Anayasa Mahkemesi uzun tutukluluk rejimine ayar veriyor

ANAYASA Mahkemesi’nin (AYM) bireysel başvurular karşısında verdiği ihlal kararlarına ilişkin dünkü yazımız, masumiyet karinesi, makul sürede yargılanma, mahkemeye erişim ve yaşam hakkı alanlarındaki ihlalleri konu alıyordu.

Haberin Devamı

AYM’nin web sitesinde yer alan ihlal kararlarından dördü ise Türk kamuoyunda rahatsızlık konusu olan, ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye’yi sıkça mahkûm etmesine yol açan “uzun tutukluluk” sorununu ilgilendiriyor. Bu kararlardan üçü geçen temmuz ayının başında, sonuncusu ise bir ay önce alınmış. (Balbay kararına ilişkin gerekçeli metin web sitesine dün akşam konduğu için bu yazıda değerlendirilmedi.)

***

Uzun tutuklulukla ilgili bu dört kararın başlıca yönlerini şöyle özetleyebiliriz:
Ramazan Aras (2012/239), Duran Döner (2012/521), Savaş Çetinkaya (2012/1303) ve Murat Narman (2012/1137) kararlarının ortak özelliği, “Kanunda öngörülen azami tutukluluk süresinin aşılması” nedeniyle verilmiş olmasıdır. Başvurucular, çoğunlukla suç amaçlı örgüt kurmak gibi suçlamalarla tutuklanmış şahsiyetler.
AYM, bu şikâyetlerle ilgili kararlarını verirken, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun iki yıl olarak düzenlediği azami tutukluluk süresinin ağır cezalık suçlarda birer yıllık uzatmalarla “en çok beş yıla kadar çıkabileceği” şeklindeki hükmünden yola çıkmıştır. Sanıkların dosyalarına bakıldığında, haklarında mahkeme tarafından hüküm verilmeden önce tutuklulukta geçirdikleri sürenin beş yıl sınırını aştığı ortaya çıkıyor.
AYM, bu dosyalarda Anayasa’nın “Kişi hürriyeti ve güvenliği”ne ilişkin 19’uncu maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde tutuklamanın “kanunilik şartının karşılanmadığına” hükmetmiştir.

***

Anayasa Mahkemesi açısından beş yıl sınırı, tutukluluktaki tek ölçüt değildir. AYM, ayrıca sanığın tutuklu olarak alıkonduğu sürenin “makul olması” koşulunu da arıyor.
Makul süreden neyi anlamalıyız?
Kararlara baktığımızda, mahkemenin dosyada beş yıllık süre sınırının yanı sıra, “tutuklama gerekçelerinin hukuka uygunluğu, tutuklamanın meşruluğunu haklı gösterecek özen ve içerikte olup olmadığı” gibi unsurları da incelediğini görüyoruz.
Örneğin 21 Kasım 2013 tarihli Savaş Çetinkaya kararında, AYM, tutuklama kararının gerekçelerini inceledikten sonra bunların gerekli “özen ve içerikte olmadığı” ve “tekrar niteliği” taşıdığı sonucuna varmış ve ardından şu saptamayı yapmıştır:
“Somut olaydaki tutukluluk halinin devamına ilişkin bu gerekçelerin ilgili ve yeterli olduğu söylenemez. İlgili ve yeterli olmayan gerekçelere dayanılarak başvurucunun özgürlüğünden beş yılı hayli aşan bir süre boyunca mahrum bırakıldığı dikkate alındığında, tutukluluk süresinin makul olduğu söylenemez.”
AYM, bu çerçevede Anayasa’nın yine 19’uncu maddesinin bu kez “Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır” şeklindeki yedinci fıkrasından da ihlal vermiştir.
Benzer şekilde, Ramazan Aras kararında da süreaşımına ek olarak “makul süre”den dolayı ikinci bir ihlal daha verilmiştir.

***

Aslında AYM’nin bireysel başvurular çerçevesinde aldığı bu dört kararı, 4 Temmuz 2013 tarihinde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) uzun tutukluluk sürelerini ilgilendiren bir maddesini iptal etmesiyle ilgili kararıyla bütünlük içinde değerlendirmek gerekiyor.
Bilindiği gibi, 2004 yılında yeni CMK TBMM’den geçirilirken son anda yapılan bir eklemeyle, tutuklulukta beş yıl üst sınırının “devletin güvenliği, anayasal düzen, milli savunmaya karşı suçlar ve devlet sırlarıyla ilgili suçlar” söz konusu olduğunda “iki katına çıkarılabileceği” hükmü getirilmişti. Bu düzenleme, pek çok suç kategorisinde beş yıl sınırını on yıla çıkarıyordu. Bir başka anlatımla, suçlanan kişilerin haklarında bir hüküm olmadan 10 yıl hapiste tutulabilmeleri mümkün olabiliyordu.
AYM, geçen yaz CMK’nın tepki yaratan bu hükmünü iptal etmiş, tutukluluk için bütün suçlarda “en çok beş yıl” standardını getirmiştir. AYM’nin bireysel başvurular kararlarıyla söz konusu iptal kararı aynı doğrultuyu gösteriyor.
AYM’nin bu başlıktaki içtihadı yerleşirken, bundan sonraki aşamada sorun daha çok mahkemelerdeki uygulamada beliriyor. Çünkü AYM’nin uzun tutuklulukla ilgili kararları karşısında birinci derece mahkemelerde farklı tutumlar sergileniyor.
Örneğin, AYM’nin şikâyetini haklı bulduğu Savaş Çetinkaya önceki gün İstanbul’daki 12’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından serbest bırakılmıştır. Buna karşılık Murat Narman’ın avukatının, AYM’den almayı başardığı ihlal kararına dayanarak yaptığı tutukluluğun kaldırılması talebi, geçen ay 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından geri çevrilmiştir.

Yazarın Tüm Yazıları