse... Aynı tarzda okumanızı öneririm; serbest salınımla, kendinizi tümden akışa bırakarak...
‘Okyanus ötesi’ne doğru süzülüyoruz ama Pensilvanya’yı da içine alan kuzey bölgesine değil, güney taraflarına bu kez.
Gerçi “Yukarısından ne hayır gördük ki Amerika’nın, aşağısından ne görelim” karamsarlığı yok içimde yola çıkarken. Meksika’ya evvelce de gelmişliğim var. Ancak “Bir ömürde bir kere görmek yeter de artar bile” demiştim. O zaman büyük konuştuğuma yanıyorum tek.

***

Birinci menzilimiz Kolombiya’nın başkenti Bogota. Uçuş süresi takribi 13 saat olarak veriliyor. Ve yol, varacakları yer düşünülmeden edilmiş laflar gibi gittikçe büyüyor gözümde...
Kolombiyalıların da halihazırda bir çözüm süreci mevcut. FARC gerillaları, silahlara veda noktasına geldi. Hükümetle görüşmeler Havana’da yürüyor. Fakat inanmazsınız, silah bırakacak taraf, kainat güzeli seçilen dilberleri Paulina Vega’yı da müzakere masasına çağırdı dün. Uzaktan göründüğü kadar şenlikli ve romantik mi geçiyor süreç, yoksa bizdeki kadar yakıcı ve sancılı mı yaşanıyor, yakından bakacağım bu vesileyle. Durun bakalım...

***

Bu zahmetli seyahatin biricik ödülü, Bogota ile Meksiko şehirleri arasında Havana durağına uğrayacak olmamız. Çekilecek meşakkatin peşin ikramiyesi, teşvik primi gibi...
Küba’ya, Castro’nun ve puronun diyarına bu ilk gidişim. Ve daha şimdiden bir devrin sonuna yetişmenin heyecan ve hüznü içindeyim. Yakında bir Amerikan büyükelçiliği açılacak adaya, Fidel Castro’nun gözleriyse kapandı kapanacak ve bir dönem mazi olacak...
Biri iyi, diğeri kötü bu iki haberin de eli kulağında. Her an beklenen bir bayramla bir cenaze arasında göreceğim Küba’yı. Komünist rejiminin son demlerinde, sekerattaki Fidel’in ahir ömründe tanışmakmış kısmet. Ne diyelim...

***

A330 tipi The Uçak, az önce Cumhurbaşkanı ve maiyetindekilerle birlikte yerden lastik kesti. Heyet-i muazzamada işadamları da yer alıyor yine, DEİK kadrosundan müdavimlerin yanı sıra Latin Amerika’yla hatırı sayılır ticareti olanlar da...
Kalkış İstanbul’dan. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, hemen öncesinde Hakan Fidan kroşesiyle gündemi sersemletip iyice abandone ettiği Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi önünden...
Laf açıldı madem, hadi yarım kalmasın.
Şaşırtıcı, beklenmedik, anlıyorum ama hayır; Hakan Fidan’ın seçim münasebetiyle istifası hakkında söyledikleri, danışıklı dövüş değildi tabii ki. Ve hayır, “Olumlu bakmıyorum” derken kastettiği, Hakan Fidan’ın şahsı da değil.
Erdoğan’ın olumlu bakmadığı şey, Fidan’ın siyasete atılması ya da bunu AK Parti’den yapması da değil. Sadece MİT’in başından bu aşamada ayrılmasına karşı. Çözüm sürecinin ve paralelle mücadelenin ortasında, güvenip istihbaratı teslim ettiği ismi değiştirmeye olumsuz bakıyor...
Muhatapları da bu ‘olumsuz görüş’ünden birebir haberdar. Fakat karar, konumu gereği Başbakan Davutoğlu’na ait. Fidan’ın da talebiyle Davutoğlu, takdir yetkisini ters yönde kullandı. Basın toplantısında fikri sorulunca da Erdoğan, her zamanki açıksözlülüğü ile arka planda olup biteni cümlemize ayan etti.
Kısacası şunu kayıtlara geçirdi; Fidan’ın hizmetlerinden memnun, ‘olur’ vermemesine rağmen MİT’i bırakmasına ise bozuk. Budur özetle...
Son kez hayır, The Uçak’taki Saray eşrafından öğrenmedim bunları. Onayı ilk alınmak istendiğinde Erdoğan’ın verdiği cevaba dair duyumlarımla bugünkü açıklamasını birleştirdim, serencamını oradan biliyorum.

***

Hakan Fidan olayından ne ders çıkarmalıyım? Hiçbir görevin aranan adamı olmayacaksın. Sonra yorulunca da bırakamaz, işini iyi yapmanın kurbanı mı olursun?...
Tam da bu son cümleye akmıştım ki bilinç akıntım tok bir sesle kesildi. Cumhurbaşkanı gazetecilerle konuşacak dediler. Genelde dönerken yapardı, bu sefer gidiş yolunda alıyorlar bizi, hayırdır inşallah...
Makaralarınızı çözün derim, sıkı akım geliyor. Kapılmaya hazırsanız, asıl sürükleyici cereyan röportajda, pupa yelken devam edersiniz oradan.

X