Trump’ın ziyareti nasıl konuşuldu?

MECLİS’te Şeref Kapısı’nın girişinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı beklerken bakanlar birbiri ardına gelmeye başladı.

Haberin Devamı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile selamlaşırken Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Meclis’e adım attı. Onu Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ile Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk takip etti. Bakanlar Kurulu geçidi gibiydi.

Mevlüt Çavuşoğlu, Ankara temsilcileri ile kahvaltılı basın toplantısından geliyordu. O nedenle “Açıklamalarınız son dakika olarak gündeme düştü” dedim. Böylece aramızda kısa soru-cevap şeklinde bir diyalog başladı.

Trump’ın Türkiye ziyaretini sordum. “Trump, Sayın Cumhurbaşkanımızla görüşmelerinde ‘Türkiye’yi seviyorum. Türkiye’ye geleceğim’ diyor. Arjantin’deki görüşmede yine Türkiye’ye geleceğini söyledi. En son Cumhurbaşkanımızla yaptığı telefon görüşmesinde de söyledi” dedi. Bunun üzerine Beyaz Saray’dan yapılan açıklamayı hatırlattım. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada “Başkan gelecekte olması muhtemel bir buluşmaya açık” ifadesi kullanılırken, görüşmeye ilişkin herhangi bir tarih ve planın olmadığı belirtilmişti. Çavuşoğlu, “Dışişleri bakanları bir araya gelip görüşmeyi planlayacağız” diye konuştu. Dışişleri Bakanı ile Fırat’ın doğusuna yapılacak olan operasyonu da konuştuk. ABD’nin Suriye’den çekilme kararının ortaya çıkmasından bu yana geçerli olan, “ABD’nin YPG’yle ilgili bir marjı var mı?” sorusunu yönelttim. “YPG’ye yatırım yapmışlar” diye karşılık verdi. Ardından ekledi: “Ama YPG diyemiyorlar, Kürtler diyorlar. Biz de onlara ‘Biz de Kürtleri seviyoruz, bizim mücadelemiz PKK ile’ diyoruz”. Çavuşoğlu’nun bu sözleri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Arapları DEAŞ’ın eline bırakmadığımız gibi, Kürtleri de PKK/PYD’nin zulmüne terk etmeyeceğiz” çıkışını daha iyi anlamamı sağladı. Belki perde arkasında bir şeyler konuşuluyor.

Haberin Devamı

SDG’YE FARKLI BAKIŞ

Türkiye’nin YPG’ye yönelik itirazları üzerine ABD, Suriye Demokratik Güçleri diye bir yapı ortaya çıkarmıştı. Bizim buna PKK’yı kamufle etmek için oluşturulan bir yapı diye itirazlarımız olmuştu. Çavuşoğlu’na SDG’yi sordum. “SDG’nin içinde Araplar da var” diye karşılık verdi. Bu sözden YPG ile SDG’nin aynı kefeye konulmadığı sonucunu çıkardım. Türkiye, SDG’nin geleceğini soru işaretli olarak görüyor.

DEAŞ BÖLGESİ

Haberin Devamı

Trump’ın Suriye’den çekilme kararının temelini Türkiye’nin DEAŞ’la mücadelesi oluşturuyor. Trump attığı ilk tweet’te “Başkan olduğumda DEAŞ iyice vahşileşmişti. Şimdi DEAŞ büyük ölçüde mağlup olmuş durumda. Türkiye de dahil diğer yerel ülkeler kalanların kolaylıkla icabına bakabilir. Biz eve dönüyoruz” demişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmesinden sonra ise “Başkan Erdoğan, bana Suriye’deki DEAŞ kalıntılarını yok edeceği konusunda kuvvetli bir bilgi verdi. Kendisi bunu yapabilecek bir adam. Ayrıca Türkiye (Suriye’nin) kapı komşusu. Bizim askerlerimiz eve dönüyor” demişti.

Fırat Kalkanı’nda hiçbir ülkeden destek almadan DEAŞ’ı ağır yenilgiye uğrattık. Ancak Fırat’ın doğusunda DEAŞ’a karşı yapılacak olan bir operasyonda kara birliklerimizin YPG’nin de kontrol ettiği bölgeden geçmesi gerekiyor. Bunu hatırlatmam üzerine Çavuşoğlu, oldukça kararlı bir şekilde konuştu. “DEAŞ neredeyse biz oraya kadar gideriz” dedi.

Haberin Devamı

ERDOĞAN-PUTİN GÖRÜŞMESİ

Çavuşoğlu ile önümüzdeki günlere ilişkin programını konuştuk. “Rusya’ya gideceğim” dedi. Çok kısa bir süre sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan “Putin’le yüz yüze görüşeceğim” açıklaması geldi. Böylece birkaç gündür kafamı kurcalayan bir soru daha yanıt bulmuş oldu. Fırat’ın doğusuna Başkan Trump’la kaldığımız mutabakat üzerine gireceğiz. ABD ile girdiğimiz yeni ilişkiden Suriye’de en önemli müttefikimiz olan Rusya ile diyaloğumuz zarar görmemeli. Çünkü Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonlarını Rusya ile anlaşarak yaptık. Türkiye, Fırat’ın doğusuna yapacağı operasyonu sadece ABD ile koordine etmek yerine aynı zamanda Rusya ile de konuşarak yapmayı tercih ediyor. Yani Rusya’ya rağmen değil, Rusya’yla birlikte. Benim anladığım, Rusya da bu koordinasyonun bir yerinde olacak. Bu açıdan Erdoğan-Putin görüşmesi önemli. Bir adım ileri gidecek olursak, nasıl ki 14 Aralık’ta Erdoğan ile Trump arasındaki telefon görüşmesi ile bir dönüm noktası yaşandıysa, Erdoğan-Putin görüşmesi de “yeni Suriye süreci”nin kilometre taşlarından birini oluşturacak. 

 

Yazarın Tüm Yazıları