"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Beceriksizlik açısından 8 maddede operasyon

- BİR: İstihbarat alanında o kadar beceriksizler ki... “Bu ülkede Bülent Arınç’ın bile bilmediğini Fuat Avni bilebiliyor” şeklinde bir algıyı dost-düşman herkesin zihnine yerleştirdiler.


*


- İKİ: Arama yok, baskın yok. Ama Zaman’a ve Samanyolu’na baskın yapıyorlarmış gibi girdiler. Böylece dünyaya “Türkiye’de gazeteler ve televizyonlar polis marifetiyle basılıyor” görüntüsü verdiler.


*


- ÜÇ: Davet etseler “hop” diye gelecek olan Ekrem Dumanlı ve Hidayet Karaca’yı, gazete ve televizyona gidip aldılar. Böylece iki isme de mükemmel bir “şov” yapma fırsatı sundular.

*


- DÖRT: Operasyona giden polisler o kadar şaşkın, o kadar beceriksiz, o kadar iş bilmezdiler ki... Canlı yayında dört kat merdivenleri ağır ağır çıkarak farkında olmadan “bir mağduriyetin görsel malzemesini” sundular.

*


- BEŞ: “Dünyanın en tehlikeli örgütü” diye takdim ettikleri, yeryüzündeki tüm kötülükleri kendisine yükledikleri Cemaat’e yönelik en ses getiren operasyonun arkası o kadar boş ve zayıf ki... Herkesin aklına “Bu mu aylardır şeytanlaştırdığınız Cemaat’in en mühim suçu?” sorusunu getirdiler.

*


- ALTI: Baştan sona o kadar beceriksiz, o kadar ele yüze bulaştırılan bir operasyon yaptılar ki... Hükümet düşmanları “şu hükümeti basın özgürlüğü düşmanı olarak gösterelim” kararı alsalardı... Bundan daha iyisini yapamazlardı.


*


- YEDİ: İletişimi yönetemediler. Toplumu bilgilendiremediler. Operasyonu desteklemeye hazır olanlara bile doğru dürüst malzeme vermediler. Ve sonuçta Cemaat düşmanlarını bile yanlarına çekemediler.

*


- SEKİZ: 17 Aralık’ın yıldönümüne birkaç gün kala yaptıkları bu operasyonla 17 Aralık yolsuzluk gündemini değiştirmek istediler, ancak başaramadılar. Çünkü bu operasyon herkesin aklına sadece 17 Aralık’ı getirdi.

Bütün yönleriyle ‘Tahşiye’ meselesi


- NURCU bir grup varmış.
- Bunlara “Tahşiyeciler” denirmiş.
- Bunlar iddiaya göre “silahlı mücadeleyi” falan savunur olmuşlar.
- Bir gün Fethullah Gülen vaazında bunlardan söz etmiş, Zaman gazetesi bunları haber yapmış, Samanyolu’nda yayınlanan “Tek Türkiye” adlı dizide bu grup hedef gösterilmiş.
- Ardından da polis harekete geçmiş, sahte deliller konmuş, savcı işlem yapmış, hâkim yargılamış...
- Ve “Tahşiyeciler” hiç hak etmedikleri halde bin türlü belaya maruz kalmışlar.


*


Şimdi hükümet diyor ki:
“Bu çok bir tehlikeli ağdır. Biz bu ağı oluşturanlardan hesap sormak için Ekrem Dumanlı’yı, Hidayet Karaca’yı falan içeri aldık.”


*


İyi de hükümet baba...
- Bu çok tehlikeli ağ, 2008’de tıkır tıkır işlerken sen ne yapıyordun?
- Bu ağı fark etmediysen... Sen nasıl memleket yönettin? Böyle yönetmek nerede görülmüş?
- Bu ağı fark edip de ses etmediysen... Sen de bu işin ortağı değil misin?


*


Ayrıca ey hükümet baba...
- “Tahşiyeciler” operasyonunun altında imzası bulunan dönemin emniyet genel müdürünü AK Parti’ye sen milletvekili yapmadın mı?
- “Tahşiyeciler” operasyonunun hemen ardından “El Kaide bağlantılı bir örgütü çökerttik” açıklaması yapan Muammer Güler, senin hükümetinin içişleri bakanı değil miydi?

Kadın cinayetlerinin azmettiricisi gibi


ÖNCE Habertürk’te yayınlanan röportajdaki şu soru ve cevapları okuyalım:


*


- SORU: Evde şiddet gören, hakarete uğrayan kadın para kazanmıyorsa nasıl boşanacak?
- TUĞRUL İNANÇER:
Orada dur. Boşanmasın. Boşanmaya sebebiyet vermesinler. “Ben ben...” demesinler.
- SORU: Kadınların bu kadar şiddet görmesi, hakarete uğraması “Ben ben...” demesi yüzünden mi yani?
- TUĞRUL İNANÇER:
Yüzde doksanı “ben” dedikleri için. Geride kalanı da erkeklerin eşekliğinden...


*


“Cinayeti gördüm” denilir ya...
Ben de “Kadın cinayetlerinin azmettiricisini gördüm” diyorum, başka da bir şey demiyorum.


Artık şu kahrolası kısır döngüden çıkmalıyız

ERGENEKON ve Balyoz operasyonlarında, operasyonu çekenleri “cüretkâr” kılan sihirli cümleler şunlardı:
- Bu generaller falan da çok pis işler yaptılar abi.
- Ne yani? Biz şimdi Veli Küçük’ü mü savunacağız?
- Temiz adamlar değil ki bunlar.
- Perinçek, Kerinçsiz falan... İyi oluyor bu adamlara.


*


İşte bu cümleler üzerinden yükselebildi Ergenekon ve Balyoz’daki tüm kumpaslar, tüm hukuksuzluklar, tüm haksızlıklar.


*


Kimsede itiraz edecek mecal bırakılmadı.
- Ağzını açana “Ergenekoncu” dendi.
- En küçük bir itirazı seslendirene “darbeci” dendi.
- “Ama ciddi hukuki yanlışlar yapılıyor” diyene “Türkiye bağırsaklarını temizliyor, geç bunları” diye cevap verildi.
- İşi biraz daha ilerletenlere ise “yakında sen de tutuklanacaksın” diye tehditler savruldu.


*


Peki biz şimdi Cemaat çevrelerine yönelen operasyonlarda da aynı tutumu mu alacağız?
- Yine “Ama bu Cemaat de çok temiz değil abi” diyerek hukuksuzluklara cüret mi kazandıracağız?
- Yine “Bunlar da çok ocaklar yaktı” diyerek her türlü haksızlığa cevaz mı vereceğiz?
- Yine “Ettiklerini buluyorlar” diyerek gazete, televizyon basılmasını mazur mu göreceğiz?
- Yine “hukuk, adalet, hak” gibi kriterlerden taviz vermenin gerekçelerini mi bulacağız?


*


Farkında mıyız?
Kahrolası bir kısırdöngünün içine girdik ve debelenip duruyoruz.
Diyorum ki: Çıkalım bu kısır döngüden.


*


Bundan böyle...
Adil yargılanmayan, intikam operasyonlarına maruz kalan, hakkında mesnetsiz suçlamalarda bulunan, gözdağı vermek için gözaltına alınan, saçma sapan hukuki yorumlarla tutuklanan...
En azılı ama en azılı düşmanımız da olsa...
“Dur” diyelim, “Bunu yapamazsınız” diyelim, “Olmaz böyle şey” diyelim.


*


Yoksa karanlıklar imkânı yok çıkmayacak aydınlığa.

X