Yalçın Bayer: Utanç anıtları

Yalçın BAYER
Haberin Devamı

Hürriyet'in Ege ilavesinde (5.11.1999) bu başlıkla yazılan haberi okuyunca, ne zamandır içime dert olan, beni ve tüm İzmirliler'i üzen, hatta sinir eden olay karşısında daha fazla tepkisiz kalamazdım.

Yıllardır bu inşaatların cefasını çekiyoruz. Ha bugün bitecek, ha yarın. Yıllar geçti; şimdi de SİT konusu çıktı. Bu inşaatların paralarını yöneticiler kendi ceplerinden mi ödüyorlar? Eğer öyleyse bırakın yarım kalsın, beni hiç rahatsız etmez... Yok eğer parasını ben ödüyorsam, o zaman hiçbir kimse ve kuruluş benim ve İzmirlimin parasını bu şekilde sokağa dökemez.

Dün SİT alanı değilken birdenbire nasıl oluyor? Farz edelim ki SİT alanı, bu inşaatlar başlamadan önce bir sürü aşamadan geçiyor, bunlar bir şekilde basında çıkıyor. İhaleler aylar sürüyor. Bu muhaliflerin, inşaat başlayıp yarısı bitene kadar akılları nerede? Anlaşılan ödenen trilyonlarda onların payı yok veya paraları çok iyi sokağa dökebiliyorlar, önemsemiyorlar.

Kaldı ki İzmir'in bu yollara ihtiyacı var. Bu Hürriyet Ege'de gayet açık olarak belirtilmiş. Önerim, inşaat bir an önce başlayıp bitirilmeli.

Bu konuda bütün İzmirliler'i birlik olmaya çağırıyorum.

Ertap ALTUNKAYNAK-İZMİR

ÖZÜRLÜ bir çocuk annesiyim, bir devlet dairesinde kamu personeli olarak çalışmaktayım. Eşim, sigorta emeklisi, ben çocuğumu bakmakla yükümlüyüm. Ancak emekli olursam çocuğumun bakımı otomatikman eşimin üstüne geçiyor. Bu durumda birçok şeyden mahrum kalıyorum ve emekli olamıyorum. Çünkü sigortanın durumunu size anlatmaya gerek yok. Çocuğum sürekli kontrol altında ve özel eğitim almak zorunda. Emekli Sandığı bunları karşılamakta, ama neden emekli olursam her şey sona eriyor? Elmas DOĞAN-ANKARA

Vah benim ülkem vah...

Gençlerden ders

ATV'ye... Ali Kırca'nın 'Siyaset Meydanı'ndaki gençlere aferin diyorum. Türkiye Cumhuriyeti'ni 2. Cumhuriyetçilere karşı nasıl savunduğunuzu herkes gördü. Mustafa Kemal'in, cumhuriyetimizi gençlere emanet ederken ne kadar haklı olduğunu gösterdiniz. Bu program yeniden yayımlanmalıdır ki bazı şeyler daha iyi görülsün.

(Kemal TERS-İSTANBUL)

BENİM ülkem neyin eksik; toprağın bereketli, doğal kaynakların sınırsız, her yanın deniz.

Sen cömerttin, yemyeşildin, masmaviydin. Mis gibi kokardın, besledin bağrında bizleri.

Şimdi ne oldu sana? Sen aç, susuz, çıplak mı kaldın? Seni kimler bu hale getirdi?

Sen esirgemeden sunarken tüm varlığını tükendin mi? Seni kimler bitirdi güzel ülkem.

Küskünsün artık; karasabanlarıyla seni işleyen, terleriyle sulayan, senin varlığını yüceltmek için didinen insanların yok? Onların yerini seni tüketmek için yarışan insanlar aldı.

Haklısın, insan insan olmayınca vermenin, verebilmenin de bir sınırı var.

Emeğin yerini kapkaççılık, sevgi-saygının yerini ahlaksızlık, riya aldı. Artık bağrındaki insanlar para, şöhret peşinde; ne seni, ne de diğer insanları görmez durumdalar.

Sen hep verdin, bu yönünde mesajların vardı iyiliğe, paylaşmaya, kardeşçe, dostça yaşamaya dair.

Paylaşan, yardımlaşan, dostça, kardeşçe yaşayan insanların da vardı. En önemlisi insanlarını hakça idare eden insanların vardı.

Şimdilerde rabbena hep bana diyenler var. Çıkarcılar var, ayrımcılık var hizipçilik, düşmanlık, kıyım var. Bireysel yaşam var. Ruhu uçup gittiği halde yaşayan, yöneten insanlar var.

Seninle olup, seni koruyup kollamaya çalışanlar köle oldular. Can derdine düştüler, çoluk çocuklarına bakabilme uğruna ayak uydurdular düzene. Sen küskün, seni sevenler küskün.

Benim ülkem diyebilmeyi isterdim; her şey düzelecek, ama ne mümkün. Kural yok, sistem yok, adalet yok, politika yok, emeğe, eğitime saygı yok, paylaşma, yardımlaşma, acı ve kedere ortak olma yok. Artık sana, bayrağıma, örf ve geleneklerine sahip olabilecek insanların da yok.

Para var, nüfuz var, ezmek var, tüm değerlerini yitirmiş dini dahi istismar edebilen insanların var. Sen direnebildiğin ölçüde seninle yaşamını ezik olarak sürdürecek insanların belki bir gün diye ümit ediyor.

ÊCaner ACUNAZ

Hatay-İZMİR

İLKSAN ve

Toptan...

KÖKSAL Toptan, Demirel'in ‘‘Verdimse verdim' dediği İLKSAN skandalında, söz konusu 300 milyarın verilmesine imza atmamakla övünen Milli Eğitim Bakanı'ydı. Belki bugünleri düşündüğünden 'Baba'nın baskısından kurtulmak için yurtdışına gitmiş, kararnameyi de bakanlığına vekálet eden Mehmet Ali Yılmaz imzalamıştı. Sonra da ‘‘İLKSAN'da benim heykelim dikilir. Milli Eğitim Bakanı olarak direndiğim için ödenek Maliye'den çıkarıldı’’ diye övünmüştü Toptan.

Toptan, liderlik yarısına başladığının ilk günü konuk olduğu Mehmet Ali Yılmaz'ın kızının İstanbul'daki düğününde bunları biraz düşünmüş müdür acaba?

Sporcuya teşvik

SPOR Bakanı Fikret Ünlü'ye... Yıllar yılı bir dördüncülük madalyası bile görmediğimiz zamanlarda yurtdışında nasıl ezildiğimizi, üzüldüğümüzü biliriz. Almanlar biz Türkler ile dalga geçip alay ederlerdi. Futbol yok, atletizm, boks, yüzme yok. Eskiden biraz güreş vardı. O günleri unutmadık.

Türk sporunun bu onur kırıcı durumuna, hiçbir menfaaat gözetmeden, sırf Türk güreşinin kırılan onurunu kurtarmak için eski Olimpiyat Şampiyonumuz Sayın Ahmet Ayık ortaya çıktı da güreşte biraz altın gördük. Bu küçümsenecek bir durum mu? Altını alıp İstiklal Marşımızı dünyaya duyuran o güreşçilerin ellerinden öpmeli. Onlara birer değil, 10'ar ev verilse hakları ödenemez.

Siz ‘sporcu para için spor yapmaz’ diyorsunuz. Hangi devirde yaşıyoruz. Aç ayı oynamaz. Bu cevherlerin kıymetini bilelim, yurtdışına kaçırmayalım.

Sayın Bakan... Ya Sinan Şamil Sam'a ne diyelim? Türkiye boksta dünya şampiyonluğunu ne zaman gördü? Lütfen sporun dünyadaki etkisini anlayın ve bu cevherleri teşvik edici ne lazımsa yapın.

Erol ERGÜNEŞ-BANDIRMA



Yazarın Tüm Yazıları