"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Ve şair imdada yetişir

MURATHAN Mungan, dün Medya Mahallesi’nde Ayşenur Arslan’ın misafiriydi.

“Kasetler, tezgâhlar, dizayn çabaları, öfkeli seçim meydanları, boş vaatler, şişirilmiş egolar, polemikler, yüzleşilmeyen sorunlar, karnından konuşmalar, hoyratlıklar, çatal diller” arasında debelenip dururken çıkıp gelmişti işte şair.

* * *

Murathan’ın 15 yıla yayılarak tamamlanan yeni kitabı “Şairin Romanı”nı okurken, geçen hafta not ettiğim cümle meğer bu gelişin müjdecisiymiş diye düşündüm:
“İyi şiir doğa gibidir, en çok kullanılan kelimelerle bile şaşırtmayı başarır...”

* * *

Öfkeyle, partizanlıkla, yandaşlıkla/candaşlıkla üzerinde tepindiğimiz kavramlar, güncel problemler (kasetler, müstehcen vazolar, miting düzenlenen kente uygun sahte demokratik şahlanmalar vb.); Murathan’ın kurduğu cümlelerle şaşırtıcı bir berraklık düzeyine erişti.
Murathan “Hepimiz aslında yaşadığımız coğrafyanın toprağından çömlek yapıyoruz” dedikten sonra “Ama bu çömleğin bütün dünyada kullanılması gerekiyor” diyerek devam etti sözlerine.
Oysa işimiz gücümüz birbirimizin çanağını çömleğini patlatmakken, konuşacak ortak yeni bir dil oluşturmaya vaktimiz yok.
Oysa şairi dinleyecek vaktimiz yok; eciş bücüş çömlekler yapıp/yıkıp 2023’e yürümemiz gerekiyor.

* * *

Henüz çok gençken çıktığım sayısız Kaş seferinde cebimde ve dilimde, arasında Murathan Mungan’ın da bulunduğu şairlerin kelimeleri olurdu.
Dün sabah, gündemin bezginlik veren temposundan kaçarak Murathan’ın pırıl pırıl konuşmasına sığınmışken “Ve şair imdada yetişir” diye düşündüm.
Ve “Eski 45’likler”den zihnime nakşolmuş, 17 Eylül 1978 tarihli şu dizeleri tekrarladım:
“som hüzünlerimizden akşam saatleri/ bizim de babillerimiz olacak mı ağbi?”
Keşke hepimiz biraz sussak, şairler konuşsa.

(Murathan Mungan, “Şairin Romanı”, Metis Yayınları, 2011)

Parasız eğitim kesintisiz kodes

BAŞBAKAN Erdoğan’ın geçen yılki “Roman Açılımı” toplantısında iki genç pankart açtı.
Pankartta kelimesi kelimesine şöyle yazıyordu:
“Parasız eğitim istiyoruz, alacağız.”
Bu kadar.
Paketlendi Berna Yılmaz ve Ferhat Tüzer; paketlendi ve kodese tıkıldı.
15 yıl hapisleri isteniyor.
14 aydır içerideler.
Önceki gün duruşmaları vardı.
Savcı beraat istedi, mahkeme heyeti “Kuvvetli suç şüphesi var” diyerek talebi reddetti.

* * *

Sorumuz şu: Parasız eğitim istemek suç mudur?
“Parasız eğitim olmaz” dersiniz, bir karşı fikirdir tartışılır.
“Parasız eğitim saçmalığın daniskasıdır” dersiniz, o dilden tartışılır.
“Parasız eğitim istemek ahmaklıktır” dersiniz, o tondan tartışılır.
Ama “Parasız eğitim istiyoruz, alacağız” diyen iki genci kodese tıkıp 14 ay tutarsanız bunun adı başka bir şey olur.
“Oh olmuş!” diyen çıkar, çıktı da zaten. Ama bazıları da “Baskı rejimi” der, “Faşizm” der, “Alkış dışındaki sesleri duymayan bir tür sağırlık” der, der oğlu der...

* * *

İki gencin davası, 6 Ekim 2011’e ertelendi.
“Parasız eğitim istiyoruz, alacağız” yazılı pankartı açan iki genç, bu yazı da kodeste geçirecek.
Adalet bu mu?
Kalkınma bu mu?
Berbat bir klişeye dönüştü ama tekrarlayacağım: “İleri demokrasi bu mu?”
İstediğiniz sorudan başlayabilirsiniz, tükenmezkalem kullanabilirsiniz, meydanlarda ve sütunlarınızda böbürlenebilirsiniz..
Buyurun, buradan yakın.

X