Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Pazarlık ve takas için mi hadi canım!

ALMAN medyasında ‘pazarlık’ lafları dolaşmaya başladı.

ARD kanalı, Türkiye’yle pazarlık var mı, yok mu diye bodoslama sordu Merkel’e.

Alman parlamenterlere Konya’daki üssü ziyaret izni, ilticacı FETÖ’cülerin iadesi şartına mı bağlanıyor? Bu, Türkiye tarafından bir pazarlık konusu mu yapılıyor?

Merkel, ayyuka çıkan şayiayı doğrulamadı. İkili görüşmelerde böyle gizli bir taleple karşılaşmadığını, karşılaşırsa da açıktan reddedeceğini söyledi.

“İade edip etmemek yargıya ait bir karar, el altından siyasi pazarlığa tabi değil” mesajını tekrarladı.

‘HA ÖYLE Mİ’ DER GİBİ

İncirlik’ten kovmaktan beter ettik. Yine de nezaketlerini bozmadan çekildiler. Giderken de geçmiş ev sahipliği için Türkiye’ye teşekkür ettiler. ‘İncirlik konusunu artık kapatalım, geride kalsın, önümüze bakalım’ dediler.

Arkasından Konya’daki Alman askerlerini ziyaret etmekte zorluk çıkardık, yine aynı soğukkanlılıkla tepki vermeyi sürdürüyorlar.

FETÖ’cülerin iadesinde al-vere girmiyorlar, pazarlığa yanaşmıyorlar, takasa açık değiller.

Her seferinde ‘Yargının yetkisinde, hükümetin elinde değil, biz karışamayız’ karşılığını veriyorlar.

Yakında, Büyükada olayının da kendilerini pazarlığa zorlamak için yapıldığını söylerlerse şaşırmayın.

Af Örgütü dahil birçok insan hakları kurumunun ortak toplantısı basılmış, 10 hak savuncusu gözaltına alınmış, 6’sı da dün tutuklanmıştı ya...

İçlerinden biri Alman vatandaşı Peter Steudtner ya...

Sanki Steudtner suçsuz olduğu biline biline, komik ve uyduruk gerekçelerle, FETÖ’cülerle takas edilmek için tutulmuş gibi... Sanki ‘Ha öyle mi, alın o zaman bizde de yargı bağımsız’ deniyormuş gibi... Alman medyasında zorlama yorumlar çıkarılması yakındır.

HEPSİ BUYSA İSTİSMARCILAR YAŞADI

Dosyada kısıtlama var, kaldırıldığında altı boş mu, şok belge ve kanıtlarla mı dolu, öğrenecek dünya.

2 haftadır deliller açıklanmadığı için, dünyadan suçlamaların gülünç ve saçma olduğuna yönelik tepkiler geliyor.

Hatta ABD’nin Ankara Büyükelçisi John Bass, insan hakları savunucuları serbest bırakılsın diye elinde pankartla poz bile verdi. Eylemin nasıl tehlikeli bir kavram olduğunu düşünmeden destek ve dayanışma eylemine katıldı.

Onun için umarım deliller, delil diye yansıyanlardan ibaret değildir.

Af Örgütü’nün bilindik bir ‘acil eylem’ çağrısı mesela. Zanlı telefonunda tespit edilen bu kalıplaşmış ifade, terör örgütlerinin kullandığı eylem sözcüğüyle güya aynı şey olduğundan, aralarındaki bağlantıya adeta kanıt sayılmış...

Ayrıca eylem çağrısı, açlık grevindeki eğitimcilere destek için yapıldığından... Onlar da grevlerinin 75. gününde bir terör örgütüne üyelikle suçlandığından... Af Örgütü’yle bu terör örgütü arasında hem amaç hem de eylem birliğine güya buradan hükmedilmiş...

Yabancılar, zaten adı üstünde yabancı uyruklu. Konumları ve uyrukları gereği, terör örgütlerine yardım amacının dışında hareket ettikleri düşünülemeyeceğinden... Potansiyel casusluk suçu yönünden soruşturulmalarına da güya buradan ulaşılmış...

OYUNU BOZACAK HAMLE: ŞEFFAFLIK

Yok pazarlığa sokmak için alındılar, yok hukuk takasa alet edildi, yok yargı araçsallaştırıldı, yok bilmem ne...

Yukarıdaki absürdlükler gerçek değilse hepsi hava cıva.

Ama gerçekse... Er veya geç anlaşıldığında, ayağımıza sıkmaktan niye hiçbir farkı olmayacağını... FETÖ davalarına inandırıcılığı nasıl sarsacağını... Mücadeleye ne büyük zarar vereceğini... Yargımızı karalamak isteyenlere nasıl akıl almaz bir propaganda kozu hediye edeceğini... Bizim polisimiz, savcımız, sulh ceza hâkimimiz bilmez mi?

Bu tür spekülasyonların önünü almak için ne yapılacağı belli. Açıklarsın elindeki sağlam delilleri, koyarsın ortaya bomba kanıtları, gösterirsin dünyaya kim casusmuş, kim terörist, kim insan hakları savunucusu... Alman medyasına da temizinden kapak olur.

X