Yatakta poz ver, barda izlesinler

Otel odandan içeri girdin. Bembeyaz yatağına boylu boyunca uzandın.

Haberin Devamı

Karşındaki duvara o klasik plazmalar filan yerine koca bir iMac yerleştirdiklerini gördün. Tabii ki merak edip açtın.
Tamam, film-televizyon-ıvır zıvırı izleyebiliyormuşsun.
Ama o da ne? Ekranda deniliyor ki, “iMac’le kendi fotoğrafını çek, seni herkes görsün”.
Nerede? Otelin barına koyulmuş ekranlarda.
Önceki örneklere bakıyorsun, yani daha önce senin gibi odada kalmış diğer müşterilerin çektiklerine...
Herkes binbir türlü numara çekmiş.
Yatağın üzerinde eğlenceli, seksi, saçma pozlar vermiş. Evet, şimdi sıra sende.
Zorlama yok, istersen tabii...
İyi de kayıtsız kalabilecek misin acaba?
Yüzünü herkese teşhir etmek istemezsin diye işini kolaylaştırmış ve duvara iki tane de maske koymuşlar.
Çizgi film karakterlerinin maskeleri.
Yani Bugs Bunny, Batman maskesini yüzüne geçirip pozunu verebilirsin.
Yeter ki kendini paylaş, dolaşıma sun, saklanma. Ki odanda neler yaptığına dair fanteziler kurabilelim...
ORASI NERESİ?
Burası, şu son beş-altı günlük mini kaybolmam sırasında kaldığım otellerden en ilginç olanı, Marsilya’daki Mama Shelter.
Bir tür çevrimiçi otel Facebook’u olarak tanımlayabileceğim esprili uygulamaları ise artık otellerin de interaktif dünyaya/sosyal medyaya kayıtsız kalamayacağının şahane bir örneği.
Öyle ki, Mama Shelter’ın barına oturup bir kadeh içki yuvarlarken hemen arkandaki ekrana takılıp bakmaman imkansız.
Nitekim takılıyor ve eski-yeni tüm otel müşterilerinin yatak pozlarını arka arkaya izleyebiliyorsun!
Elbette fazla çıplak fotoğrafları mutlaka sansürlüyorlardır.
Lakin amaç zaten en ilginç pozu vermek.
O ilginç pozlarla dikkat çekmek...
Zaten bu çağda herkesin esas derdi bu değil mi?
İnsanlar artık o kadar birbirine benziyor ki; bir adım öne geçmek, daha orijinal olmak uğruna hepimiz her şeyi yapabiliriz...

Haberin Devamı

Benim pozum da bu

Çok ilginç olamadım maalesef.
Sadece Bugs Bunny maskesini yüzüme geçirdim ve şak şak çektim.
Aslında en ilginç ve faydalı poz şu olurdu herhalde:
Eline tutuşturduğun bir kağıda tüm iletişim bilgilerini yazmak!
Böylece otelin barında seni görüp beğenenler anında ulaşır, kısmet kapıların ardına kadar açılırdı, fena mı?
Bunu yapan da çıkacaktır elbet. Yakındır... Hatta Mama Shelter’daki bu uygulamanın bir tık ötesi şu bile olabilir:
Odalara yerleştirilen kameralara kendini anlatmak ve otelin barında seni izleyenlere kısa mesajlar vermek...
İster “Yalnızlıktan geberiyorum” diye itirafta bulun, ister “Odamda çok sıkıldım, kafa birileri var mı aranızda” diye davetkar bir mesaj yolla... Olur mu olur.
Çağın interaktif damarı otellere de sıçradığına göre her şey makbuldür...

Haberin Devamı

Yüksel Aytuğ olayı

Aslında Marsilya’dan, Provence bağlarından, hatta Berlin’den filan bahsedecektim, ama memleket kaynayan kazan.
Kazana dalmadan olmaz. Bu yüzden diğer gördüklerimin kompozisyona dökülmüş hali pazartesiye kaldı.
Gelelim Yüksel Aytuğ olayına...
İşte konu hakkındaki engin görüşlerim:
-Aytuğ’a kadınlar haklı olarak çok
kızdı ya.
Bence o yazıdan sonra Mor Çatı ya da ona benzer bir kadın kuruluşunda altı ay çalışsın Aytuğ.
Hem kendini affettirsin hem de köşesinde bahsettiği “kadınlık” tezleri hakkında uzun uzun saha çalışması yapmış olur...
-Aytuğ kendine kadın asistanlar tutsun. Her biri farklı fiziksel özellikte ve meslekteki asistanlarına yazılarını önceden okutsun, tepkilerine baksın.
“Analık, bereket, memeler” kelimelerinin geçtiği cümleleri asistanları baskıdan evvel yüksek sesle kendisine bir kez daha okusun. Koro halinde... Ne olur ne olmaz diye...

Yazarın Tüm Yazıları