"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Ülkü vefasızlığı

BÜYÜK kurtarıcı Mustafa Kemal Atatürk’ün manevi kızı Ülke Adatepe’yi önceki gün trafik kazasında kaybettik.

Ülke, Atatürk’ün çok sevdiği, onu yurt gezilerine götürdüğü ve oyunlar oynadığı manevi evladı idi. Atatürk gibi ailesi de Selanik’liydi Ülkü’nün. Alfabe’nin kapağında Atatürk’ün isteği üzerine Atatürk’ü minik Ülkü’ye harfleri öğretirken gösteren İhap Hulusi tarafından yapılmış resimleri yer aldı. Ülkü, çocuk servgisinin simgesiydi.
Karıştırılmasın, doğrusu Sabah’ta yer aldı. Ülkü Adatepe, Amerikan Koleji’nde lise son sınıftayken, Sabiha Gökçen’in amcasının oğlu olan üsteğmen Fethi Doğançay’a kaçtı. İkinci evliliğini yağ tüccarı Yeşia Bensusen, üçüncü evliliğini de işadamı Öke Adatepe ile yaptı. İki çocuğu da ilk eşindendir.
İlk eşinin apartmanında oturan Ülkü Hanım, ekonomik sıkıntı çektiğini sık sık gündeme getirdi. Kazadaki, otomobili altlarına şoförlü olarak Ulusoy Holding vermişti.
Adatepe için dünkü gazetelere baktık; bir tek Cumhuriyet’te Kemal Kılıçdaroığlu’nun 4; Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün 2 sütunluk ölüm ilanları vardı. Bazı gazetelerde haber bile yoktu.
Atasına vefada hiç geri kalmayan bazı işadamlarını, politikacıları, sanatçıları, sivil toplum örgütü temsilcilerini gözler aradı; ne yazık ki onlar artık ‘kaybolmuştu’. Başbakanın annesinin ölümünden sonra “Bu ilan yarın mutlaka yayınlanacak” diye bir gazetenin gece baskısını durduran ‘Atatürkçü işadamı’ Adatepe için ilan vermeyi düşünmüş müdür hiç?
Atatürk’ün kurduğu Etibank’lar, Sümerbank’lar, Türk Tarih ve Dil Kurumları vs. neredeler; İş Bankası da mı görmezden geldi Adatepe’yi.
Ne kadar umursamaz, ne kadar bencil, ne kadar korkakmışız!
Teşvikiye Camisindeki tören zayıftı... CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, milletvekilleri Akif Hamzaçebi, Bihlun Tamayligil, Süleyman Çelebi, Prof. Haluk Eyidoğan, Gülsün Bilgehan ve Umut Oran ile CHP İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı, Hilal Dokuzcan, Özden Toker, Onur Öymen... (Çekilen mesaja karşın CHP’lilerden beklenen kalabalık yoktu!)
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, MHP İl Başkanı Abdurrahman Başkan...
Cenazeyi kaldıran Mustafa Sarıgül ile CHP’li belediye başkanları İsmail Ünal, Altınok Öz, Mustafa Farsakoğlu ve Mustafa Değirmenci gelmişlerdi. Vali Hüseyin Avni Mutlu ve 1. Ordu Komutanı Orgeneral Yalçın Ataman cenazeye katıldılar. Cumhurbaşkanı ve Başbakan ve AKP’yi temsilen kim vardı, bilene rastlamadık.
Sanatçılar arasında Müjdat Gezen ve Ali Rıza Binboğa vardı.
Doğu Perinçek, Aziz Kocaoğlu, Derviş Günday’ın çelenkleri dikkat çekerken,
Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Tansel Çölaşan kalabalık bir heyetle cenazede vardı.
Vatandaşlar cenazeyi uğurlarken “Ne mutlu Türküm” sloganlarını attılar, Atatürk’ün manevi evladının ardından. Bu günler elbet geçecek ama vefasızlık tarih kayıtlarından silinmeyecektir.

Yolcu poşetlerinde şarap arayan kafa

GÜME gitti galiba, CHP İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi’nin sözleri. Bilgi Üniversitesi kantininde ‘bira yasağı’ndan sonra bu da İDO’da şarap kontrolü. İstanbul’da İDO’ya binen bir yolcunun marketten aldığı birkaç şişe şarap nedeniyle İDO yetkilileri tarafından azarlandığını ve deniz otobüsüne alınmadığını belirten Hamzaçebi, “Kraldan çok kralcı anlayışıyla, yolcularımızın poşetlerini kontrol etmeye yetkili sayıyor. Alışveriş paketlerini kontrol eden bir hükümet var artık” dedi ve sordu: “Bir vatandaş marketten almış olduğu ürünleri market poşeti içinde veya çantasında evine götürme özgürlüğüne sahip değil midir? 10 yıl önce AKP öncesinde bu gündeme gelmezdi. Ama şimdi basında bile yer almıyor.”Hamzaçebi, Çamlıca’da yapılması düşünülen cami konusunda da Başbakan’a çattı:
ZOR SORU
“Başbakan da devletin hazinesinden Çamlıca camisi için tek kuruş harcamayacaklarını söylüyor. Öyleyse bunu hayırseverler işadamları yapacaktır. Peki hayırseverlerin yapacağı camiyi siz niye sahipleniyorsunuz. Başbakan gerçeği kamuoyuyla paylaşmıyor. Bu camiyi yapacak işadamları gelir ve kurumlar vergisi indiriminden yararlanacaktır. Devletin hazinesinden finanse diyorsunuz. Sayın Başbakan Çamlıca’ya cami yaptıracaksa bu camiyi kendi kişisel servetinden yaptırsın, dinimiz, kültürümüz, hukukumuz bunu emreder.”

TBMM lojmanları Meclis’e taşındı

İKİ günden beri gündeme taşıdığımız Meclis lojmanları ile ilgili yazılarımız TBMM’ye taşındı. MHP İzmit Milletvekili Lütfü Türkan, TBMM Başkanı Cemil Çiçek tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için sorular yöneltti.
Türkan, “TBMM milletvekili lojmanları ve Dikmen’deki personel lojmanları ya satıldı ya da TOKİ’ye devrediliyor. TBMM kampusu içindeki muhafız alayı sivilleşme adına boşaltıldı. Lojmanlar da yıkılıyor ancak TBMM kampusu içindeki diğer lojmanlar duruyor. Haberleri basınımızın köşe yazarlarının gündemindedir” dedikten sonra köşemizde yer alan soruları aktardı.

Kızılay’a çamur atılmaz

“KIZILAY kurumunda da bir şeyler oluyor” (31.07.2012) yazısına Türk Kızılayı Genel Sekreteri Muzaffer Komit bir açıklama gönderdi. Kızılay Etimesgut yerleşkesinde işten çıkan personelin çantalarının aranmasının eleştirildiği yazıya Komit, burada üretim atölyelerinden bilgi işlem merkezine kadar kritik birçok ünitenin bulunduğunu belirterek “Bu nedenle yerleşkeye giriş-çıkışların kontrollü olması gerekmektedir. Kızılay olarak yürüttüğümüz bu rutin kontroller, birçok kurum tarafından uygulanan güvenlik önlemlerinin bir benzeri olmaktan öteye gitmemektedir. Hiçbir çalışanımızı rencide eden bir uygulama olmamıştır. Yazıdaki benzetmeler hastalıklı bir ruh halinin yansımasından öte bir anlam ifade etmemektedir” dedi.
Komit devamla şöyle diyor: “Türk Kızılayı’nın resmi araçlarının özel işlerde kullanılması ise bir kurumu lekelemek isteyen insanların ilk düşüncesi, söylemi olabilir ancak. Ayrıca, araçlarımızın tümü CPRS sistemiyle takip edilmektedir, hiçbir aracın görevlendirildiği güzergâh dışına çıkması söz konusu bile değildir. Yaptığımız her işlem, her hareket müfettişlerin denetimine açıktır, dönem dönem de bu denetimler yapılmaktadır.
Bir diğer konu ise Türk Kızılayı Genel Sekreteri’nin, Genel Müdürü’nün ve İnsan Kaynakları Direktörü’nün Düzceli olmasının rahatsızlık yaratması. Şahsım 2002 yılında önce Genel Merkez Kurulu’na, daha sonra da Yönetim Kurulu Üyeliği’ne, 2005 yılında ise Genel Sekreter görevine getirilmiştir, bu nedenle atanmış değil, tüm delegelerin oyu ile seçilmiş bir yönetici olarak görevimi icra ediyorum. Ayrıca, Kızılay bayrağını babadan devralan Kızılaycı olmanın da gururunu yaşıyorum. Bir kurumda aynı memleketten insanların bulunmasının doğal olduğunu, benzer ortak noktaların her kurumda olabileceğini hatırlatmak istiyorum.

Genel müdürü 25 yıldır Türk Kızılayı’nda farklı birimlerde görev yapmıştır. 2005’ten bu yana Genel Müdür sıfatıyla hizmet etmektedir.

Kurumumuz geleneksel olarak yöneticilerini içinden seçer ve genel müdür seçiminde de bu yöntem izlenmiştir. İnsan Kaynakları Müdürümüz de yaklaşık 25 yıldır kurumda çalışmaktadır. Kısacası, isimlerin Düzceli olup olmaması Türk Kızılayı’nın çalışma prensiplerini hiçbir şekilde etkilemez.

X