"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Tecavüzcü sürüsü

<B>BİZ ‘‘Köşeler babamızın malı değildir’’</B> dedikçe, köşe başlarındaki hayasızlık daha da azıyor.

Adam, orduda üç beş kişinin katıldığı bir tecavüz iddiasıyla ilgili olarak bütün Silahlı Kuvvetler'e ana avrat gidiyor.

Yazısının başlığını ‘‘Tecavüzcü Sürüsü’’ koymuş.

VATAN KİSVESİ

Bölücü çetelere karşı bu ülke tarihinin en büyük mücadelelerinden birini verip muzaffer çıkmış orduya bakın ne diyor:

‘‘Yıllarca vatan mücadelesi kisvesi altında sürdürdüğünüz savaşın gerçek hikáyesi sonsuza kadar zafer kasalarınızda kilitli mi kalacaktı?’’

Evet yanlış okumadınız.

‘‘Tecavüzcü Sürüsü’’ başlıklı yazının altında, bu ülkenin ordusunun verdiği vatan mücadelesi bakın nasıl bir ifadeye indirgenmiş?

İşte o malum ‘‘Türk aydınının’’ şerefli bir orduya bakışı.

Binlerce şehit verilerek yapılmış bir mücadele, ‘‘vatan mücadelesi kisvesi altında südrürülen savaş’’ haline getirilip ayaklar altına alınıvermiş.

Ne diyeceğiz bu cümleye?

‘‘Aydın muhalefeti mi?’’

‘‘Eleştirel bakış mı?’’

Hadi oradan.

Tecavüzcü sürüsüymüş.

Asıl tecavüzcü sürüsü bunlar.

Devletlerinin yaptığı her şeye tu kaka diyen, ordusunun attığı her adıma nefret kusan kafalar.

Toplumdaki sayıları üç beş, ama köşelerde üreme hızları tavana vurmuş.

Tecavüz olayı yargıya intikal etmiş.

Bu pisliği yaptığı iddia edilenler üç beş kişi.

Ama kim olduğu bilinmediği için 405 insan zan altında.

Silahlı Kuvvetler de, ‘‘Suçlu varsa ortaya çıksın’’ istiyor.

TEFERRUAT

Ama sözde aydın için bütün bunlar teferruat.

Varsın yapan üç beş kişi olsun.

Sen muhalifsin ya, yak bütün orduyu gitsin.

Bir de bunun üzerine birikmiş öfkeni, iptidai kinini monte et.

Koskoca bir vatan mücadelesini bir cümlede ‘‘vatan mücadelesi kisvesi altında yapılan savaşa’’ indirge.

Üstüne de ‘‘Tecavüzcü Sürüsü’’ yaz.

O köşe babanın malı ya.

Kimse elini tutamaz ya.

Bunun adı ‘‘düşünce özgürlüğü’’ ya.

Çiz, karala, hacamat et gitsin.

Şerefli bir ordu harcanmış, binlerce şehidin kemikleri sızlamış, ne gam.

YANLIŞ MI DÜŞÜNÜYORUM

Sen akşam Beyoğlu'ndaki malum cemaatinle bir araya geldiğin zaman, birkaç mukallidinden ‘‘helal olsun’’u alırsın.

Zaten o gece vurduğun voli de bu olur.

Soruyorum.

Böyle insafsızlık olur mu?

Bir günlük marjinal racon uğruna mazisi fedakárlıklarla dolu, halkının gözünde hep bir numarada kalmış bir kurum böylesine pespaye cümlelerle karalanabilir mi?

Söyleyin Allah aşkına ben mi yanlış düşünüyorum?..

Bunun neresi aydınlık, neresi entelektüellik, neresi gazetecilik, neresi dürüstlük...

Ben tecavüz olaylarına en büyük tepkiyi gösteren gazetelerden birinde çalışıyorum.

Hiçbir tecavüz olayı karanlıkta kalsın istemem.

Tam aksine aydınlanması için elimden geleni yaparım.

Ama üç beş kişinin yol açtığı pis bir tecavüz yüzünden koskoca bir ordu yerle bir edilebilir mi?

Ne izan kalmış, ne adalet duygusu.

Ne haya, ne utanma...

Bunun adı, ‘‘entelektüellik’’.

Kendini alkışlayan cemaati, İstanbul'un üç beş kişisi ile bölücü örgütün Goebbels'leri.

Sen çıkıp bu hayasızlığa tepki gösterince de, adın ‘‘aydın düşmanına’’ çıkıyor.

UMUDUMU KESİYORUM

Tecavüzcü sürüsüymüş.

Bunları gördükçe, köşelerden umudumu iyice kesmeye başlıyorum.

Oraları artık kurtarılmış iftira bölgeleri haline gelmiş de haberimiz yokmuş.
X