Televizyonla itişen adam

Akşam dünya üzerinde yaşayan her erkek gibi kendime ait olduğunu düşündüğüm zap rekorunu geliştirmek amacıyla televizyonun karşısına kuruldum.

Amacım vahşi birtakım etoburların, bazı otçul hayvanları lüplettiği bir belgesel bulmak. Başarısız olursam B planı da hazırlamış durumdayım.

Hayatta seyrederken en çok güldüğüm insanlardan biri olan John Cleese, oturup kendi kariyerinin en komik anlarından oluşan bir DVD hazırlamış. "John Cleese’s Personal Best" adlı DVD’yi acil durumlarda gülebilmek için el altında bulunduruyorum.

Pazartesi akşamı dizileri başlamış. Fakat benim için pek bir manası yok. Doğulu gibi giyinmiş mankenler, "Yavrııım" diye ağlama rolünde zaman içinde ustalaşmış tiyatro oyuncuları, herkesin elinin silah şeklinde evrimleştiği sahneler gelip geçiyor...

*

İçimdeki asabi insanın yüzeye çıkmak için izin istediğini fark ediyorum. Televizyon karşısında abuk programlarla biraz fazla ilgilenince kafatasının kapağını tıklatmaya başlıyor içimdeki asabi insan: "Abi şu kafanın tasını atsak da ben bir ortaya çıksam? Hı, ne dersin?.."

İlk atak reklamlar sırasında gelişiyor. Bir teyze, Topesto’nun Anahtar Sokak’taki eski evinin mutfağına benzeyen bir ortamda sırıtarak durmakta.

Mutfak karışık teknik kullanılarak berbat edilmiş. Teyze büyük ihtimal pislikten kaynaklanan şok yüzünden balataları sıyırmış, gülümsüyor ve "Zıbırit hop diye temizliyor" diyor.

İçimdeki asabi tip, "kıllanan adam" söylenmeye başladı:

"Ev o hale gelene kadar neredeydi Zıbırit?.. Zıbırit gelene kadar nemli bezle duvarları silmek de mi yasaktı? Ocaktaki tavaya karbon testi yapsak, antik Yunan’a tarihlenir be!.."

*

TRT’de kötü haber var, Süheyl Denizci’yi kaybetmişiz. Müzikseverlerin başı sağ olsun.

Haberi izlerken TRT’nin yaptığı hata çarpıyor gözüme. Ekrandaki yazı şöyle: "Büyük Usta Süheyl Deniz’i uğurladık."

Süheyl Denizci yanılmıyorsam 40 yıl hizmet vermişti TRT’ye. Veda haberinde adını yanlış yazmak, TRT’nin eski TRT olmadığının da bir göstergesi.

Süheyl Denizci’nin hatırasına elbette gölge düşürmeyecek kadar küçük ama bir o kadar da büyük hata. İçimdeki asabi insanın yorumlarını aktarmayayım daha iyi...

*

Tam cep cihazı firmasının reklamına söylenirken ("Kız bir manitasını aramak istedi, bütün ülke başına toplandı. Cepçiler kızın çantayı Edirne’den Ardahan’a kadar boşaltacaklar şimdi...") Topesto aradı: "N’apıyon amiral?"

"Yalaaan, dolaaan! Televizyonla itişiyordum. Normal pazartesi akşamı işte. Sen n’apıyorsun?"

"Film Festivali’nin programına bakıyorum. Sen bakmışsındır. Var mı güzel şeyler?"

"Var, çok var. Ben ayıkladım biraz. Bir adet Anadolu Rock belgeseli, bir de Fantastik Türk sineması belgeseli var mesela. Factory Girl, Grev, 10 Kano, Hana, This Filthy World, Running With Scissors, Hottest State, Delirous, Holywoodland..."

"Kaç film seçtin abi sen?"

"Ne bileyim, sen iyi film var mı dedin, sayıyorum. Hepsine ben de gidemem zaten."

"E, ne seçiyorsun o zaman?"

"Ya bu iş böyledir. Bazen gidemeyip hayıflanmak için de liste yaparsın. Hem bir dakika ya, sen hem film sorup hem de çok film saydığımdan mı şikayet ediyorsun?.."

"Yok birader, serin ol. Filmleri hallederiz. Şey diyecektim, senin kolilerden bizim basket takımının fotoğrafı çıktı mı?"

"Abi sordun, yok dedim. Riko sordu ona da yok dedim. Çıkarsa da bizim salak basket takımımızın fotoğrafını Sotheby’s’de açık artırmada satıp, parayla Karayipler’de hamak insanı olmak gibi bir planım yok. Haber vereceğim. Niye kıymete bindi ki o fotoğraf zaten?.."

"Riko mu uzunmuş ben mi, göreceğiz."

"Oğlum, Mahmut’u hatırlıyor musunuz siz? Bizim mahalleden, hani İTÜ’de oynardı. Maho?.."

"Evet, Maho?.."

"Kaçtı abi Maho’nun boyu?.."

"İki metre altı santim..."

"Aynen canım kardeşim. Yani hanginizin uzun olduğunuzu 20 yıldır tartışıyorsunuz. Aksi Eczacı Teyze’nin dükkanında ölçtüğümüz günü bile hatırlıyorum. Aynı ulen boyunuz işte. Maho, başka bir metreye geçmiş insandı, biz onun yanında çocuk gibi kalırdık. İki metre ve bir de altı santim. Siz hálá boy yarıştırıyorsunuz. Pes. Hem zaten 10 gündür nostalji manyağı olmuşum, bir damla nostalji alacak yerim kalmadı... Çaktın mı köfteyi, ibiş?"

"Sen televizyonla itiş abi, ben aradan çekiliyorum..."

"Ben ikinizden de uzundum, hálá da öyleyim!"

"Tamam amiral, tamam genç, tamam..."
Yazarın Tüm Yazıları