"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Türler arası sohbet

CUMARTESİ sabahı tanınmış bir galeri sahibiyle, resim ve ressamlar dünyası üzerine sohbet ettik.

Paris’teki gezimi, türler arası etkileşim, yazar/ressam ilişkileri gündeme geldi.

Monet’in başka alanlardan dostlarından söz etti.

Türkiye’de de eski kuşak ressamlarla edebiyatçılar arasında bir bağ vardı.

Galerici dostum, yazı ilişkisinden bile vazgeçmiş. Şöyle dedi:

“Ben inanıyorum ki, bugün bir ressamla bir edebiyatçı edebiyat, resim, sanat üzerine sohbet etmiyorlar.”

Söylediğinin izinde, yıllar öncesinden başlayıp bugüne kadar ressam ve edebiyatçı birçok adı belleğimde yokluyorum. Galerici dostuma hak veriyorum.

Bugün resim üzerine yazı yazan bir edebiyatçıyı anımsıyor musunuz?

Yeni kuşaktan söz ediyorum. Herkes kendi alanı içine kapanıyor, onun dar dünyası ile yetiniyor.
  
* * *

Bu sohbete birkaç açıdan bakmak gerekir, Batı’daki birçok akım, çeşitli sanat türlerinden örnekleri etkilemiştir. Sürrealizm’i buna örnek olarak gösterebiliriz.

Ressamı da, edebiyatçısı da bu akımın içinde yer almışlardır. Bizde böyle her türü kuşatan bir akımdan söz edebilir miyiz?

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Nuri İyem üzerine yazısı var.

İşin bir başka açısına gelince. O kuşak yalnız resimle değil, müzikle de ilgiliydi.

Ressam olmayıp da resim yazıları yazan Ahmet Oktay’ı altını çizerek belirtmeliyim.

Resim/edebiyat bağlantısı üzerine düşünen kişilerin başında Ferit Edgü gelir. Hem ressam hem yazar olduğu için.

Şair ressamlar kuşağı da hiç kuşkusuz resim üzerine düşünen, yazan kişilerdi.

Oktay Rifat, Metin Eloğlu, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Ferit Edgü, İlhan Berk.

Başka adları hatırlayanlar da çıkacaktır.

Resim, edebiyat, müzik ilişkisinde Enis Batur’un da ayrı bir yeri var. Kitapları var.

Galeri sahibi dostumun bu görüşme eksikliğinden doğan durum saptamasına ben de katılıyorum. Türk edebiyatçısı, Türk resminin nereye gittiği konusunda yeterince bilgi sahibi değil. Türk ressamının da aynı durumda olduğunu söyleyebilirim. Birbirinin çalışmalarından habersiz bir sanat ortamı, bütünleşme özelliğinden uzaklaşmıştır.

Dostumun anımsattığı bir başka ad da Abidin Dino. Resmine edebiyatın kattığı çok şey var. Çok kimse, onun ressam olarak adını, Nâzım Hikmet’in dizesiyle anıyor. Abidin Dino’dan mutluluğun resmini yapmasını istediği dizeyle.
  
* * *

Kaç edebiyatçı resim sergilerini geziyor, kaç ressam da edebiyatçıları okuyor.

Sanırım bu sorunun yanıtını olumlu biçimde vereceğimiz anda bu temas sağlanmış olacaktır.

X