"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

Türkiye Bilimler Akademisi’nde son perde

GEÇEN hafta çıkarılan yeni bir kanun gücünde kararname ile Türkiye Bilimler Akademisi’ndeki (TÜBA) değişikliklere son nokta konulurken, kurumda birbiri ardına gelen istifalar bu konudaki tartışmanın kolay kolay yatışmayacağını gösteriyor.

TÜBA’da ne olduğunu anlayabilmek için biraz geriye gidelim ve önce hükümetin geçen ağustos ayı sonunda çıkardığı kararname ile TÜBA’nın yapısında gittiği radikal değişiklikleri hatırlayalım.
EVRENSEL TEAMÜL YETKİYİ ÜYELERE BIRAKIYOR
Bu düzenleme TÜBA’nın üye sayısını 150’ye çıkarırken, bu sayının üçte birinin akademi üyeleri, üçte birinin YÖK ve kalan üçte birinin de Bakanlar Kurulu tarafından seçilmesini öngörüyordu. Ayrıca, asli üyelerin seçtiği asli üye sayısı 50’ye inene kadar bu kontenjandan seçim yapılamayacaktı. Son düzenlemelere kadar TÜBA’nın 82 asli, 42 de şeref üyesi vardı.
Getirilen model, ayrıca TÜBA Başkanı’nın da “müşterek kararla”, yani hükümetin belirleyici olduğu üçlü kararname ile atanmasını öngörüyordu.
Bu düzenleme yalnızca TÜBA içinde tepki yaratmadı, aynı zamanda Batı dünyasının önde gelen bilim akademilerinden ve uzmanlığa göre örgütlenmiş akademi federasyonlarından da çok kuvvetli itirazlara yol açtı. Geçen iki ay içinde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a çok sayıda akademiden bu kararın değiştirilmesini talep eden bir dizi mesaj gönderildi. Bu mesajlar TÜBA’nın web sitesinde de okunabilir.
Bütün itirazların temelinde akademilerin özerkliğini güvence altına alan kurallardan uzaklaşılmış olması yatıyordu. Bilimde ileri gitmiş ülkelerin hepsinde yerleşmiş olan köklü gelenekler, akademilerin hükümetlerin etkisinden mutlak bir şekilde korunmasını, bu çerçevede kendi üyelerini kendilerinin seçmesini esas alıyor.
DEĞİŞİKLİK BEKLENTİNİN GERİSİNDE KALDI
Cumhurbaşkanı Gül, TÜBA heyetini dinledikten sonra hükümetle konuşacağını bildirdi. Ve bir bekleyiş döneminin ardından hükümet TÜBA’ya ilişkin düzenlemede bazı değişikliklere gitti.
Bu çerçevede ilk metinde hükümete ayrılmış olan 50 kişilik kontenjanı atama yetkisi yeni kararnamede Bakanlar Kurulu’ndan alınıp TÜBİTAK Bilim Kurulu’na verildi. TÜBİTAK Bilim Kurulu üyelerini YÖK’ten Odalar Birliği’ne kadar muhtelif kuruluşların önerdiği adaylar arasından yine Başbakan seçiyor. Bu kurulun üyeleri arasında özel sektör temsilcileri de var.
Ayrıca, ilk metinde müşterek kararnameden söz edilirken, yeni kararnamede “TÜBA Başkanı’nın asli üyeler arasından Akademi Genel Kurulu’nca belirlenecek üç aday arasından Başbakan tarafından üç yıl için atanacağı” hükmüne de yer verildi. Bir başka deyişle, Başbakan’ın seçimdeki yetkisi daha da belirgin bir hale getirildi.
Gelen haberler TÜBA’dan çok sayıda üyenin istifa etme yolunu seçtiğini gösteriyor. İstifaların bayramdan sonra topluca açıklanması bekleniyor. Bu durumda önümüzdeki günlerde TÜBİTAK ve YÖK’ten yapılacak atamalarla birlikte TÜBA’da çoğunluğun yeni üyelerin oluşturduğu bir çizgiye kayacağını tahmin etmek güç değil.
İstifa eden üyelerden Sabancı Üniversitesi’nin eski rektörü matematikçi Prof. Tosun Terzioğlu, “Ben işin prensibiyle ilgiliyim. Dünyanın önde gelen bütün akademilerinin hepsinde kural yeni üyelerin seçimine akademi üyelerinin karar vermesidir. Tabii üniversiteler, başka kurumlar aday gösterebilir ama son sözü söyleyecek olan yine akademi üyeleridir. Türkiye, getirilen yeni düzenlemeyle bu kuralı terk etmiştir” diye konuşuyor.
ANA YÖNELİŞLE UYUMLU
Peki TÜBA yeni dönemde ne kadar özerk olacak?
YÖK ve TÜBİTAK bugün hükümetten ne kadar özerkse, yeni dönemin TÜBA’sı da o kadar özerk olacaktır.
Muhtemelen Batı dünyasında bilim akademileri içinde başkanın doğrudan başbakan tarafından atandığı ilk akademi olma özelliğini de kazanacaktır TÜBA. Düzenlemenin değiştirilmiş haliyle de uluslararası bilim çevrelerinden gelen tepkileri yatıştırabilmesi kolay gözükmüyor.
Aslında TÜBA’daki değişiklik, son dönemde pek çok örnekte tanık olduğumuz gibi bütün özerk kuruluşların doğrudan hükümete bağlanması yolundaki ana yönelişin bir uzantısı gibi değerlendirilebilir.
Biraz daha genelleştirirsek, Türkiye’de neredeyse bütün kurumlar açısından yetkilerin giderek tek bir elde, Başbakan Erdoğan’da toplandığı ve karar alma sürecindeki merkezileşmenin Bilimler Akademisi’ne kadar yayıldığı bir yönetim tarzının iyice yerleşmekte olduğunu söyleyebiliriz.
X