İstifa bir taktik midir

CHP Genel Başkanlığı’ndan istifasını açıklayan Deniz Baykal, ilk önce onurlu bir davranışta bulunmuştur.

Kendisine düşen görevi yerine getirmiştir. ‘Komplo’ iddiası da doğrudur.

Haberin Devamı

Bunun peşini bırakmayacağını söylemekle de doğru yapmıştır.
MYK’da da bunu söylüyor Baykal.
Ama bir sözüne dikkat etmek gerekiyor: “Vereceğiniz göreve hazırım.” Sonradan Kurultay’a da gelmeyeceğini bildiriyor.
İstifaya saygı duyulur ama Genel Merkez’dekiler, böyle bir olayı kabullenebilecekler mi?
Tabii ki hayır!
‘Organizasyon’ zaten hemen ortaya çıkmıştır. Yandaşlar dört günden beri telefon ediyorlar; il başkanlarını Ankara’ya toplamak için... Ağlıyorlar, feryat ediyorlar.
Bir PM üyesi “Çocukluğumda babamı kaybetmiştim, bugün o yetimliği yaşıyorum” diyebiliyor.
Baykal istifa etmeyebilir miydi? Bu sorunun yanıtı ‘hayır’dır. Çünkü kasetin ikinci bölümü ‘tehdit’ olarak ortada duruyor.

‘Sensiz olmuyor’

1999 yılını unutmamak gerekiyor.Parti baraj altında kalmış, Baykal istifa etmişti. Bugünkü gibi tümüyle ‘tek ses tek nefes’ değildi parti.
O zaman iyi veya kötü bir parti içi muhalefet vardı. Bu isimleri Ertuğrul Günay, Hikmet Çetin, Hasan Fehmi Güneş, Fikri Sağlar, Altan Öymen, Ercan Karakaş, Prof. Hurşit Güneş, Bedri Baykam, Mehmet Moğultay, Tarhan Erdem, Seyfi Oktay, Erol Çevikçe, Erol Tuncer, Zülfi Livaneli, İsmail Cem, Celal Doğan, Sefa Sirmen, Onur Kumbaracıbaşı Murat Karayalçın olarak hatırlıyoruz. (O zaman son anda yapılan ittifaklardan söz etmiyoruz.) Adnan Keskin de Genel Sekreter’di. (Daha sonra Kemal Derviş’in çekip gittiğini de hatırlamak gerekiyor.) Bugün bu isimlerden kaç kişi partide? Karayalçın, H. Güneş, B. Baykam, Livaneli... Bugün bu gücü kullanacak muhalefet kadroları iki elin parmağı kadar bile yok. CHP baraj altında kalmış, endişeler yaşanıyordu. Baykal o zaman görevden ayrıldığında Kurultay’a katılmayacağını söylemişti.
Nitekim gitmedi.
O kurultayda hatırlanır:
Baykal’ın resimleri mi parçalanmadı, yuhlar mı çekilmedi.
Baykal’ın partiye dönme niyeti yoktu. Ama ‘belediyeci’ takım başta olmak üzere yandaş isimler kendisini rahat bırakmadılar.
“Gel” dediler; “Sensiz olmuyor.” 14 ay sonra Baykal partinin başına yine döndü, Altan Öymen’den koltuğu aldı.
Erol Çevikçe, Baykal’a şöyle demişti: “Bizi kontrpiyede bıraktın.”
Bugün de öyle olabilir.

Haberin Devamı

Alternatif isimler kimler?

Haberin Devamı

CHP’nin ‘ağır abileri’ ile konuşuyoruz.
- Baykal, partinin başında kalmaya devam edebilir miydi?
- Zordu, kasetin devamı bir tehditti. Ama ‘ağlayanları’ izleyin.
- 1999’da Baykal istifa ettiğinde yerine ‘vekil’ kim seçilmişti?
- Bugün olduğu gibi o zaman da Cevdet Selvi.
- CHP’de Baykal’ın yerine ‘geçici’ alternatif isimler kimler?
- Üç isim gözüküyor. Kemal Kılıçdaroğlu, Faik Öztrak ve Gürsel Tekin.
- Tekin konuşuyor, iki isimden ses çıkmıyor.
- Doğru yapıyorlar. Durumu Gürsel Tekin şekillendirecekmiş gibi gözüküyor. Performansıyla parti bütünlüğünden yana ve Deniz Baykal’a yakın bir isim.
- Bu isimlere karşı çıkılırsa...
- Yapılacak hesaplar başka olabilir.
- Ne gibi?..
BAYKAL ve PAZARLIK
- Genel Merkez ve milletvekilleri ‘Bizim Deniz Bey’den başka bir seçeneğimiz yok’ diyebilirler. (İstifadan 3 saat sonra başlandı zaten.) Baykal’ın konuşmasının satır aralarını iyi okumak lazım. ‘Bensiz olmaz, ben her türlü pazarlığa açığım’ demek istiyor. Belki kurultayda başka aday da çıkmaz. Fethullah Gülen’den mesaj gelmesi de dikkat çekicidir. Türkiye’nin sorunu kaset değildir; sorun Türkiye’nin kötü yönetilmesidir. Oyların dağılması, bir yerde toplanamaması da siyasi çarpıklığın bir nedenidir.
- Baykal ve kaset...
- Tek sebep hiçbir zaman Baykal değildir. Asıl şimdi iktidarın sınavı başlamıştır.
- Nasıl yani?
- Kaset ve suikast iddiası... İktidar, CHP Kurultayı’na kadar bu iki olayı ortaya çıkartmak zorundadır. Yoksa ‘komplo’ iddialarına karşı seyirci kalmış olacaktır.

Haberin Devamı

‘Erdoğan’sız AKP Baykal’sız CHP

VERSO’nun sahibi Erhan Göksel, Ergenekon’dan 4 gün gözaltına alınıp bütün teknolojik altyapısına, bilgisayarlarına ve veri bankasına el konulması üzerine geçim sağlamak üzere yılbaşında ABD’ye giderken bize “Abromowitch ve Brzezeski’nin Başbakan Erdoğan’ı gözden çıkarttıklarını, önümüzdeki seçimlerde tek başına iktidar olamayacağı için ‘Tayyip’siz bir AKP ile Baykal’sız bir CHP koalisyonu’ istediklerini” söylemiş ve şunu eklemişti: “Amerikan zaten güçsüz iktidar koalisyonları ile dünyayı yönetir.”
OBAMA’DAN ‘ONE MİNUTE’
Başbakan Erdoğan’ın bir önceki ABD gezisinde Obama’nın, Oval Ofis’te Erdoğan’a ‘One minute’ dediğini” anlatan Göksel’e göre bunun nedeni “Obama’nın TBMM’de yaptığı konuşmada, Başbakan’dan istediği 1- Ermenistan sınır kapısı, 2- Heybeliada Ruhban Okulu, 3- Türk limanlarının Güney Kıbrıs’a açılmasını, 4- Kürt açılımının devam etmesi...”ni istemesiydi.
- Erhan Göksel’i dün aradık; bunları doğruladı ve şunu söyledi:
“İp son nisan ayındaki Erdoğan’ın Obama görüşmesinde koptu. Tayyip Erdoğan, Obama’ya İran konusunda aynen şu cümleyi ifade etmiş: ”İran’da biz stratejik ortaklığa gidiyoruz.”
Fethullahçıları ve Gül’ü iyi izlemek gerekiyor.

Yazarın Tüm Yazıları