"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet...Üçünde de din, devletin kontrolünde

DİYANET İşleri Başkanlığı’nın Cumhuriyet dönemindeki yeri nedir?
İŞTAR GÖZAYDIN: Diyanet İşleri Başkanlığı, Cumhuriyet’in en önemli kurumlarındandır. Temel taşlarındandır.


*


Cumhuriyet’in kurucuları, Diyanet’e neden önem vermişler?
İŞTAR GÖZAYDIN: Çünkü Cumhuriyet’in kurucuları, din müessesini rakip olarak görmüşler. Öyle başıboş bırakılacak bir alan olarak algılamamışlar.


*


Yani dini kontrol altında tutmak için mi Diyanet’i, temel kurum olarak değerlendirdiler?
İŞTAR GÖZAYDIN: Evet ama bu yeni bir şey değil ki... Bu coğrafyanın geleneğinin bir parçası... İklime uygun, tarihe uygun... Bizans’ta da böyle, Osmanlı’da da böyle... Cumhuriyet’te de böyle olmuş.

Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet...Üçünde de din, devletin kontrolünde


*
Bizans’ta da din, devletin kontrolünde miydi?
İŞTAR GÖZAYDIN: Bizans’ta din müessesi, dünyevi iktidarın kontrolü altındadır.


*


Osmanlı’da?
İŞTAR GÖZAYDIN: Osmanlı’da da aynı. Şeyhülislam’ı padişah atar, padişah azleder.


*


O zaman Cumhuriyet bu geleneği devam ettirmiş.
İŞTAR GÖZAYDIN: Evet, Cumhuriyet uygulamayı aynen devam ettiriyor.


*


Ama Cumhuriyet, laikliği benimsemiş durumda. Diyanet’in devletin temel taşlarından biri olması laikliği zedelemez mi?
İŞTAR GÖZAYDIN: Bu benim karşı çıktığım bir görüş. Laiklik kavramıyla, seküler kavramı farklıdır. Laiklik uygulamasında dünyevi iktidar, din alanını kontrol ve gözetim altında tutar. Seküler yapılarda ise dinle devlet arasında bir mesafe vardır.


*


Laiklik anlayışı din ile devlet arasında mesafe gözetmez mi?
İŞTAR GÖZAYDIN: Din ile devlet ilişkilerinin çerçevesi, her toplumun kendi kültüründen yürür. Dolayısıyla laikliğin, “iki kere iki dört eder” gibi bir tanımı yok. Seküler sistem ise ABD’de uygulanan bir sistemdir. Kendi tarihlerinin bir sonucudur. Avrupa’daki korkunç ve felaketlere yol açan din savaşlarından kaçıp giden gruplar tarafından kurulmuş bir sistemdir. Bu sistemde devlet, dini kontrol altında tutmaz. Devlet, yalnız ve yalnız özgürlükleri sağlama bakımından dinle ilgilenir. İbadet hakkını ve onun devamı olan hakları korumak bakımından ilgilenir. Onun dışında din ve devlet birbirine mesafelidir.


*
Seküler sistem bu... Peki ya laiklik? Daha doğrusu bizdeki laiklik?
İŞTAR GÖZAYDIN: Cumhuriyet’in kurucuları, Osmanlı’daki uygulamanın bir anlamda devamını sağlıyorlar. Osmanlı’dakine benzer bir uygulamayı sürdürüyorlar.

Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet...Üçünde de din, devletin kontrolünde


*


Ama bize hep “Laiklik Fransa’dan alındı... Bu topraklara yabancıdır” diye öğretilmişti.
İŞTAR GÖZAYDIN: Ben o görüşe katılmıyorum. Laiklik bu topraklara yabancı değildir. Laiklik, bizim Osmanlı’dan devam ettirdiğimiz bir uygulama. Osmanlı da bu uygulamayı Bizans’tan almıştır. Yani Bizans’tan Osmanlı’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e devam eden bir uygulamadır laiklik.


*
Batı’da durum nedir? Mesela Fransa’da devlet, dini kontrol altında tutuyor mu?
İŞTAR GÖZAYDIN: Fransa’da din kurumu devletin, yani dünyevi iktidarın kontrolünde ve gözetimindedir.


Görmez, Diyanet’i siyasallaştırdı mı?

ALİ Bardakoğlu döneminde Diyanet, gündelik siyasetin uzağında duruyordu. Mehmet Görmez döneminde ise gündelik siyasi tartışmaların daha fazla içinde gibi... Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?
İŞTAR GÖZAYDIN: Bardakoğlu dönemi ya da Görmez dönemi diye bakmayalım... Mesele AK Parti ile ilgili... AK Parti’nin 2000’den beri Türkiye’ye kazandırdığı önemli kazanımlar var. Ama AK Parti, son iki-üç yıldır, kendisinin mutlak doğruyu ifade ettiğini düşünüyor. Kendi doğrularının, bütün toplumun kabul etmesi gereken doğrular olduğu algısına kapıldı. Böylece her açıdan bir zorlamaya girişti.


*


Bu zorlama, Diyanet’e de mi yansıdı?
İŞTAR GÖZAYDIN: Evet evet... Diyanet’e de yansıdı.


*


Yani mesele Mehmet Görmez meselesi değil... İktidarın tavrındaki değişiklikle ilgili bir mesele...
İŞTAR GÖZAYDIN: Evet ama Mehmet Görmez de buna karşı en küçük bir direnç göstermediği için sorumlu.


CHP dindarlara ne demeli?


CHP’nin “dindarlar” ile ilgili politikası ne olmalı?

Bu konuda İştar Gözaydın’ın görüşü net.
İşte söyledikleri:
- Hem dini yaşama özgürlüğünün hem de inançsızlığı yaşama özgürlüğünün herkese eşit bir şekilde sağlanacağı güvenini topluma vermek... Mesele budur.
- Dindar görünmek, dini kesime açılmak... Bunlar değildir mesele... Mesele herkesin özgürlüklerini yaşayabileceği bir ortamın müjdecisi olmaktır.
- Herkesin hukuk düzeni ve insan hakları çerçevesinde kendi yaşam tarzını koruyabileceğinin teminatını vermek lazım...


Diyanet Osmanlı’dan beri Sünni ve Hanefi’dir

CUMHURİYET’in kurucuları, Diyanet İşleri Başkanlığı kurumunu oluşturduklarında dinin hangi yorumunu esas aldılar?
İŞTAR GÖZAYDIN: Osmanlı’nın anlayışını devam ettirdiler. Sünni Hanefi yorumu esas aldılar.

Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet...Üçünde de din, devletin kontrolünde


*


Yani “Sünni Hanefi” din anlayışı, Cumhuriyet’in bir politikası.
İŞTAR GÖZAYDIN: Evet. Bir devlet politikası olarak bu uygulandı. Asimilasyon anlayışıyla hareket edildi. Çok uzun seneler Alevi nüfusun ağırlıklı olduğu yerlerde camiler kuruldu.


*


Peki ama Cumhuriyet’in kurucuları, “Sünni Hanefi” anlayışın dışında kalanlara bir haksızlık yapıldığını fark etmediler mi?
İŞTAR GÖZAYDIN: Fark etmez olurlar mı? Tabii ki etmişlerdir. Ama yeni bir modern ulus devlet inşa edilecek. Modernite, tek tipleşme istiyor. Ulus devlete uygun vatandaş yetiştirilecek. Eğitim sistemi böyle kurgulanıyor. 19’uncu yüzyılda ulus devletin benimsendiği yapıların tümüne bakın: Hepsinde aşağı yukarı aynı şekilde bir tek tipleşmeye gidildiğini görürsünüz. Bugün için mesele şudur: Artık o şekilde bir tek tipleşmeye ihtiyaç var mı? Bence bunu konuşmalıyız.


*


Yani “O günün şartlarında öyleydi... Artık şartlar değişti” diyorsunuz.
İŞTAR GÖZAYDIN: 19’uncu yüzyılda değiliz. Artık tek tip insan, tek tip görüş yok. Tüm anlayışların kamu düzenini bozmamak kaydıyla ifade edilmesi ve gözetilmesi gerektiği kanaatindeyim.

Diyanet’in varlığını sürdürmesinden yanayım


DİYANET İşleri Başkanlığı’nın kapatılması gerektiğini savunanlar var. Sizin bu konudaki görüşünüz nedir?

İŞTAR GÖZAYDIN: Diyanet İşleri Başkanlığı çok güçlü bir kurum. Reel politik bakımından hiçbir iktidar bu güçten vazgeçmez. Ben ayrıca şahsen Diyanet İşleri Başkanlığı’nın varlığını sürdürmesinden yanayım. Bu işlerin dini cemaatlere bırakılması gerektiğini söyleyenler var. Ama hiçbir cemaate aidiyeti olmayan, sadece dini vecibelerini yerine getiren pek çok vatandaş var ve bu vatandaşların din hizmetlerini almaları gerekiyor.

Halk siyasallaşmış bir Diyanet istemiyor

İŞTAR Gözaydın, KONDA’nın yaptığı kapsamlı bir araştırmanın sonuçlarından da söz etti.
İşte söyledikleri:


*


- Türkiye toplumu, Diyanet kurumuna büyük oranda güven duyuyor.
- Türk halkı, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kurum olarak devamından yana.
- Halkın çok büyük bir bölümünün Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilgili tek bir talebi var: Diyanet’in hiçbir şekilde siyasetle bağlantılı olmasını istemiyor.
- Yani halk, Diyanet’e güveniyor ve Diyanet’in varlığını sürdürmesini istiyor.
- Karşı olduğu tek husus var: Diyanet İşleri Başkanlığı’nın siyaset yapması...
- Diyanet İşleri Başkanlığı’nı yönetenlerin, işin hukuki sakıncaları falan bir yana, her şeyden önce halkın bu yaklaşımını dikkate almaları gerekir.
- Siyaset yaparak halkın itimadını sarsmamaları gerekir.


‘Alevi Diyanet’i’ olabilir

DİYANET İşleri Başkanlığı’nda temsil edilmediklerini düşünen vatandaşlarımız ne yapacaklar?
İŞTAR GÖZAYDIN: İşte tam burada Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yeniden yapılandırılması gündeme geliyor. Yeniden yapılandırma sonrası “Ben burada temsil edilmek istiyorum” diyen gruplar varsa, orada temsil edilir. Ayrıca “Ben Diyanet İşleri gibi bir yapıya sahip olmak istiyorum” diyen varsa hukuki açıdan onu sağlamanın yollarının da açılması gerekir.


*


Yani Aleviler, “Biz kendimiz için ayrı bir Diyanet istiyoruz” derlerse... Aleviler için ayrı bir Diyanet mi olacak?
İŞTAR GÖZAYDIN: Evet... Bunun önünde varsa hukuki engeller kaldırılmalıdır.

Kemal Kılıçdaroğlu’yla Diyanet İşleri’ni konuştuk

CHP’ye geçişiniz nasıl oldu? Kiminle konuştunuz?
İŞTAR GÖZAYDIN: Türkiye’nin içinden geçmekte olduğu bu süreçte kendi kendine kaygılanmak, dost meclislerinde söylenmek yerine bir şeyler yapmak gerektiğine inanıyorum. Bu nedenle Kemal Bey’le her biri çok olumlu geçen bazı görüşmelerimiz oldu. Fikir teatisinde bulunduk. Kendisinin CHP gibi koca bir gemiyi günümüzün çoğulcu ve demokratik değerleri ile buluşturma yolunda gayet olumlu girişimleri var bence. Azimli ve kararlı... Bu noktada katkım olur, ben de elimi taşın altına koyabilirsem ne mutlu bana.


*


Diyanet’i de konuştunuz mu?
İŞTAR GÖZAYDIN: İlk karşı karşıya gelişimizden başlayarak din-devlet ilişkilerini, Diyanet’i konuştuk.


*


Katıldı mı sizin görüşlerinize?
İŞTAR GÖZAYDIN: Kendisi öncelikle iyi bir dinleyici. Uzman görüşlerine, farklı görüşlere çok açık... Karşılıklı sohbetlerimiz de devam ettiğine göre sanıyorum evet.


*


Sizin CHP’ye girmeniz, CHP’nin din devlet ilişkileri ve Diyanet İşleri Başkanlığı gibi önemli konularda yeni politikalar arayışı anlamına mı geliyor?
İŞTAR GÖZAYDIN: Bu konularda benden fikir alma girişiminde bulunmaları başlı başına bu konuya açık olduklarını gösteriyor.


Diyanet İşleri Başkanlığı son dönemde siyasallaştı


DİYANET İşleri Başkanlığı’nın bugün için fazla siyasallaştığını söyleyebilir misiniz?


İŞTAR GÖZAYDIN: Diyanet’in siyasetle arasındaki mesafenin daralmasının en fazla görünür olduğu dönemlerden birini yaşıyoruz.


*


Bunun yansımaları nelerdir?
İŞTAR GÖZAYDIN: Mesela iş kazalarıyla ilgili bir hutbe hazırlanıyor. Orada “fazla tedbir Allah’a güvensizliktir” anlamına gelecek bir söz ediliyor. Bunun tek bir anlamı var: Mevcut iktidarın desteklediği bir takım iş çevrelerinin, almaları gereken tedbirleri almamalarına dinen cevaz vermiş, dini kılıf hazırlamış oluyorsunuz. Bu kabul edilemez.

Kimdir?


İştar Gözaydın 1959 doğumlu.
İstanbullu.
üsküdar Amerikan Lisesi mezunu...
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi.
New York Üniversitesi’nde yüksek lisans yaptı.
Doktorasını “Diyanet İşleri Başkanlığı” üzerine yaptı.
İslami kesimin “Diyanet İşleri Başkanlığı” konusunda düzenlediği panel ve seminerlerin vazgeçilmez konuğu oldu.
Helsinki Yurttaşlar Derneği ve Açık Radyo’nun kurucularından...
Açık Radyo’da hem hukuki konularda hem de müzik üzerine programlar yaptı, yapıyor.
Evli... Eşi psikoterapist İskender Savaşır.
Yurtdışındaki birçok üniversitede ders verdi.
Doğuş Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi’nde dekan olarak görev yapıyor.


Fotoğraflar: Murat ŞAKA

X