"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Vicdan sizi takip edecek

KLAVYENİZİN başına geçiyorsunuz, okuduğunuz bir kitabı, dinlediğiniz bir müziği, izlediğiniz bir filmi ve düşündürdüklerini veya dünyadaki güzellikleri anlatma isteği derinlerden sizi sarıyor ama kıyımlar, akan kanlar birden bu duygularınızı vicdana dönüştürüyor.

Yazıların çok ötesinde bir fotoğraf, yazacağınızı, yaşayacağınızı değiştiriyor. Küresel anlamda bir yakınma mı bu?
Önce barut kokusunun solunduğu Ortadoğu’yu düşünüyorsunuz. Komşunuzdan gelen, zaman zaman sizin evinize de sıçrayan öldürme haberleri sizi yaşamaktan utandırıyor.
Yirmi yılı geçti Bosna-Hersek’te yaşanan savaşın insanoğlu üzerindeki etkisi hâlâ yaşıyor. Sartre’ı anarak söyleyelim “Mezarsız Ölüler” yaşayanlardan çok gözümüzün önünde, belleğimizin derin köşelerinde.
Daha Afganistan’daki kızın yüzünü unutmadan, Suriye’de genç bir kızın ölüsünü görüyorsunuz.
Antoine de Saint-Exupéry, bir savaş pilotu olarak gördüğü ölülerde en çok çocuklara acıyordu.
Evlat acısının ateşi sönmez. Ya babasız-anasız kalan çocuklar.
Bosna-Hersek Savaşı’nın ardından yaşayanlar, gerçekten yaşıyorlar mı? Kadınlar, çocuklar bu travmayı atlatabilirler mi? Savaş suçlularının cezası bir teselli midir? Hayır. Çoğu zaman komşular bakarlar ama müdahale etmezler. Bölünen Yugoslavya’nın öncesini bilenler, görenler bunu daha derinden, daha yaralayıcı biçimde hissederler. ‘Milenyum’un başında Irak’ta yaşananlar tazeliğini korumak bir yana, hâlâ devam ediyor!
Mısır’da, Suriye’de hemen yanı başımızda yaşananlar bunların kılık değiştirmiş hali, o kadar!

***

İNSANOĞLU iki büyük savaş geçirdi.
Birinci Dünya Savaşı, İkinci Dünya Savaşı.
Onu yaşayanlar unutabilir mi? O kuşaklar en yakınlarını kaybettiler. Babasız, anasız çocuklara ne oldu?
Savaşların sebeplerini sınıflamak gerekiyor.
Kurtuluş savaşları meşru müdafaa’ya girer, ama onun dışında bir dine mensup olanın, bir mezhebi benimsemiş olanların, siyasal inancı saplantıya dönüştürenlerin savaşlarını kazansalar da yıllar sonra vicdanları onları yargılayacak. Yaptıkları vicdan süzgecinden geçince, hiç kuşkum yok utanacaklar.
Savaş insanın en eşitsiz halidir. En adaletsiz cezalandırmadır.
Vicdan, gün gelir sizi yargılar. Onun da olmadığı yerde ‘insaf’ gerekir!
Bunu sadece büyük savaşlar için söylemiyorum, protestolarda öldürülen çocuklardan, kitlesel öldürmelere kadar her şeyi kapladığını savunuyorum.
Hep şöyle düşünmüşümdür.
Politikacılar, toplumsal hareketin öncüleri, her düşüncenin fanatikleri, savaşlara, insan onuruna dair bir tarih kitabı okumadılar mı? Romancısından şairine, müzikçisinden ressamına, sinema yönetmenine, tiyatrocusuna kadar savaşı, kıyımları lanetleyen eserleri görmediler mi? Okumadılar mı, dinlemediler mi, seyretmediler mi?
Hiç mi ders almadılar!
Savaşın bitiminden sonra insanların psikolojilerinin düzelmediğini, yıkıcı travmalardan kurtulamadıklarını hiç mi bilmezler!

***

ACININ tarihi en etkileyici, en kalıcı biçimde sanattan öğrenilir.
Hafta sonu, yaşananlara bir de böyle bakmanızı öneriyorum. Bir gün vicdanınızın peşinize düşeceğini bilerek hareket edin!

X