İmralı'da ilk sıradışı ziyaret

AŞAĞIDA vereceğim bilgi, bugüne kadar devlet arşivlerinde ‘çift ay’lı, yani çok gizli olarak tutulan bir bilgiydi.

Şenkal Atasagun’un müsteşarlık görevi yaptığı sırada üst düzey bir MİT yetkilisi, İmralı’ya giderek bölücü örgütün başı Abdullan Öcalan’la görüştü.

Bu, Türk devletinin, sorgulama sırasındakinin dışında bölücü örgüt lideriyle ilk temasıydı.

Bu buluşmanın en ilginç yanına gelince.

MİT adına bu görüşmeyi kim yaptı?

MİT’in bugünkü Müsteşarı Emre Taner.

Yani o görüşmeden sonra MİT Müsteşarlığı’na terfi etti.

Tam olarak teyit edemedim.

Ama Emre Taner, İmralı’da baş başa kaldıkları an Öcalan şunu söylemiş:

‘Bugüne kadar neredeydiniz?..’

* * *

Bu görüşmede neler konuşulduğunu tam olarak öğrenemedim.

Ama Öcalan’ın önemli bazı mesajlar verdiğini tahmin ediyorum.

Örgütüne direkt mesaj gönderme imkánının bulunmamasından şikáyet etmiş.

‘Mesajımı dağdaki adama neyle ileteceğim? Bir mektup yazmama bile izin verilmiyor’ demiş.

Emre Taner, İmralı’dan ilerisi için umut verici bazı izlenimlerle dönmüş.

Ya sonra...

Sonra, askeri yetkililer MİT’in İmralı ile ilişkisini kesmişler.

* * *

Öcalan
altı ay aradan sonra geçen hafta avukatlarıyla ilk defa görüştü.

İlk mesajını da bugünkü Hürriyet’te okuyacaksınız.

Ben Emre Taner’in İmralı’ya yaptığı bu ziyaretin, Barzani ile yaptığı görüşmeden çok daha önemli olduğuna inanıyorum.

Emre Taner, ilginç bir MİT mensubudur.

Neredeyse bütün kariyerini ‘Kürt meselesi’ üzerine yapmıştır.

Mesela, geçenlerde görüştüğü Barzani’yi çocukluğundan beri tanır.

Çünkü bundan 40 yıl önce Kuzey Irak’ta baba Barzani ile görüşürken, yanında oğlu da bulunuyordu.

O çocuk şimdi büyüdü ve Irak Kürt hareketinin başına geçti.

Yani Emre Taner’le hukukları eskiye dayanır.

Emre Taner, yakın çevresine sık sık ‘Ben Kürt meselesini Musa Anter’den öğrendim’ der.

Çünkü Anter’i bir MİT elemanı olarak izleyen kişilerden biridir. Dört kere tutuklanmasında rol oynamış, onu sorguya çekmiştir.

‘Anter’in öldürülmesinin çok yanlış bir şey olduğunu düşünen MİT mensuplarındandır.’

Kürt sorununa çok gerçekçi bir gözlükten bakar.

* * *

İmralı’da yaptığı görüşmeye dönmek istiyorum.

Bu görüşme, Öcalan’ın ‘sorgulanması’ çerçevesinde gerçekleşmiş bir buluşma değildi.

Yani bir teröristin sorgulanmasından öte bir anlam taşıyordu. O günkü MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun’un bilgisi dahilinde yapılmıştı.

Dolayısıyla başbakanlığın, yani devletin de haberi vardı.

Yakın geçmişteki bu olaylara bakınca, biraz riskli olmakla birlikte içimden şu soruyu sormak geçiyor:

O gün Öcalan’la ilişki kuran MİT; acaba örgütün dışarıdaki kısmı ile de ilişki kuramaz mı?

Tabii ki örgütün içinde MİT’in istihbarat elemanı vardır.

Benim kastettiğim, istihbarat toplama düzeyinde değil.

Örgütü dağdan inmeye, silahı bırakmaya ikna amacıyla bu iş yapılamaz mı?

Biliyorum bazı kızgın insanlar hemen, ‘Devlet, terör örgütünü muhatap kabul etmez’ diyecek.

Elbette etmez.

Ama dünyanın bütün istihbarat birimlerinin bir görevi de budur.

Geldiğimiz noktada ülke olarak amacımızı ve stratejimizi çok iyi tayin etmeliyiz.

* * *

Amacımız ne?

Türkiye’yi kan gölüne çevirme, ekonomimizi altüst etme, AB ile ilişkileri bozma pahasına tekrar silahlı bir çözüm yoluna mı gideceğiz?

Kimsenin kuşkusu olmasın.

Gidilir ve Türkiye bu savaşı bir kere daha kazanır.

Ama aynı sonuca, daha makul yollardan ulaşmak mümkünse onu neden denemeyelim?

Adı ‘Türkiye’ olan bu ülkede bütün insanları mutlu, barış içinde yaşatmanın her yolu denenmelidir diye düşünüyorum.

Devlet muhatap olmadan, bunu yapacak çok uygun insanlarımız da var.
Yazarın Tüm Yazıları