"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Yalçın Bayer: 'Sıcak ortam'da dayak yemek!..

Yalçın BAYER

29 yaşında mühendisim. Nişanlım da bilgisayar işletmeni. 4 Temmuz günü birlikte Ankara Kızılay'da iyi bir mekán diye bildiğimiz ve sıkça uğradığımız Melbo Restaurant'a gittik. Evlilik için gün almıştık, kutlayacaktık. Bir şeyler yedik, içtik, sonra müzik başladı. Dans pistinde dans etmeye başladık nişanlımla... Daha sonra nişanlım yoruldu ve masaya geri döndü, ben biraz daha dans edip oturacaktım. Aniden birisi bana ters ters bakarak 'Yanımdaki kıza niye bakıyorsun?' dedi. Aramızda tartışma çıktı. Sonra arkamda 7-8 bodyguard belirdi ve beni bir odaya sürüklediler. Hakaretler ettiler, tartakladılar. Nişanlım da beni ararken odanın açık kapısından olayı gördü ve bağırarak beni bırakmalarını istedi. Ona da 'Sus lan' gibi kaba sözlerle hakaret ettiler. Güya başkalarının karılarına bakmışım. Hem de nişanlımla, evliliğe bir adım daha yaklaşmamızı kutlarken...

ODTÜ mezunu aydın bir mühendis olarak nişanlımın yanında küçük düşürülmüştüm. Neden, peki benimle 'Yanımdaki kıza bakıyorsun' diye tartışan kişi sorgulanmamıştı... Çünkü o kişi 60-70 kişilik bir düğün grubu masasından biriydi ve onlar çok fazla hesap ödeyeceklerdi; biz ise iki kişi... Kredi kartımı verdim, hesabı aldılar. Oradan ayrılırken de hakaretler yağdırıyorlardı. Ağzında pipoyla duran müdür de arkamızdan alaycı alaycı bakıyordu. Çıktıktan sonra polise şikáyet edecektim. Fakat nişanlım engel oldu; ‘‘Burası Türkiye, onlara hiçbir şey yapmazlar, onlarla uğraşılmaz’’ dedi. Doğru ya dedim, vazgeçtim. Eve geldiğimde kollarımı o kadar sıkmışlar ki, beni tartaklarken, kollarım mosmordu.

Gazetelere ilan vererek ‘‘Sizleri sıcak ortamımıza bekliyoruz’’ diye yalan söyleyen bu insancıklara haddini ancak basın yoluyla sizlerin bildireceğini sanıyorum. Ayrıca Melbo denilen yerin de ünlü Meltem Doğanay'a ait olduğunu duydum. Lütfen incinen gururum için yazımı yayınlayın.

A.Ç.- ANKARA

Yatırdığım param KKTC'de çıktı

BATIK bankalardaki paraların 12.7.1999'dan itibaren ödeneceği duyurulmuştu. Bu habere benim durumumda olan arkadaşlar gibi çok sevindim. Ancak bu sevincim sadece 2 saat kadar sürdü, şoke oldum. Nedeni ise Marmarabank, batmadan önce bizim paralarımızı Kıbrıs'a göndermiş, dolayısıyla devlet bize diğer vatandaşlar gibi paralarımızı geri ödemeyecekmiş. Bunu anlamış değilim. Ben paramı Marmarabank İstanbul'a teslim ettim; Kıbrıs'a değil... Eğer devlet bunca yıldan sonra vatandaşını düşünüp bir iyilik yapacak ise neden bizler çifte vatandaşlık muamelesi görüyor; Merkez Bankası paramızı ödenmiyor. Benim gibi de çok kişi varmış...

Ben bir yıl önce eşimi kanser hastalığından kaybetmiş, 2 çocuklu bir bayanım. Sonuçta iki tane okuyan çocuğumun haklarını nasıl arayabilirim?

(Tel: 0542-423 15 45)

Dilek OSKAY-İSTANBUL

Niyet gerek

ORGANİZE Suçlar ve Kaçakçılık Daire Başkanı Emin Aslan'a... 7.6.1999'da 'Mercedes uçar gider' yazımızda, size bazı ipuçları vermiştik.

Offenbach'taki Alman kriminal polis yetkilisi Herr Endres, Türkiye'ye kaçak sokulan 2800 Mercedes'in -bu sadece bir bölümü- sahte faturalarının masasında olduğunu ancak Türkiye'den bugüne kadar bilgi ve belge istenmediğini belirtiyor.

Siz hep Almanya'dan belge gelmiyor diyordunuz. İşte size kanıt.

İsteyin bakalım gelecek mi, gelmeyecek mi?

ADANA'dan bir okurumuz sesleniyor: ‘‘Karayolları'nın sadece bir tek muayene istasyonu vardır. Araç muayenesi için saatlerce kuyrukta beklemek istemeyen araç sahipleri ise dahiyane bir buluşla(!) yalnızca ruhsatlarını göndererek bu sorunu çözmüşlerdir. Bu gelenek yıllarca sürüp gitmektedir. Ne güzel değil mi?’’

ANKARA'dan Ülkü Girginkoç'a... Hoşdere'deki ‘‘Çankaya Doktorlar Grubu’’ ile ilgili yakınmanızı içeren faksınız okunmuyor. Faksını yineleyip telefonunuzu da iletir misiniz?

ÖDEMİŞ'ten bir grup okurumuz; Kaymakam Erkan Işılgan'a çağrıda bulunuyor: Gölcük beldesine adını veren 'Gölcük Gölü' ile lütfen ilgilenin. Su seviyesi azalıyor, kirlilik her gün artıyor. Duyarsız insanlarımızı uyarın; bu göl bize lazım.



X