"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Üç yanlış bir doğru eder mi?

ZOR ve saygı duyulması gereken bir iş öğretmenlik.<br><br>Kemikleşmiş sorunları var: Ücret, atamalar, yasal haklar...

24 Kasım günü dertlerine yeni dert eklemek istemem fakat onların da rahatsız oldukları bir konuya dikkat çekmek istiyorum.


Önceki gün şubeleri artan meşhur bir kuyumcu mağazasının önünden geçerken “24 Kasım Öğretmenler Günü. Öğretmeninize sevginizi gösterin” şeklinde bir reklam panosu gördüm.


Yanlış mı görüyorum diye yeniden baktım, doğru.


* * *


Şimdi duruma bakalım.


Meşhur kuyumcu mağaza zinciri, bu kampanyayla bir suç işliyor mu?


Hayır.


Neticede “Ticaret yapıyorum, işim bu. Kimseye zorla altın satmıyorum” der, haklı çıkar.


Mağazaya girip biricik -veya ikicik kaç taneyse Allah bağışlasın!- evladının biricik öğretmenine sevgi ve şükran hislerini sunmak için 300-500 TL bastırıp takı alan veli suç işliyor mu?


Hayır.


Sevgisinden alıyor. Hem Hurma Hanım almış, şimdi o almasa olmaz, yanlış anlaşılır falan filan.


Hem kredi kartına taksit de var.


Tutmayın veliyi, eğitime katkıda bulunacak!


Öğretmene suç bulmak mümkün mü?


Düşünmüş, hediye almış veli... Hem kabul etmese neyin kahramanlığını yapıyorsun diye çıkışan bile olabilir!


Herkes suçsuz, herkes doğruysa bu kampanya benim içimi niye kaşındırıyor?


Niye vicdanım rahatsız? Niye yadırgıyorum?


* * *


Tek yadırgayan ben değilim.


Öğretmenlerin tamamının -çürük elma her meslekte var- bu durumdan rahatsız olduğunu da biliyorum.


Geçen sene bu zamanlar, o dönem Milli Eğitim Bakanı olan Hüseyin Çelik “Öğretmenlere 24 Kasım’da çil çil altın dağıtılıyor” dediğinde Eğitim-Sen üyelerinin itibarını zedeleyen bu açıklamaya karşı çıkmış, bildiri yayınlamıştı.


O zaman ben de Çelik’in ayıp ettiğini düşünmüştüm.


Yanılmışım. Eğer iş kuyumcu mağazasının kampanya düzenleyeceği seviyeye gelmişse ortada hakikaten bir mesele var demektir.


* * *


Maddi dertlerle harman olmuşken bir de hediye ezikliği ile mücadele etmek zorunda kalmalarından da hiç hoşlanmıyorum.


Ama yine de bir soru var aklımda o reklam panosundan kalan; sormadan geçemem:


“Üç doğru bir yanlış eder mi öğretmenim?”


Bazen ediyor sanki.


Bütün öğretmenlerin ellerinden öperim.

 

Nazlı Hanım klonlandınız mı

 

NAZLI Ilıcak tweeter’ın en sağlam kullanıcılarından biri oldu çıktı.

Hızına yetişmek mümkün değil.


Samimi söylüyorum, hayranlık duymamak mümkün değil. Takip ederken yoruluyorum, kendimi sorguluyorum.


Sinema, tiyatro, Erol Evgin şarkılarıyla bir gece, aileyle bir eğlence.


Bu arada her hafta birkaç canlı yayına stüdyo konuğu olarak katılıyor.


O zaman bu fakir de kendi haline bakıp “Tembelsin” diye hayıflanıyor ve “Nazlı Hanım klonlandınız mı? Tek bir Nazlı Ilıcak olarak bunlara nasıl yetişebiliyorsunuz?” diye meraklanıyorum.


Kendisiyle dalga geçebilmesi ve ince esprileri de mükemmel.


Mona Lisa yerine kendi yüzünü yerleştirdiği fotomontaj çalışması yıktı geçti beni mesela.


Tuhaf şey!


Hayatım hep Nazlı Ilıcak’a ters düşen açılarda geçti.


Fakat Nazlı Hanım içinden müthiş renkli bir medya figürü çıkarttı ve beni şaşırttı.


2009/2010 sezonunda kendisini şaşkınlık, hayranlık, saygı ve sevgi ile takip ediyorum. 

X