"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Velev ki çapulcuyuz!

BEN neredeyim?

Biber gazının havada uçuştuğu, insanların kaçıştığı Taksim Meydanı gerçekten burası mı?
Burası karnaval yeri...
Rock’n roll konseri gibi...
Gezi Parkı desen...
“Pardon geçebilir miyim?” demeden giremiyorsun bile, o kadar kalabalık...
Şahane bir kalabalık.
Gidin, görün./images/100/0x0/55ea142df018fbb8f86a00e6

ÖZGÜRLÜKLER PARKI

Hepimize hayırlı olsun!
Taksim Gezi Parkı olmuş “Özgürlükler Parkı”.
O tüm alan, meydan ve park, iğne atsan yere düşmüyor.
Binlerce genç.
Eylemin başından beri bu dördüncü gidişim.
Bu sefer farklı bir gözle bakıyorum
Tanımaya, anlamaya çalışıyorum, “Kim bu gençler?”
Konuşuyorum, röportajlar yapıyorum.

BAŞKA GENÇLER

Artık “generation y” mı dersiniz, “90 kuşağı” mı, size kalmış...
Ama farklı bir kuşak olduğu kesin.
19-20 yaşlarında bir topluluk.
Liseli ve üniversiteliler başı çekiyor.
İçlerinde beyaz Türkler de var ve azımsanamayacak kadar çok.
O çocuklardan 40-50 yaş büyüklerin onları anlayabilmesi, kodlarını çözebilmesi çok zor.
Kanat Atkaya’nın dediği gibi “Marjinal filan değiller, orjinaller!”
O yüzden bizim siyasiler onları çözemiyorlar, anlayamıyorlar.
Bu şortlu, bermudalı kızlar, genç oğlanlar bizim tanıdığımız siyasi eylemcilere benzemiyor. /images/100/0x0/55ea142df018fbb8f86a00e8
Aşırı uç filan da değiller, bunlar basbayağı bizim çocuklarımız!
Okul bitiyor, orada toplanıyorlar.
Sırt çantaları var, içinde maskeleri, deniz gözlükleri var.
Hiçbir şey onları durduramıyor.
Durdurmamak da gerekiyor.
Evet, insan ana baba olarak endişe eder ama bu da onların var oluş savaşı, kendilerini ifade etmek istiyorlar.
Ve bu aralar, Gezi’ye gitmemek eziklik.
Şimdi de zaferlerini kutluyorlar, bırakın kutlasınlar...

DAYATMALARA KARŞI

En başından bu yana, gece gündüz orada olan, bütün eylemlere katılan ve solcu geçmişten gelen Can’la geziyorum.
Diyor ki, “Ben 35’im ve onların yanında yaşlı kalıyorum!”
“Yok artık!”
diyorum.
“Gerçekten öyle” diyor, “Beni de önce şaşırttılar. Kim bunlar oldum. Çünkü bugüne kadar hiçbir eylemde görmemiştim. Üç aşağı beş yukarı eylemlere katılan kitleyi bilirsin, bunlar onlar değil.
Hiçbir siyasi görüşe ait değiller. Doğru dürüst siyasi görüşleri bile yok. İlgili de değiller. Devletle de işleri olmamış. Ama otoriteye karşılar. En çok da Başbakan’ın onlara bir ergen gibi davranmasına. İnsanları azarlayıp had bildirmesine...”

SOLCU DEĞİL ÇEVRECİ

Şöyle bir bakıyorum kalabalığa... /images/100/0x0/55ea142df018fbb8f86a00ea
Çimlere yayılmışlar, kaldırımlarda oturuyorlar, birbirlerinden yaratıcı pankartlar hazırlamışlar, gülüşüyorlar, gitar çalıyorlar, hopluyorlar, zıplıyorlar...
İstisnasız hepsinin elinde bir telefon.
Çünkü onlar, “dijital bir nesil”.
Solcudan, sağcıdan çok da “çevreciler”.
Parkın içine ilerliyoruz.
Havada patlamış mısır kokusu.
Tuhaf bir çelişki tabii, bir an aşağılarından biber gazı kokusu geliyor, parkın içinden patlamış mısır kokusu...
İki kız çimlerde kitap okuyor, yanlarında bir minik bir pankart: “Velev ki çapulcuyuz”.
Bir başkası: “Her şey önce bir gaz bulutuydu, sonra hayat başladı...”
Gerçekten mizah var bu kuşakta!
Eskinin o sakin Gezi Parkı, olmuş bizim Hyde Parkı’mız!
Birileri müzik yapıyor, birileri hükümete istifa sloganı atıyor, diğerleri halay çekiyor.
Her kim ne yapıyorsa, hepsinde bir estetik bir zarafet var.
Ahmet İnsel’in dediği gibi işte “Yeni Türkiye.”

TOMA’LAR VIZ GELİYOR

“Peki” diyorum Can’a “En önemli özellikleri...”
“Korkmuyorlar”
diyor, “hiçbir şeyden korkmuyorlar!”/images/100/0x0/55ea142df018fbb8f86a00ec
“Nasıl yani”
diyorum.
“İnsanı ürkütecek kadar korkusuzlar” diyor. “Belki cahil cesareti ama ben böyle bir şey görmedim. TOMA’ların üzerine üzerine gidiyorlar. Yapma oğlum diyorsun. Bir şey olmaz diyor. Biber gazını için de öyle, birkaç kez yedin mi alışıyorsun diyor. Gaz kapsüllerini elleriyle alıp uzaklara atıyorlar... ”
O arada yine 20’li yaşlarında, tanınan bir modacı kızdan söz ediyor.
O arbede içinde, “Ben gidip polislere konuşacağım” diye tutturmuş, engelleyememişler.
“Biraz uzaylı gibiler.” diyor Can “Normalde siyasi eylemciler, bazı şeylerin polislerle konuşarak halledilmeyeceğini bilirler. Hele bir çatışma devam ederken. Ama o adamlara gidip birbirimize daha şefkati davranalım dedi.”
Tabii polisler, hiç böyle bir şey beklemedikleri için yüzüne boş boş bakmışlar.

BİLGİSAYAR OYUNU GİBİ

Bir tespit daha...
Yaşadıklarını biraz bilgisayar oyunu gibi yaşıyorlar.
Ne de olsa onlarla büyümüş bir kuşak.
Bunları yaşarken eğleniyorlar da.
Hem haklarını arıyorlar hem eğleniyorlar...
Bir de çok “havalı” Biber gazı yemek, eylemlere katılmak, orada olmak...
O yüzden eğer bütün bunların bir parçası olmamışsan eziksin anlamına geliyor!

KAYNAK TWITTER
Can anlatmayı sürdürüyor, “Bir de tabii hepsi Twitter’ı takip ediyor. Oradan haber alıyor. Neresi gazlı, neresi temiz, neresi güvenli... Ama bilgiyi doğrulatmak önemli. Bir de her şey açıkça yazılmıyor. Çünkü polis de Twitter’ı takip ediyor. Eylem sırasında, tecrübe de ediniyorlar. Önündekiyle mücadele ederken, arkadan da saldırı var mı, plastik mermi geliyor mu,  dikkat edeceksin. Çünkü en fenası iki saldırı arasında sıkışıp kalmak. Nitekim Dolmabahçe’de tanık olduğumuz konuşmalar şöyledi: Sıkıştırılısak ne yapalım? Telefonları poşete koyup denize atlayalım... Arabaların altına yatalım... Abi bırakalım gözaltına alsınlar, kafaya mermi yemekten iyidir!”
Aynı zamanda hem durumla, hem kendileriyle dalga geçiyorlar.
Bir de Can, espriyle şöyle diyor:
“Ne yalan söyleyeyim, bizden farklı bir kız arkadaş grupları da var. Kız arkadaşları, solcu bacılar gibi değil. Hepsi şortlu, bermudalı ve bandanalı kızlar...”

BEYAZ ÖNLÜKLÜLER

Dolmabahçe’de pek çok tıp öğrencisi doktorluk yapmış, bembeyaz önlükleriyle.  “Yaralıları getiriyorduk, doktoooor diye bağırıyorduk, tıp öğrencileri koşturup geliyor müdahale ediyorlardı. Tedavisi bitenleri gönderip, yeni hastaları alıyorlardı.”
Bir de “ring seferi” düzenlemişler.
Bir araç geliyor, yaralıları alıyor, çatışma yerinden uzaklaştırılıyor, aynı zamanda yeni hastaları da doktorlara taşıyor.

GAZ HİKÂYELERİ

Ve bu gençlerin en belirgin özellikleri...
Kendilerine yapılan dayatmaları reddedecek cesarete sahip olmaları.
Onlar dayatmaya karşı geldiler.
Şimdi de zaferlerini kutluyorlar.
Dünkü Gezi’m burada son buluyor.
Bakalım bugün yeni neler öğreneceğim...

X