Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Vatandaşı 'fıtık' etmenin ne anlamı var?

DENİZ Baykal bu kez de doktorluğa soyunmuş.<br><br>Çankaya'nın dikliğini, "fıtıkla" çıkılamayacağını açıklamış.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan kara kara düşünüyor olmalı!

16 Mayıs'a artık sayılı gün kaldı; ne yapmalı da bu "fıtıktan" kurtulmalı diye...

Vatandaş, siyasetin zirvesini "anlamlı bir sessizlikle" izliyor.

Söz hakkının "asli sahibine" geçeceği, sandığın önüne geleceği günü bekliyor.

Anketleri zaman zaman bu köşede de okuyorsunuz.

Adı üstünde bunlar, anket ya da yoklama.

Ancak...

Bir de gerçek var.

Acı, yakıcı ve çıplak.

O da, 4 Kasım'da sandıktan çıkacak.

Önümüzde önemli iki tarih var.

İlki, yeni Cumhurbaşkanı'nın göreve başlayacağı 16 Mayıs.

İkincisi ise yeni Parlamento'nun seçileceği 4 Kasım.

Vatandaşı "fıtık" etmenin ne anlamı var?

Kurallar ortada.

Bu kurallarla, kendisi de istekli olduğuna göre...

Recep Tayyip Erdoğan çıkar.

Bu seçim sancısız olur mu?

Olmaz.

Şimdiye kadarkiler gibi, sancısız olmaz.

En büyük sancı da, bir radyo söyleşisinde kullandığı "Sayın Öcalan" hitabından çıkacaktır.

Recep Tayyip Erdoğan'ı belediye başkanlığında yakan sadece bir dörtlüktü.

Bu kez ise bu hitap başını ağrıtacak.

Hem de çok...

Başbakan Erdoğan'ın "B Planı" artık okunabiliyor.

O da, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül.

***

Bütün bu tartışmaları "vatandaşın baktığı açıdan" izleyen sadece bir siyasi lider var.

DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar.

Yeri geldiğinde söylenemeyecekleri söylüyor.

Yeri geldiğinde de sadece "kuru gürültüyü" maharet sayanları, aynen vatandaş gibi izliyor.

Safını seçmiş; o vatandaşın yanında.

Uzun yıllar var ki, siyaset kurumu asli misyonundan uzaklaştı.

O misyon, kitlelerin arzu ve taleplerini devlet katına taşımaktı.

Mehmet Ağar, bu nüansın farkında ve buna talip.

Hafta sonunda, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın düzenlediği Alevilik Sempozyumu'nun açılışında sadece o vardı.

Öyle konuşup giden, halka tepeden bakan siyasilerden farklıydı.

Herkesi dinledi; konuşmasında "Dedelere" özellikle isimleriyle hitap etti.

Salonu dolduran "Canları" etkiledi.

İstenen çok da fazla değildi zaten.

Devletten beklenen sadece sıcak bir eldi.

O el muhalefetten uzandı.

Bugünün anketleri, 4 partili bir Meclis gösteriyor.

Elbette bütün siyasi partiler tabloyu kendi lehlerine değiştirmek istiyorlar.

Ama istemek yetmiyor.

Buna muktedir olmaya gelince...

Bu konuda DYP şanslı görünüyor.

İster merkez sağda birlik deyin, ister güçlü bir merkezin yeniden inşası...

Konuşan çok; ama herkes DYP'nin atacağı adımı ya da adımları bekliyor.
X