2008 için hayli kişisel planlar

BİR Bu yılbaşı yapamadım... Belki de "Henüz erken" diye düşündüm... Ama seneye yılbaşında muhakkak "Hindi olayı"na gireceğim. Acaba durumu meşru kılmak amacıyla Diyanet’ten "Yılbaşında hindi yemenin hükmü" konusunda fetva mı istesem? Yoksa Fehmi Koru’nun baş davetli olarak katılımının sağlanması durumu kurtarmaya yeter mi?

İKİ 2008 yılında herhangi bir yönetmenin, "Gel birader... Bir özel gösterim yapalım... Filmimizi izle" şeklindeki çağrısına uymayacağım...

ÜÇ Meslektaşlarımız arasında "hanut" tabir edilen ballı basın gezilerinden inşallah bu yıl da uzak durmayı başaracağım.

DÖRT Bendeki polemik merakının farkına varıp, beni polemiğe çekmek amacıyla "kıtır" atan köşe yazarı arkadaşlarıma not: 2008’de sazana gelmemeye çaba sarf edeceğimi bilmenizi isterim.

BEŞ Geçen gün çocukluğunda geçirdiği şenlikli yılbaşı törenlerini büyük bir iştahla yazan gazeteci Meral Tamer’e birlikte kitap yazma önerisi götüreceğim... Kitabın olası başlığı şöyle bir şey olabilir: "Süper muhafazakar muhitin oğlu ile ultra seküler ailenin kızı özel günlerle ilgili anılarını yazıyor."

ALTI
Öksüz kalan "Birinci Cumhuriyetçiler" için CHP Lideri Deniz Baykal’ın CHP Genel Merkezi’nde kahvaltı daveti vermesine yönelik yüreklendirmeler içine gireceğim... Acaba Nazlı Ilıcak Hanım, "Deniz Baykal ayrımcılık yapıyor" diye isyan eder mi?

YEDİ Geçen yıl "Göbeğini kaşıyan adam" tabirinden dolayı kendisini kıyasıya eleştirdiğim Bekir Coşkun’dan, "Yok artık Osman" lakaplı Osman Yağmurdereli nedeniyle bu yıl kesinlikle özür dileyecek ve "Haklıymışsınız Bekir Bey... Bazıları hakikaten göbeğini kaşırmış" diyeceğim...

SEKİZ Büyük İslam mütefekkiri ve "İslam’da küfür etmenin incelikleri" konusunda uzman Hasan Karakaya için "Hasan Huber’e neden davet edilmesin ki!" başlıklı bir kampanya düzenleyeceğim.

DOKUZ Dostlarını cep telefonlarından arayıp, kendilerini tanımadıkları için "Vicdansızlar... Ne çabuk unuttunuz beni... Ben Abdullah" diye takılan Sayın Cumhurbaşkanımızın, cepten beni arayıp, "Vicdansız! Nasıl yazıyorsun o yazıları" diyememesi için yeni yıla yeni bir cep numarasıyla gireceğim.

ON Her ne kadar yeni yılda da davet edilme ihtimalim sıfırın altında ise de... Sırf pastırmaya bayılan Eser Karakaş ve Mehmet Altan gibi "İkinci Cumhuriyetçiler"e gıcıklık olsun diye "Huber Köşkü kahvaltılarında pastırmaya son" kampanyası başlatacağım...

ON BİR Eğer ikna edebilirsem... Mazhar Alanson’la buluşup Reşat Nuri’nin "Miskinler Tekkesi" romanıyla ilgili olarak iki buçuk saatlik bir muhabbet çevireceğim...

ON İKİ Yeni yılda Şeysel Adaları’nda bol aryalı, bol kitaplı yalnız bir tatil planlıyorum... Bu arzumu Genel Yayın Yönetmeni ile konuşmamda fayda var galiba...

ON ÜÇ Yeni yılda "Müşerref ile Evren arasındaki 9 fark" ya da "Nihat Doğan Türkiye’nin yeni İbrahim Tatlıses’idir" başlıklı iki makale yazacağım...

ON DÖRT 2008’de ülkeyi terk edeceklerini söyleyerek dikkat çekebilecek olası isimler üzerinde çalışma yapacağım... Ön hazırlıklar açısından tahminlerim: Mesela dikkat çekmek için dilini bile çıkaran Hülya Avşar böyle bir çıkış yapabilir mi? Ya da Gülben Ergen "Atlas’ı da alıp gidiyorum buralardan" der mi?

ON BEŞ Yeni yılda "Ben bir imam-hatipliydim" başlıklı bir belgesel çalışmasına başlayacağım.

ON ALTI Belgesel olmazsa "Laik bir kız sevdim / İmam-hatiplisin diye vermediler" başlıklı bir roman kaleme alacağım... "Yeşil Kürşat Başar" ya da "Hacı Tuna Kiremitçi" olarak selamlanır mıyım? Sinan Çetin romanımı filme çekmeye kalkışır mı?

Yavuz Turgul’a neden kıl oluyorum

TÜRK sinemasında eli yüzü düzgün senaryo yokken...

Ortam ya "Maskeli Beşler" türünden şaklabanlıklara ya da "Demirkubuz / Nuri Bilge" ekolünün fazlasıyla "kişisel" filmlerine teslim olmuş durumdayken...

"İyi film" mum gibi aranırken...

Yavuz Turgul abimiz...

"Eh işte" ya da "Fena değil" diyebileceğimiz...

Kusurlarını görmezden gelebileceğimiz...

Birkaç eli yüzü düzgün filme imza atmış bir sinemacı olarak tebarüz etmiştir.

Ancak gelin görün ki...

Bu abimiz, kendisinde bir "Fellini potansiyeli" vehmetmektedir...

Sanatsal yaratıcılığın bin türlü azabıyla cebelleştiği izlenimini vermeye bayılmaktadır...

"Sinemanın büyücüsü" olduğuna dair sarsılmaz bir imana sahip gibi görünmektedir...

Röportaj vermemeler, kendisini geriye çekmeler, kasım kasım kasılmalar, bir gizem yaratma çabaları falan...

İşte ben bu nedenden dolayı Yavuz Turgul’a kıl olmaktayım...
Yazarın Tüm Yazıları