"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Ünlü mimar doğum gününü neden luna parkta kutladı

Telefondaki ses dedi ki, “Mahmut Bey’in lunaparktaki doğum gününe davetlisiniz”.

Dalga geçiyorlar zannettim tabii, lunaparkta doğum günü ne alakaydı?
Oysa çok alakası varmış.
Bodoslama gireyim konuya.
Malum lunapark, Maçka Küçükçiftlik lunaparkı.
1950’lerde lunaparkın yerinde meşhur bir gazino varmış, Küçükçiftlik Gazinosu.
Ve işte Mahmut Bey’in, yani şehrin gözde mimarlarından Mahmut Anlar’ın dedesi (onun da adı Mahmut Anlar) bu gazinonun sahibiymiş.
Neler olmamış ki bu gazinoda?
Mesela Zeki Müren’e gecede bin lira verip sahneye çıkartmış dede Anlar.
O kadar konuşulmuş ki bu mevzu, meclise bile taşınmış “Yahu o kadar para verilir mi?” diye.
ışte yıllar sonra torun Mahmut Anlar, hem dedesini anmak hem de doğum gününü farklı bir yerde kutlamak için eskinin gazinosu-şimdinin lunaparkı olan Küçükçiftlik’i seçmiş.
Gelelim bu farklı doğum günü gecesinden en özel notlara...

SAHNEYE KİM ÇIKTI

Lunaparkın sadece bir bölümü Anlar’ın doğum günü için kapatılmıştı ve girişte davetli listesi vardı. Davetliler nasıl giyinmeleri gerektiğini bir türlü çözememişti. Kimisi fazla spor (parmak arası terlikliler mesela) kimisi de fazla kostümdü (1930’lar dönemini anımsatan caz kıyafetiyle modacı Dilara Endican).

ıçerideki sahneyi ve locaları görünce şaşırdım. “Aj-da Pekkan, Sezen Aksu ve Tarkan sahne alacakmış” laflarını duyunca birkaç kişiden, daha da çok şaşırdım. Ama bu söylenti doğru çıkmadı. Peki kim çıktı sahneye? Popstar birincisi Mehtap!

Mehtap yeni bir Seda Sayan. Ama ondan daha gerçek, daha esprili, daha uzun boylu ve alımlı. “Ne işim var burada, ben de anlamadım” diye güldü sahneye çıktığında.
Mahmut Anlar da ona şöyle karşılık verdi: “Seni sosyeteye takdim ediyorum bu gece”. Mehtap da sık sık sosyeteye laf yetiştirerek kısmen stand-up yaptı sahnede. En çok Nurettin Hasman’a takıldı. “Nihat Odabaşı benim bir vesikalık fotoğrafımı çeker mi?” dedi. Komikti yani. Ama bir yere kadar. Hemen yanımda oturan şehrazat’la canımız bir süre sonra pop müzik çekti.
Neyse ki Mehtap’lı stand-up alaturka bitti ve Ajda çalmaya başladı.

TEKRAR GAZİNO MU OLACAK

Davetliler arasında başka kimler vardı? şöyle bir bakınca gözüme çarpanlar: Hande Ataizi, Billur Kalkavan, Nükhet Duru, Nilgül Utku, Aliye Simavi, Esin Maraşlıoğlu, Elif Mısırlı, Ece Sükan.

Tahminler doğru çıktı ve tabii ki Mahmut Anlar sahnede şarkı söyledi. şu an adını hatırlamadığım alaturka bir şarkıyı gayet kötü söyledi ama olsun, sonuçta doğum günü ve istediği gibi şakır, bize ne...

Bazı davetlilerin bu nostaljik gazino ortamından sıkılıp çarpışan otomobillere ya da atlı karıncaya bindiği de gözden kaçmadı.

Ajda Pekkan bekleniyordu, gelmedi. Nükhet Duru ise erken kaçtı. Bu arada Nükhet Duru, eylülde çıkacak albümünde sadece Mete Özgencil şarkıları söyleyecekmiş. “Kendimi tamamen ona teslim ettim, çok güzel şeyler çıkıyor” dedi. Kısa tespit: Candan Erçetin ve Hande Yener dosyasını kapatıp sessizliğe gömülen Özgencil, şimdi hem Nilüfer hem de Nükhet Duru’yla piyasaya dönüş yaptı. Takipteyiz...

Bu ilginç doğum günü partisi şu söylentiyle bitti: “Mahmut burayı eskisi gibi gazino yapacakmış.”

Yedi maddede akustik Tarkan konseri,

1- “Kır Zincirleri” ve “Kış Güneşi”nin akustik versiyonlarını sevmedim. Bu iki şarkı illa ki elektronik dokunuş istiyor. Böylesi biraz fazla çıplak ve ruhsuz. Ama “şımarık” mesela iyiydi. O bildik versiyonunu dinlemektense akustiği daha makbuldü.

2- Tarkan’ın sesine laf yok. Arka arkaya sürüyle şarkı söyledi, bol bol dans etti, ama yine de performansı bir gram aşağı düşmedi.

3- Tarkan’ın sahne kıyafetleri hayli deniz kenarı ve “chill out”tu.
Birinci bölümde beyaz atlet, en bolundan kargo-askılı beyaz pantolon (Galliano) giymişti. ıkinci bölümde ise siyah atlet, Tayland usulü yandan bağlamalı siyah pantolon ve siyah sandalet.
ılk başta bu kıyafetleri yadırgadım, ama sonra akustik konsepti düşününce “uymuş” dedim. Hatta o siyah pantolona bayıldım. Tamam, itiraf ediyorum.

4- Tarkan’ın saçları her zaman başka bir şekildir. Bu kez de öyleydi. Arkalar kısa, ön kaküllerin ise bir kısmı hayli uzun kalanı ise kısaydı.
Ve bu yeni saçlar Tarkan’ın ter durumuna göre bazen punk, bazen de mahallemizin temiz çocuğu havasına bürünüyordu!

5- Konseri geçen yıl olduğu gibi arkadaşım Deniz Özerman’la izledim.
Deniz katıksız bir Tarkan hayranı. Bayağı yerinde duramıyor şarkılarda, bıraksam Tarkan’la dans edecek sahnede, o derece. Oysa benim derdim başka, habire inceleme halindeyim sahnede olup biteni.
O yüzden olsa gerek, Tarkan’ın konser sonrası kuliste karşılaştığı Deniz’e ilk lafı şu olmuş: “Nerede yanındaki suratsız?”
Kabul, biraz vergi memuru kıvamındaydım galiba!

6- Neyi tercih ederdim? Birinci bölümün akustik, ikinci bölümün ise dans konseptli, yani daha elektronik olmasını.

7- Fazla mı davetli vardı yoksa çok mu bilet satmışlar, bilemiyorum. Ama bu kadar “doluluk” seyirci açısından nahoş. Çünkü yerinize geçene kadar en az otuz kişiye filan temas ediyorsunuz.

Her türlü temastan hoşlanırsınız, orası ayrı.
X