"Adnan Kaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Adnan Kaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Adnan Kaya

21’inci Yüzyıl’ın Truva savaşçısı

BU hafta Çanakkale’deyiz. Konuğum Yüksel Ergen. İlkokul birinci sınıfta 2 yıl üst üste sınıfta kaldı. Zira bu dönemde bütün gününü Truva ve Sigion gibi antik kentleri gezerek, dağ tepe dolaşarak, çok sevdiği doğa içinde geçirdi. Yılandan yaban ördeğine kadar ne bulursa yakalayıp kendine küçük bir hayvanat bahçesi kurdu. Sınıfın penceresinden bulundukları bahçe göründüğü için aklı hep onlardaydı.

21’inci Yüzyıl’ın Truva savaşçısı

Müfettiş, adını bile zor yazan bu çocuğun okuldan alınmasını talep etti. Annesi Münevver Hanım’ın babasını şehre taşınmaya ikna etmesiyle eğitim hayatı birden değişti. İstanbul Üniversitesi Kimya Yüksek Mühendisliği’ni bitirdi. Asker dönüşü MKE’ye girdi, 3 ay sonra devlette çalışmanın kendisine uygun olmadığını anladı ve istifa etti. Sonra, yıllarca çalışacağı Kale Grubu’na girdi. Hem firmada, hem de seramik sektöründe birçok ilke imza atarak kısa sürede sivrildi. Seramik, inşaat, gıda ve turizm alanlarında halen faaliyet gösteren 3 şirket kurdu. Güzelyalı’da haya geçirdiği İris Otel’le birlikte diğer şirketlerin yönetimini çocuklarına devretti.

21’inci Yüzyıl’ın Truva savaşçısı

Kendisini turizm ve organik tarım çalışmalarına adadı. İlkokul 1’de 2 yıl üst üste sınıfta kalmasına neden olan doğa ve hayvan sevgisinden de hiç kopmadı. 125 bin ağaç dikti, hala da dikiyor. Alageyikten ceylana, karacadan tavuğa, kazdan hindiye yüzlerce hayvan besliyor. İyi gözlemlenirse insanların hayvanlardan öğrenecekleri çok şey olduğunu söylüyor. Yüksel Bey çok yönlü biri. İyi bir koleksiyoner. Elinde paha biçilmez 800 parçaya yakın eser var. Ve bir gün bunları sergileyebileceği bir müzenin hayalini kuruyor. Kitap yazıyor. Keman başta olmak üzere pek çok müzik aletini mütevazılığından olsa gerek ‘Birazcık’ dese de büyük ustalıkla çalıyor. 73 yaşında olmasına rağmen dinç. İhtiyar delikanlılardan. 365 gün, 7/24 demeden çalışıyor, üretiyor. Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle dikkat çekiyor. Kafası hala zehir gibi. Bunca yoğun temponun, koşuşturmacanın içinde mutfakla da arası çok iyi. Orada da işin kolayına kaçmıyor. Kaz mantısı gibi unutulmuş lezzetlere imza atıyor. Daha fazlası mı? Buyurun o halde!

HAYAT FELSEFESİ

Diğer insanları incitmeden sevgi ve neşeyle yaşamak ve çalışarak üretmek.

OTOMOBİL

Hızlı ancak dikkatliyim

* İlk arabam 1971 model Murat 124’tü. Şimdi arazi için Ford Ranger ve Ford-Fusion, uzun yol için ise Mercedes-C 180 Kompressor var. Bir arabadan öncelikli beklentim yakıt yönünden ekonomik olması ve sağlamlık. Trafikte biraz hızlı, ama çok dikkatli bir sürücüyüm.

BESLENME

Unutulmuş lezzet ustasıyım

* Çok sevmem, ama kahvaltı yaparım. Klasik olanı tercih ederim. Bazen sadece tarhana çorbası içerim. Zeytin ve peynir çeşitleri mutlaka olsun isterim. Öğlenleri kırmızı et ve bol salata tüketirim. Akşamları sebze ağırlıklı beslenirim. Az et ve yoğurt da yerim. Ara öğün almam. En çok ızgara kırmızı etten hoşlanırım. Deniz kabuklularını ise sevmem. ‘Mutfakla ara çok iyi’ diyebilirim. Unutulmuş bazı yemeklerde (kaz mantısı, prehu, kapama, kuyu kebabı ve höşmerim gibi) iddialıyım.

21’inci Yüzyıl’ın Truva savaşçısı

MEKAN

Bol gün ışığı alanı severim

* Az çeşit ve lezzetli yemek yapan yerlere gitmekten hoşlanırım. Doğaya uyumlu, tek ve en fazla 2 katlı, bol gün ışıklı mekanları severim.

SPOR

Her gün 20 dk kültür fizik

* Çok az da olsa spor hayatımda var. Sabahları 20 dakika kadar kültür fizik yapıyorum. Fenerbahçeliyim. Fırsatım olsa kayak ve sörf yapmak istedim.

TATİL

Benim için ‘Tembellik’ demek

* Yılda 1-2 kez tatile çıkarım. 1 hafta, 10 gün arası olur. Çanakkale ve İngiltere en sevdiğim iki yer. Tatil benim için tembellik yapmak anlamına geliyor.

HOBİ

Doğa ve arkeolojiye aşığım

* Bir doğa aşığı ve gözlemcisiyim. Çocukluk yaşımda Troia Ovası ve Kazdağları’nda tanıştığım doğadan bugüne kadar hiç ayrılmadım. Diyebilirim ki, zamanımın ve gelirimin büyük kısmını doğal dengeyi koruma konusunda harcadım. Çoğu zaman bir ağaca genç bir kıza sarılır gibi sarıldığım olur. 1996’da kültür ve doğa turizmi yapmak için Civiler köyünde binlerce dönüm arazi satın aldım. 8 bini zeytin, 18 bini fıstık çamı, 35 bini meyve ağacı olmak üzere çeşitli cinslerde 125 bin ağaç diktim. 900 dönüm alanda da organik tarım çalışmaları yaptım. Tamamen yerli tohumlar kullanarak hünnap, yerli mısır, Bayramiç şeker fasulyesi, pembe, çoban ve çingene domatesi gibi birçok yerli ürünün yaşatılmasını sağladım. Elma, ayva ve hünnap sirkelerinden doğal olarak fermente edilen zeytin çeşitleri ve sızma zeytinyağına, reçel ve turşu çeşitlerine kadar ürünler ürettim. Hala da üretmeye devam ediyorum. En büyük hayalim ise, Truva su kemerlerinin de bulunduğu bu yerde, Anadolu’nun en eski sahiplerinden bugünkü sahiplerine kadar kültürün ve doğanın yaşatıldığı bir köy kurmak. Çocukluk yıllarımdaki antik kent sevgim 1995’ten sonra arkeolojik ve etnografik eser koleksiyoneri olmama da yol açtı. Truva’dan Selçuklu ve Fatih dönemine kadar 800’e yakın eseri koleksiyonuma kazandırdım.

21’inci Yüzyıl’ın Truva savaşçısı

En büyük arzum Anadolu’daki eski uygarlık kalıntılarının yerli arkeologlar tarafından kazılması ve bu ülkenin tarihinin bu buluntularla, bu ülke insanı tarafından yazılarak bütün dünyanın önünde savunulmasıydı. Koleksiyonumdaki eserlerle bir müze açıp, bu müzenin gelirinin de bu bölgenin kazılarında kullanılmasını hedeflediğim halde 17 yıllık koleksiyonerliğimin 12 senesi mahkemelerde geçti. 4 defa belgem iptal edildi, ama yargı kanalıyla geri aldım. Tarih, doğa ve hayvanlarla ilgili kitapları okumayı severim. Ben de yazıyorum. ‘Truva’ ve ‘Osmanlı’nın Son Döneminde Çanakkale’ isimli 2 kitabım var. Organik tarım ve seramik üzerine de birer kitap düşünüyorum. Arabesk hariç her tür müzikten hoşlanırım. Çok ustalıkla değilse de keman çalıyorum, biraz kabak kemane, biraz da ud...

21’inci Yüzyıl’ın Truva savaşçısı

KARİYER

İlkokul 1’de iki kez çaktım

* İstanbul Üniversitesi Kimya Yüksek Mühendisliği mezunuyum. Aslında tıbbiyeye girmek istiyordum ama bir türlü imtihanına bile girmek nasip olmadı. Üniversiteyi Çanakkale’den aldığım balları Mısırçarşısı’nda satarak okudum. Üçüncü sınıfta Karaköy Gümrük Sokak’taki Mader Han’da yangın söndürme cihazları üreten batık bir imalatı tekrar hayata geçirerek ‘Tufan’ markası altında tozlu ve köpüklü yangın söndürme cihazları imal etmeye başladım. Matematik ve laboratuvar derslerinde çok başarılıydım. 1.5 yıl Ord. Prof. Frederic Constable’in yanında asistanlık yaptım. Ancak gözüm hep üretim ve tatbikatta olduğu için akademik çalışmalardan hoşlanmadım. Fakülteden ayrılıp askere gittim. Ankara Mamak’taki 28’inci Tümen’in ve tank taburunun akümülatörlerinin bakım ve onarım işini yüklendim. Evdeki zamanlarımda yeni üretimler peşindeydim. O yıllarda sadece Avrupa’dan gelen akvaryumlar için yüzen balık yemlerini Türkiye’de üretmeyi başardım. Vatan görevimi tamamladıktan sonra Makine Kimya Endüstrisi’ne girdim. 3 ayın sonunda devlette çalışmanın bana uygun olmadığını anlayıp istifa ettim.

21’inci Yüzyıl’ın Truva savaşçısı

1970’de İbrahim Bodur’a ait Çanakkale Çan’daki seramik fabrikasına girdim. Yönetim kurulu üyeliğine kadar yükseldim. Bir taraftan da kendi kurduğum şirketlerde o dönemde yurt dışından getirilen seramik yardımcı maddelerini yerli olarak üreterek diğer fabrikalara satmaya başladım. İlk yerli tünel fırını bütün aksi görüşlerle mücadele ederek yapmayı başardım. Bu arada İstanbul’da yardımcı seramik hammaddeleri üreten işletme kurdum. Yurt dışından getirilen birçok kimyasalların yüzde 1000 yerli muadillerini ürettim. Adapazarı’nda Gizem Frit Fabrikası’nı açtım. 1987’de Çanakkale Seramik’ten ayrıldım. 5 yıl İbrahim Bodur’un danışmanlığını yaptım. Türkiye’ye hijyenik seramik kavramını ilk getiren ve üreten kişiyim. Yurt dışına seramik fırını ihraç etmeyi başaran ilk kişi de yine benim. İstanbul ve Çanakkale’de seramik atölyeleri kurdum. Seramik sanatının gelişip korunmasına elimden geldiğince katkı sağladım. Tekser Seramik, Tekser İnşaat, Gıda ve Ergen Turizm’i kurdum. 1990’da Güzelyalı’da İris Otel’i hayata geçirdim. Bir yandan da hayvancılık ve çiftçilikle uğraştım. Otelin kuruluşunu takiben şirketlerin yönetimini çocuklara devrederek turizm ve organik tarıma ağırlık verdim.

MODA

Uzaktan yakından işim olmaz

* Pratik ve rahat giyimden hoşlanırım. Beyaz ve turkuaz renklerini severim. Hazır giyinirim.

SOSYAL MEDYA

O zamanı üretime harcıyorum

* Facebook’ta da, Twitter’da yokum. Onlara ayıracak vaktim yok. Zamanın üretim ve yetiştirme için kullanılması gerektiğine inanıyorum.

SEVİMLİ DOSTLAR

Geyiklerim de var, kazlarım da

* Hayvanları çok severim. Bir dönem özel olarak koruma altına aldığım 80 dönümlük arazide doğal ortamda ceylan, alageyik ve karaca besledim. Ancak avcıların serbest dolaşan bu nadir hayvanları avlaması üzerine, geride kalanları İris Otel’in karşısında aldığım bahçede koruma altına aldım. Organik yumurta ve et üretimi için yüzlerce tavuk, horoz, kaz, ördek, hindi besliyorum. Tavşanlarım da var.

KİMDİR?

Adı ve soyadı: Yüksel Ergen
Doğum yeri ve yılı: Çanakkale, 1942
Eğitim durumu: İstanbul Üniversitesi Kimya Yüksek Mühendisliği
İşi: İşadamı, turizmci
Burcu: Kova (Araştırmacı ve yaratıcılık özellikleri bana uyuyor diyor.)
Medeni durumu: Rüveyde Ergen’le evli. Selim ve Feyza adlı iki çocuğu var.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI